Marmara’da meydana gelebilecek büyük bir depremin yalnız İstanbul’u değil, Tekirdağ’ı da doğrudan ilgilendirdiği resmi verilerde açık biçimde görülüyor. AFAD, Tekirdağ İl Afet Risk Azaltma Planı çalışmalarında depremi ilin öncelikli afet tehlikeleri arasında değerlendirirken, MTA’nın 2026 Türkiye Diri Fay Haritası da Tekirdağ ve yakın çevresindeki aktif tektonik yapıları ortaya koyuyor.
TEKİRDAĞ DEPREM BÖLGESİNDE Mİ?
Tekirdağ için geçmişte kullanılan “birinci derece deprem bölgesi” ifadesi artık teknik olarak geçerli değil.
AFAD’ın 1 Ocak 2019’da yürürlüğe giren Türkiye Deprem Tehlike Haritası, illeri “1’inci, 2’nci, 3’üncü derece” şeklinde sınıflandırmak yerine, belirli noktalardaki yer ivmesi değerlerini esas alıyor. AFAD ayrıca bu haritanın yerel zemin kaynaklı sıvılaşma, zemin büyütmesi ve farklı oturma gibi etkileri tek başına göstermediğinin özellikle altını çiziyor.
Dolayısıyla Tekirdağ’daki gerçek risk yalnızca “faya kaç kilometre uzaklıkta?” sorusuyla açıklanamıyor. Fayın konumu kadar binanın yaşı, taşıyıcı sistemi, zemin özellikleri, yeraltı suyu, yapılaşma yoğunluğu ve sanayi tesislerinin niteliği de ortaya çıkabilecek sonucu belirliyor.
KUZEY ANADOLU FAYI TEKİRDAĞ’IN HEMEN GÜNEYİNDE
Tekirdağ açısından en önemli tektonik yapı, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Marmara Denizi içerisinden geçen kuzey kolu.
MTA’nın 2026 yılında yayımladığı güncel Türkiye Diri Fay Haritası, Marmara Denizi ile Şarköy-Gaziköy çevresindeki diri fay sistemlerini ayrıntılı biçimde gösteriyor. Fay sistemi Marmara Denizi içerisinden batıya doğru ilerleyerek Şarköy çevresinde karaya çıkıyor ve Ganos üzerinden Saros yönüne uzanıyor.
Bu nedenle özellikle Şarköy, Süleymanpaşa ve Marmaraereğlisi, Marmara Denizi kaynaklı güçlü depremlerde Tekirdağ'ın yakından izlenen yerleşimleri arasında bulunuyor.
1912 DEPREMİ TEKİRDAĞ’IN HAFIZASINDA
Tekirdağ'ın deprem geçmişindeki en önemli olaylardan biri 9 Ağustos 1912’de meydana gelen Mürefte-Şarköy depremi.
MTA çalışmalarında büyüklüğü Ms 7,4 olarak verilen deprem, özellikle Mürefte ve Şarköy çevresinde ağır hasara yol açtı; Tekirdağ, Gelibolu ve Çanakkale’de de çok şiddetli hissedildi. Araştırmalar, depremin Ganos Fayı üzerindeki büyük kırılmalardan biri olduğunu ortaya koyuyor.
Aradan geçen sürenin uzunluğu tek başına yeni bir depremin zamanını söylemeye yetmiyor. Bilimsel olarak bir depremin günü ve saati önceden belirlenemiyor.
ŞARKÖY: FAYIN KARAYA ÇIKTIĞI KRİTİK NOKTA
Tekirdağ ilçeleri arasında fayla ilişkisi en açık görülen yerlerin başında Şarköy geliyor.
MTA verilerine göre Kuzey Anadolu Fay Sistemi'nin Marmara’daki devamı Gaziköy çevresinden karaya çıkarak Ganos Fayı olarak batıya uzanıyor. Şarköy-Mürefte hattının 1912’de büyük bir deprem yaşamış olması, bölgenin aktif tektonik karakterinin tarihsel kanıtlarından biri olarak kabul ediliyor.
Şarköy açısından yalnız bina güvenliği değil; kıyı yerleşimleri, ulaşım bağlantıları, heyelan potansiyeli ve tahliye olanakları da afet planlamasında önem taşıyor.
SÜLEYMANPAŞA: DEPREME TSUNAMİ TEHLİKESİ DE EKLENİYOR
Tekirdağ’ın en yoğun nüfuslu kıyı yerleşimlerinden Süleymanpaşa’da riskin bir başka boyutu da tsunami.
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi; Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile diğer paydaşların katılımıyla Süleymanpaşa’da tsunami tehlike ve tahliye haritaları, güvenli alan işaretlemeleri, tahliye güzergâhları, bilgilendirme sistemleri ve siren altyapısına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü duyurdu.
Bu çalışmalar, “kesin şu yükseklikte tsunami olacak” anlamına gelmiyor. Ancak resmi kurumların kıyı kaynaklı ikincil afet tehlikesini planlamaya dahil ettiğini gösteriyor.
MARMARAEREĞLİSİ: DENİZE YAKINLIK RİSKİ ARTIRIYOR
Marmaraereğlisi de Marmara Denizi içindeki aktif fay sistemlerine yakınlığı nedeniyle afet planlamasında öne çıkan ilçelerden biri.
AFAD’ın Tekirdağ'da gerçekleştirdiği geçmiş deprem tatbikatlarının senaryolarında Marmaraereğlisi; yapı, altyapı, enerji tesisleri, yangın ve kimyasal sızıntı gibi çoklu afet sonuçlarının değerlendirildiği ilçelerden biri oldu.
Bu tür senaryolar bir “deprem tahmini” değil; olası bir büyük afete karşı kurumların hazırlık kapasitesini ölçmek amacıyla oluşturulan planlama çalışmalarıdır.
ÇORLU, ERGENE, ÇERKEZKÖY VE KAPAKLI’DA FARKLI TEHLİKE: SANAYİ
Tekirdağ’ın kuzey ve kuzeydoğusundaki sanayi kuşağında tablo farklılaşıyor.
Çorlu, Ergene, Çerkezköy ve Kapaklı, kıyı ilçeleri kadar aktif fayın hemen yanında bulunmasa da Türkiye’nin en yoğun sanayi ve üretim merkezlerinden birini oluşturuyor.
Bu nedenle olası bir büyük depremde yalnız binalardaki hasar değil; fabrikalar, enerji hatları, doğal gaz sistemleri, kimyasal depolama alanları, üretim tesisleri, karayolu ve demiryolu bağlantıları da önem kazanıyor.
Tekirdağ İl Afet Risk Azaltma Planı'nın depremle birlikte endüstriyel kazaları da ilin temel afet riskleri arasında değerlendirmesi bu açıdan dikkat çekiyor.
Büyük bir Marmara depreminde sanayi tesislerinde çıkabilecek yangın veya tehlikeli madde sızıntıları, depremin ardından yaşanabilecek ikincil afetler arasında değerlendiriliyor.
MALKARA, HAYRABOLU, MURATLI VE SARAY İÇİN “RİSK YOK” DENİLEMEZ
Fay hattına görece daha uzak olmak, bir ilçenin depremden etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor.
Malkara, Hayrabolu, Muratlı ve Saray’da olası hasarın boyutunu yerel zemin yapısı ile mevcut bina stokunun niteliği belirleyecek.
Özellikle eski, mühendislik hizmeti yetersiz veya güncel deprem yönetmeliklerinden önce yapılmış yapıların durumu, yalnız bu ilçelerde değil Tekirdağ’ın tamamında temel risk başlıklarından biri.
Bu nedenle gerçek bina riskinin yalnız il ya da ilçe ölçeğinde bir renk haritasına bakılarak belirlenmesi mümkün değil. Yapıya ve zemine özel mühendislik incelemesi gerekiyor.
KIYIDA ZEMİN GERÇEĞİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ
Depremin büyüklüğü kadar zeminin sarsıntıya nasıl tepki verdiği de önemli.
AFAD’ın Türkiye Deprem Tehlike Haritası zaten yerel sıvılaşma ve zemin büyütmesi etkilerini doğrudan hesaba katmadığını belirtiyor. Bu nedenle özellikle kıyı dolguları, alüvyal alanlar ve yeraltı suyunun yüksek olduğu bölgelerde yerel jeolojik-jeoteknik çalışmalar kritik önem taşıyor.
Tekirdağ için hazırlanacak mikrobölgeleme çalışmalarının önemi de burada ortaya çıkıyor: Aynı ilçenin iki farklı mahallesinde bile zemin davranışı ve deprem etkisi birbirinden farklı olabiliyor.
EN BÜYÜK RİSK FAYDAN ÇOK DAYANIKSIZ YAPI
Deprem biliminde değişmeyen temel gerçeklerden biri, fayın değil dayanıksız yapıların can kaybına neden olması.
Tekirdağ’ın önündeki kritik soru da yalnızca “Marmara’da ne zaman deprem olacak?” değil.
Asıl sorular; hangi binaların riskli olduğu, kıyı bölgelerindeki zeminlerin nasıl davranacağı, sanayi tesislerinin ne kadar hazır olduğu, ulaşım ve haberleşmenin deprem sonrasında çalışıp çalışmayacağı ve yüz binlerce insanın nerede toplanacağı.
AFAD’ın Tekirdağ İl Afet Risk Azaltma Planı da afet meydana gelmeden önce bu risklerin belirlenmesini ve azaltılmasını temel hedef olarak tanımlıyor.
TEKİRDAĞ’IN ÖNÜNDEKİ EN KRİTİK 4 BAŞLIK
Tekirdağ açısından deprem hazırlığında dört alan öne çıkıyor: riskli yapı stokunun belirlenmesi ve güçlendirilmesi, kıyı bölgelerinde zemin ve tsunami çalışmalarının tamamlanması, Çorlu-Çerkezköy-Ergene-Kapaklı sanayi kuşağında deprem sonrası yangın ve kimyasal kaza senaryolarının güçlendirilmesi ve 11 ilçede toplanma-tahliye-lojistik sistemlerinin sürekli güncel tutulması.
Çünkü Marmara’daki fay sisteminin varlığı yeni değil; değiştirilebilecek olan fayın kendisi değil, Tekirdağ’ın o depreme ne kadar hazır olacağı.
Tekirdağ’ın deprem gerçeğinde asıl alarm veren tablo da burada ortaya çıkıyor: Kent aynı anda aktif faylara yakınlık, yoğun kıyı yerleşimi, farklı zemin koşulları ve Türkiye'nin en büyük sanayi kümelerinden biri ile karşı karşıya. Büyük bir deprem gerçekleştiğinde sonucu belirleyecek temel unsur ise depremin yalnız büyüklüğü değil, bugünden alınacak önlemler olacak.