Bugün, sizlere müjdeli bir haberim var değerli okurlar.
Hep olumsuz şeyler yazarak, kararttık epey ortalığı.
Hadi gözünüz aydın!
Gösteriş, ihtişam, debdebe, bitiyormuş.
Canım Başbakanım Binali Yıldırım: ‘
"2018 yılı tasarruf yılı. Şaşaa, debdebe bitiyor. Hiçbir şekilde güvenlik ve acil konular dışında devlete, belediyelere, oraya buraya yeni araç alımı yok, dükkânı kapattık.” demiş.
İyi haber bu, sevinmelisiniz diyesim var. Ama debdebeli, gösterişli günlerin faturasını debdebe düşkünleri değil, bizler ödeyeceğiz malesef.
Yine iyi haber veremedik.
MTV 'den ve refarandumda kaldırılıp sonra minicik düzeltmelerle güncellenen diğer vergilerle debdebe-zedeler olarak üstümüze düşeni yapmak zorundayız.
Satacak bir şey de kalmadı.
"Hepsi babalar "gibi satıldı.
Hem peygamberin sünnetini tartışanlara ayar verilecek, hem de debdebe ile hükümet edilecek.
Ayol her şeyi bilirsiniz de, peygamberin mütevazi hayatını bilmez misiniz?
Yoook olmaz.
İtibardan tasarruf olmaz.
Milletimizden topladığımız vergileri kendi cüzdanımızdan, şahsi hesaplarımızdan harcanan paralar titizliği ile kılı kırk yararak kullandık demiyor.
Ne diyor?
"Şaşaaa, debdebe bitti "diyor.
İyi de, milletten emaneti debdebe yapmak için mi aldınız?
Emanet ile debdebe yapıp, uydurduğunuz din ile debdebenizi iyi örttünüz.
"Dükkanı kapattık" lafının karşılığına gelince;
Dükkanı kapattık "iflas ettik " demektir.
Genelde, iflasa konu olan kayıplar bu konuda emeği olmayan "abidig-gubidik "mirasyedilerin kolaylıkla dillendirebileceği bir ifadedir.
"Amaaan taş attım da kolum mu yoruldu "hafifliğini de
Çağrıştırabilir.
Tabii herkese değil, sadece "hainlere"gelir bu çağrışım.
Memleketin başbakanı"dükkânı kapattık"şeklinde bir özet yapıyorsa, durum vahim bir itiraftır.
Demek ki "birileri bu ülkenin her şeyine "madik attı"
Kim onlar acaba?
Dibdibe uzun yıllar geçirilen Anadolu kapatanları olabilir mi?
Dipdibe ve debdebe
Hani bir tane hödük vardı;Cengiz İnşaat ,"hani bu milletin ....... koyacağız"diyen herif. Dediğini yaptı valla
Kamu ihalelerini mıknatıs gibi hep kendilerine çeke çeke, büyüdüler bunlar
Eee ihale demek, bir sürü can sıkıcı detay ve taahhüt de demektir.
Ay onu mu dert edecekler?
İhale kanunu,
50. kez değiştirmeye ne kaldı,8 defa daha içine daldık mı, tamamdır.
Bir ay evvel, bu ihale işini, cami avlularındaki ihale pazarlığını havuzun Abdurrahim Dilipak'ı yazmıştı. Hem de ne yazmak.
Neden ihale diyorum da, ihtişamlı saray,125 bin araç, bina, şu bu demiyorum. Onlar da var tabii.
Ama asıl kamu zararı usulsüz ihalelerde oluşuyor.
Küçük bir örnek verelim: Milli Eğitim Bakanlığı’nın, 4+4+4 yasası,11 Nisan 2012’de yürürlüğe girdi. Müfredat değişti haliyle.
Mayıs 2012’de eski müfredata uygun 1. sınıf ders kitapları basımı ihale edildi.
Bu ihale için, yaklaşık 13 milyon TL ödendi.
Sonra ne oldu?
Müfredat değiştiği için bu kitaplar imha edildi ve yeniden bastırıldı.
Çifte kavrulmuş fıstık gibi iş.
İhaleyi kim aldı dersiniz?
Ne istedilerse verilenler.
Hain kim, vatanperver kim, yiyen kim, yediren kim, kimin malı kime verildi?
Umarım bir gün bu hesaplar görülür.
Ne der atalar; işten artmaz, dişten artar. Hem debdebe, hem tasarruf olmaz.
Vergi, vergi, vergi.
Bu vergiler nereye gidiyor?
Kim denetleyecek Sayıştay.
Sayıştay denetleme yapabiliyor mu?
Nerdeeee?
Canım başbakanım "herkes işine baksın"demiş konuşmasının bir yerinde.
Yani artık hampa yok demek istemiş.
Ne güzel bir haslettir işine bakmak, işini layıkıyla yapmak.
"İşi ehline vermek" ise peygamber sünnetidir.
Sünneti, sakaldan, ibaret görenler, sakal peşinde koşarken, haliyle böyle önemsiz detayları atlatabiliyorlar.
Netice itibariyle; Hurmayı yiyenler başka, tırmalananlar ise hurmanın çekirdeğinden bile nasiplenemeyenler oluyor hep.
"Umut fakirin ekmeğidir" derler ya,
Selam ve umut ile diyelim...