☰
✕

Yeni Yıl Muhasebesi

Yeni yıl, dünyanın pek çok yerinde değişik şekillerde kutlanır. Havai fişekler patlar, ışıklandırmalar yapılır, eğlenceler düzenlenir. Bazı yerlerde ise değişik sebeplerden ötürü hiçbir kutlama yapılmaz.

Çocukluğumun 70’li yıllarında, bir sahil kasabasındaki yeni yıl kutlamaları genelde komşuların bizim evde toplanıp yenilip içilerek TRT 1’deki yılbaşı programını izlemek olarak özetlenebilir. O zamanlar her evde televizyon, kanal olarak da TRT’den başkası yoktu. Şunu çok iyi hatırlıyorum ki bir taşra kasabasında dahi “Aman gâvur âdeti, günah, biz Hristiyan değiliz” gibi laflar edilmezdi. Bu lafları sonradan duymaya başladık.

Neyse, konuyu dağıtmayalım. Pek çok kişi yeni yılda önceki yılın muhasebesini yaptığını söyler. Kaç kişi gerçekten bu muhasebeyi yapar ve hangi bakış açısıyla yapar, bilinmez.

Şirketler de önceki yılın ardından kapsamlı muhasebeler yaparlar. Geride bıraktıkları yılın tüm faaliyetlerini titiz bir şekilde yeniden masaya yatırır, başarısız oldukları konulara odaklanarak önlerindeki faaliyet dönemi için bir strateji hazırlarlar.

Esasında böyle bir muhasebeyi yapan bireyler de vardır: “Ne kazanmışım ne harcamışım nereye yatırım yapmışım, yaptığım yatırımın şimdiki değeri ne olmuş, şuna değil de buna yatırım yapsaydım ne olurdu?” filan gibi…

Şimdi diyeceksiniz ki: “Ne tasarrufu ne yatırımı, geçinemiyoruz bile…” Doğrudur. Bizim memleketin mükerrer hallerindendir. Geçmişte de “kemerleri sıkıyoruz” denirdi; kemerleri sıkın diyen ekâbir, halkın “kemeri sıka sıka kemerde delik açılacak yer kalmadı” itirazına pek önem vermezdi. “Ha altı ay sonra, ha bir yıl sonra, az kaldı iki yıl sonra rahatlayacaksınız” diye diye avuturdu milleti.

Kimisi “2025 benim için hiç iyi geçmedi” diyebilir. Neden? Hasta oldum. Kocam beni aldattı. Karım beni boşadı. En yakın arkadaşımla bozuştuk. Kardeşim miras hakkımı vermedi. Bizim oğlan derslerini boşladı, okulu bıraktı, baş edemiyoruz. Kız internetten birisiyle tanıştı, ne olduğu belli değil, kaçıp gidecek diye korkuyoruz. Üst kata bir komşu taşındı, Allah muhafaza, evimizde huzurumuz kalmadı. Her gün gürültü, patırtı, uykularımız haram oldu… vs. vs.

“Bana göre çok iyi bir yıldı 2025” diyenler de çıkar: İşimde terfi aldım. Maaşım arttı. Yeni ev aldık, lüks bir sitede. Abi arabayı değiştirdim, yok böyle bir araç. Çocuk üniversiteyi kazandı, çok şükür hayırlısıyla bir bitirse… Bu yıl iyi mahsul aldım, kuraklık oldu ama yine de ele güne muhtaç olmayız. Maaş yetmiyor, kredi kartına hep erteleme yapıyorum, bir yerde patlayacağız ama bakalım nerede… vs. vs.

Bunlar hep günlük hayatlarımızda yaşadıklarımızdan ya da şahit olduklarımızdandır. Hepsi insan denilen varlığın maddi bakış açısıyla yaptığı değerlendirmelerdir.

Hepsi yaşam koşullarına işaret eder. İnsanların doğrudan mutluluk ve mutsuzluk sebepleri olabilirler. Çünkü mutluluk ve mutsuzluk yaşam koşullarına bağlı olarak değişir. Koşullar değişirse mutlu veya mutsuz olur insan.

Hayat kendi dinamikleri içinde hem negatif hem de pozitif yönde çalışan olaylar, deneyimler sunar muhataplarına. Her zaman bizi sevindirecek, mutlu edecek şeyler ummak ya da hep kötü beklentiyle karamsar ruh halinden çıkamamak, hayat dediğimiz işleyiş sisteminin matematiğine uygun değildir.

Madem muhasebe etmekten girdik lafa, bir başka bakış açısıyla da muhasebe yapabilir miyiz geride bıraktığımız yılı? Ona bir bakalım.

Mesela geçen yıl hayatınızı sarsan neler yaşadınız? Ve bu olaylar karşısında nasıl tavır aldınız? Tepkiye tepkiyle mi cevap verdiniz, yoksa aklıselim bir yol tutabildiniz mi? Kimlerin hukukuna girdiniz? Kimlerin gönlünü kırıp incittiniz? Birisine –eşinize, akrabanıza, arkadaşınıza, çocuğunuza– zulmettiniz mi? Hata yaptığınızın farkına varabildiniz mi? Yaptığınız hatayı düzeltmek, telafi etmek, kırılan kalbi onarmak için çaba gösterdiniz mi? Bir yere park ettiniz, birisi geldi çıkışınıza imkân vermeyecek şekilde aracınızın önüne veya arkasına park etti. Çıkacaksınız ama çıkamıyorsunuz. Ne yaparsınız?

 Bahçe katında oturuyorsunuz, güzel bir peyzaj var, özellikle seçtiğiniz bir lokasyon. Üst kattaki komşularınızdan biri sürekli sigara izmariti atıyor; sabah kalktığınızda gördüğünüz manzara hiç hoşunuza gitmiyor, yönetim filan işe yaramıyor. Ne yaparsınız?

Karşılaştığımız olayları, başımıza gelenleri seçemiyoruz. Fakat olaylar karşısındaki tavır ve tutumumuzu seçebiliriz. İşte bu seçimlerimiz dış koşullardan bağımsız olarak iç huzurumuzu belirler.

Sufiler, deniz ve dalga metaforunu kullanırlar huzuru daha iyi anlatmak için. Yüzeydeki dalga ve fırtınayı dünyanın geçici sıkıntılarına benzetip, yüzeydeki bu çalkalanmaya rağmen derinlerde daima sükûnet ve engin bir huzurun olduğunu söylerler.

İnsanız, elbette yaşadıklarımız sebebiyle bazen alabora olabiliriz. Bu geçicidir. Aslolan derunumuzda sükûneti ve huzuru muhafaza edebilmektir.

Maddi kazanımlar, yeni evler, lüks arabalar, terfiler… Hepsi gelip geçicidir. Bir hastalık, bir ekonomik sarsıntı, bir kayıp hepsini bir anda sıfırlayabilir. O halde “Sadece ne kazandım ne kaybettim?” değil, “Bu yıl nasıl bir insan oldum? Neyi daha iyi yapabilirdim?” gibi soruları kendimize yöneltmeliyiz. Bunu uzun aralıklarla değil, sık sık yapmalıyız.

Ekseriyette madde ve tüketim odaklı bir yaşam anlayışı hakim. Oysa insan hem maddi ihtiyaçları hem de manevi ihtiyaçları olan bir varlıktır. Çoğumuz mutluluğu sahip olduklarımızda ve anlık hazlarda ararken manevi varlığımızla aramıza koyduğumuz mesafelerin farkına varamıyoruz bile..

Bu sürekli tepkili olma halleri, bu öfkeler, tebessüm edemeyen yüzler, kronik depresyonlar manevi varlığımızın feryatları, kendini hatırlatma çabalarıdır kanaatimce.

Samimi bir selam, içten bir sohbet, gönülden kucaklaşma, beklentisiz bir yardım eli ya da minik bir iyilik gibi şeyler yavaş yavaş hayatlarımızdan uzaklaşıyor.

Oysa kalıcı huzur, tam da bu insani bağlarda saklıdır. Bir de böyle muhasebe edelim kendimizi.

Dalga denizin fıtratındandır. Geçicidir. Derinlerdeki huzurun peşinde olalım.

Yeni yılınız kutlu olsun.

Esenlikler dileğiyle

ASİYE ÇİFT ŞAHİN