☰
✕

YANDINIZ DİNCİ ZALIMLAR!

Bir kaç gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan bir yönetmelik var.

İçeriği kısaca şu; yeni açılacak bütün okullara abdesthane ve mescit zorunluluğu getirilmiş.

Tabii böyle bir durumda çok rahatsızlık duyulan kızlı-erkekli okul düzenininde değişmesi söz konusu oluyor. Yani karma eğitim kalkar yerine haremlik-selamlık gelir…

Hemen akabinde kollar sıvanmış, Milli Eğitim’in Din ve Ahlak bilgisi dersiyle ilgili müfredatta değişiklik ya da ilavelere dönük çalışma başlatılmış.

Artık öğrencilerimiz din dersinde, şeriata göre el kol kesme cezası, kısas cezası, diyet, recm ve sopa vurma cezasını, evlilikte eş sayısını, şeriata göre eş boşamayı öğrenmeye başlayacak. 

Yaşasın!

Harika!

Yandınız zalımlar.

Ne kol kalır çoğunuzda ne bacak

Hem de çapraz kesilecek

Ayet böyle.

Sol kol kesiliyorsa,

Tam çaprazı olan sağ bacak da gidecek.

Yeni bir iş kolu doğabilir.

Protez bacak, protez el.

Ya da bütçeye göre, plastiğinden el yapımı ahşap olanına kadar koltuk değneği üretimi ciddi bir iş alanı haline gelebilir.

Öğretmek istediklerinin hepsi şeriat kanunları. Şimdi laik olanlar ve Atatürkçüler panik olabilirler. Korkmayın ayol!

Mesele kanun değil.

Mesele kanunu anlamak

15 yıldır memleketi yönetenler dindar.

Camilerden yargıya, eğitimden bürokrasiye, ticaret odalarından ziraat odalarına, muhtarlıklara kadar olmadıkları bir yer yok. Aha da ülkenin durumu

Hala, “Sakal bırakın, bıyık bırakın” gibi şekille, türbanla Müslüman olduğunu zannedenleri çoğaltmayı başarmış bir zihniyet.

Anlamışlar mı Kuran'ı?

Zerre kadar anlamamışlar

Kuran; adalet, din-vicdan hürriyeti, meşveret, ehliyet yani liyakat demektir.

Şeriata evet diyorum.

Fakat yorumu ve uygulamayı, “Aklını işletenler” yapmalı.

Yine Kuran tanımıyla, “Yeryüzünde debelenenlerin en kötüsü aklını işletmeyen sağır ve dilsizlerdir.”

Tanımın muhteşemliğine bakın.

Debelenenler, yani aklını kullanmayanları solucan, fare, yılan, çiyandan da kötü

Şimdi kanun nedir?

Adalettir.

İsminde, “Adalet” kelimesi geçiyor diye bir siyasi akım adaletli olmuyor.

Cüppe, sakal, sarık, badem bıyık, türban, namaz, oruç da Müslüman olmaya yetmiyor.

Güncelde, memleketin yüzde 50’si adalet diye başlayan bir harekete destek veriyorsa, adaleti tesis etmekle yükümlü olanlar, “Yav he he” gibi sığ alt kültür halleriyle, meşveret yapmaktan uzak kibir içindeyse, Maun süresi çarpar onları

Dinciler ile dindarları karıştırmayalım.

Dindar olanı tanımlamayı da gereksiz görüyorum. Ama kısaca namazını, niyazını milletin gözüne sokmayan, inancını hiçbir menfaat adına kimseye ipotek etmeyenlerdir.

Şu ortalıktan eksik olmayıp durmadan fetva veren kim varsa, unvanı ne olursa olsun, inançtan rant devşiren, dincilerdir. Onlar Allah’ın ayetlerini eğip, büküp satanlardır.

Bu dinci denilen kesim maun süresinden hiç söz etmez.

Onlar referandumla ilgili, “Evet farzdır”

fetvası verirler, rüşveti meşru kılma fetvası verirler, haram parayla hac bal gibi olur ayarındadırlar.

Ee normal tabii. “Bal tutan parmağını yalar.” Bunlar parmağın birini yuttular. Dört parmak kaldılar, adına da "Rabia" dediler.

Laikler, ateistler, deistler korkmayın.

Şeriat kanunları sizlerin yaşam tarzına uygun

Dinciler siz korkun ve titreyin. Elektrikli kol bacak kesicilerini hazırladık ona göre.

Maun süresi; “Dini inkâr edenler yoksulu doyurmayan, kamu gelirlerini adaletli bir şekilde dağıtmayan gösteriş için ibadet eden dincilerdir” der. Demekle de kalmaz suresi, “Dinin direği olarak” bilinen namazlarını da lanetler.

Kamu gelirlerini adaletli dağıtmamaya örnek mi istersiniz?

Sn. Cumhurbaşkanının korumalarının baklava parası. Ne kadar, 99 bin TL'cik. Bir öğünlük baklava ihtiyaçları korumalarımızın. Ee haliyle enerji lazım. Tekme tokat millete girişmek için.

Kime ödeniyor?

FETÖ’den tutuklanan Kavurmacıoğlunun kayın babasına.

O kim?

Ay sormayın artık.

Aklını işletmeyenler için yine de söyleyelim; Topbaş ayol, Topbaş.

Hadi hep birlikte tekbir,

ardından dört parmak, Rabia.

Hamdolsun! Elhamdülüllah!

Biz hazırız şeriat(KURAN'I KERİM) kanunlarına. Kuran'dan başka söze -hadise ihtiyaç var mı?

Siz de hazır mısınız dört parmaklı zalımlar?

Selam ile

Umut ile

Adalet ile...