Ulaştırma Bakanı açıklama yapmış;
30 Ağustostan -5 Eylül'e kadar bütün otoyollar ve köprülerden geçişler ücretsiz olacakmış.
Fakat yap-işlet-devret modeliyle olanlar hariç. Yani, Avrasya Tüneli,Yavuz Selim ve Osmangazi Köprüleri.
Altına sokulduğumuz taahhütün yükünü çekiyoruz, bari bayram günü sefasını sürseydik.
Aslında bu bile verilen taahhütlerin ağırlığını gösteren önemli bir ayrıntı.
Taahhüt o kadar fazla ki; bayram yoğunluğundan oluşacak gelir gözden çıkarılamıyor.
Ülkemizde 1984 -1987 arasında çıkarılan yasalarla uygulamaya alına yap -işlet-devret modeli,
1994 yılında çıkarılan başka bir yasa ile genişletilmiş.
Yasanın genel gerekçesi kamu kaynaklarının yetersizliği üzerine kuruludur.
Osmanlı Devleti, demiryolunu yapacak şirkete elli yıl boyunca şirket sermayesinin % 6 sı kadar bir kârı garanti ediyordu.
Kâr bunun altına düşecek olursa da, bunu karşılamayı da taahhüt ediyordu.
Bu şirketler için, demiryolunun yapım süresince, çevresindeki toprakların, madenlerin ve ormanların kullanım hakkı bedava idi.
Demir yoluna 45 km. uzaklıktaki madenlerin kullanımında cüz'i bir vergi veriyorlardı. Bu işleri yapanlar kimler? İngiliz, Alman, Fransız firmaları.
Bugüne gelirsek; kimsenin köprüye yola karşı olduğu yok.
Bu işlerin ağır koşullarla ihale edildiğini konusunda yetkin olan kişiler rakamlarla ve mukayeseli olarak ortaya koyuyorlar zaten.
İstatistiklere dayanan Bakanlık açıklaması, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan ve Osmangazi köprülerinden geçen araç sayısının, garanti edilenin üçte biri oranında olduğunu gösteriyor.
Peki kalan kısım ne oluyor?
Onu da hazine tıkır tıkır bu firmaların hesabına yatırıyor.
Hazine nedir?
Hepimizin ortak varlığıdır.
Yani ,sabah musluğu açtın,elini yüzünü yıkadın,telefonla konuştun,aracına yakıt aldın,çocuğunun okul masrafını karşıladın ,tatile gittin,kitap aldın,kasaptan kıyma aldın,işte tüm bunlardan devletin aldığı pay ile doldurulan bir havuzdur hazine dediğimiz şey..
Demek ki;yapılan yaptırılan her işte musluğu açıp bir bardak su içen her vatandaşın hakkı var.
Bir de şehir hastahaneleri var.
Arsa hazineden.
Bina bitti, kira hazineden.
Hastahane etrafındaki ticari kurumların işletmesi ihaleyi alan firmanın hakkı ve bu kurumlar vergi muafiyetli.
Oralarda bir devlet hastahanesi varsa kapatılacak.Üstelik,devlet hastahanesine ait bina ve arazi ile ilgili tasarruf ,şehir hastahanelerini yapanların hakkı olacak ..
Bu kadar mı?
Bir de %70 doluluk garantisi var.
O nasıl olacak?
O iş çoktan bitti..
Ne zaman?Taaaa,1984 yılında..
Erzincan'ın Tercan ilçesi,Çadırkaya Köyünden ‘Katır Salih’ dedenin buğday ambarını boşalttıkları gün.
O bambaşka bir hikaye..
Anlatırız inşaallah..
Veren zamanın hükumeti .
Alan vatandaş.
Değişen bir şey yok.
Oyun aynı ,oynayanlar aynı..
Cefayı çeken hep fakir millet.
Direnen de, Sâlih’lerin devamı.
Yap-işlet -dert et demem ondan.
Selam ve umut ile..