Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı, Istranca ormanlarının içinde yemyeşil doğası, dereleri ve temiz havasıyla bilinen Hamidiye köyünde yıllar içinde yaşanan büyük değişim köylüleri üzüyor.
Köylülerin anlatımına göre bir dönem 80-90 haneye ulaşan Hamidiye’de bugün sürekli yaşamın olduğu hane sayısı yaklaşık 20’ye kadar geriledi.
Köy sakinleri, baraj ve İstanbul’un içme suyu havzası çalışmaları gündeme geldiği dönemde birçok ailenin tarla ve arsalarını gönüllü olarak İSKİ’ye devrettiğini, ardından da köyden ayrıldığını anlatıyor.
Yıllar sonra doğup büyüdükleri topraklara dönmek isteyen bazı aileler ise artık kendilerine ait yerlerinin bulunmaması nedeniyle köye dönemiyor.
“O ZAMAN VERDİLER, ŞİMDİ ÇOK PİŞMANLAR”
Hamidiye köyü sakinlerinden Bahtiyar Özen, köyün eski günlerini özlemle anlatıyor.
Özen, yıllar önce köyden ayrılan birçok kişiyle görüştüğünü belirterek, arazilerini verenlerin bugün büyük pişmanlık yaşadığını söyledi.
“Eskiden bu köy cıvıl cıvıldı. İnsan vardı, çocuk vardı, hayat vardı. Şimdi köy söndü. Gidenlerin çoğuyla konuşuyoruz, dönmek istiyorlar ama dönecek yerleri kalmadı” diyen Özen, Hamidiye’nin eski canlılığından eser kalmadığını ifade etti.
BARAJ GELDİ, KÖYÜN HAYATI DEĞİŞTİ
Hamidiye, İstanbul’un su ihtiyacının karşılanmasında kullanılan Istranca sisteminin önemli noktalarından birinde bulunuyor.
Pabuçdere ve Kazandere barajlarının 1990’lı yıllarda yapılması, Hamidiye ve çevresindeki kırsal yaşamı da doğrudan etkiledi. Yapılan araştırmalarda köy merkezinin su altında kalmadığı ancak Hamidiye’nin tarım ve orman arazilerinin önemli bölümünün baraj alanları ve koruma kuşaklarından etkilendiği belirtiliyor.
Köylüler ise yıllar önce arazilerini devretmelerine rağmen, verdikleri bazı tarla ve alanlarda bugün hâlâ bekledikleri ölçüde bir çalışma yapılmadığını öne sürüyor.
Bu durum, “Topraklarımızı verdik ama köyümüz de elimizden gitti” tepkisine neden oluyor.
“KÖYÜN ESKİ İHTİŞAMI KALMADI”
Bahtiyar Özen’e göre mesele yalnızca nüfusun azalması değil.
Bir zamanlar çevre köylerden insanların uğradığı, bağ ve bahçelerinde üretimin yapıldığı, sokaklarında hayatın aktığı Hamidiye bugün sessizliğe bürünmüş durumda.
Boş kalan evler, kullanılmayan araziler ve azalan nüfus köyün görünümünü de değiştirdi.
Özen, “Eskiden herkesin bahçesi, tarlası vardı. İnsanlar üretirdi. Şimdi baktığınızda köy virane gibi. Doğamız hâlâ güzel ama insan olmayınca köy de yaşamıyor” sözleriyle yaşanan değişimi anlattı.
ISTRANCALARIN ORTASINDA BİR OKSİJEN DEPOSU
Hamidiye’nin en büyük zenginliği ise hâlâ doğası.
Istranca ormanlarının içinde yer alan köy; Pabuçdere çevresi, ormanları, dereleri, yeşil alanları ve temiz havasıyla Trakya’nın doğal güzelliklerini bünyesinde barındırıyor.
Bölgede ormanlık alanlarla iç içe uzanan yollar, küçük tarım alanları ve geleneksel köy evleri Hamidiye’nin geçmişten kalan kırsal dokusunu hâlâ yaşatıyor.
Ancak köylüler, doğanın tek başına bir köyü ayakta tutmaya yetmediğini düşünüyor.
“DÖNMEK İSTİYORUZ AMA NEREYE DÖNELİM?”
Hamidiye’den ayrıldıktan sonra İstanbul ve çevre kentlere yerleşen bazı ailelerin özellikle son yıllarda yeniden köye dönmeyi düşündüğünü belirten Özen, en büyük sorunun arazi olduğunu söylüyor.
Köylülerin iddiasına göre geçmişte baraj ve havza çalışmaları nedeniyle ellerinden çıkardıkları taşınmazların ardından yeni bir yaşam kurabilecekleri alan kalmadı.
Bu nedenle yıllar önce köyden ayrılanlar bugün doğdukları yere dönmek istese bile ev yapacak ya da yeniden üretime başlayacak arazi bulmakta zorlanıyor.
KÖYLÜLERİN İSTEĞİ: HAMİDİYE YENİDEN YAŞASIN
Hamidiye’de kalanların beklentisi köyün tamamen unutulmaması.
Köylüler, kullanılmayan alanların durumunun yeniden değerlendirilmesini, köye dönmek isteyen eski sakinlere çözüm üretilmesini ve Hamidiye’nin yeniden üretim yapılan, insanların yaşadığı bir köy haline gelmesini istiyor.
Yıllar önce İstanbul’un suyuna katkı sağlamak amacıyla topraklarından vazgeçtiklerini söyleyen köylülerin bugün tek arzusu var:
Hamidiye yeniden eski günlerindeki gibi cıvıl cıvıl olsun.