☰
✕

"TEK DÜNYA DÜZENİ"

Çoğumuz, ülkemizin geleceği ve çocuklarımızın yarınları için kaygılıyız.

Bir kısmımız ise gözlerimizin önünde olan biten her şeye rağmen "pembe giyerim pembe, pembe yakışır gence" türküsünü çığırıyor.

Keşke eşlik edebilsek.

Sürekli aldatılan ve "yanılmışız" ifadesi ile durumu idare etmeye çalışan siyasi erk'in, 10 yıl, 5 yıl, geçen yıl, ondan önceki yıl hatta dün yaptıklarının sonuçlarını "yanılmışız","aldanmışız" ile geçiştirme gibi bir yöntemi tarz olarak benimsemesi, ortalama zekâ ve muhakeme seviyesindeki her vatandaş için sorgulanması gereken bir husustur.

Şahsen, şöyle bir kaygıya kapılıyorum; bugün yapılanlar sebebiyle de yarın "aaah çok pardon yine aldanmışız, yanılmışız" denmesi çok yüksek bir ihtimal değil midir?

Tekrar yanılmama ve aldanmama istidatı göremiyorum…

Bir ülke de çok değil bir yıl evvel hükümetin her kademesinden siyasiler çıkıp, "kurtuluş savaşı","bağımsızlık savaşı veriyoruz "diyorlarsa

en basit yaklaşımla millet içinde birlik, beraberlik tesis etmek birinci öncelik olmalıdır.

Hem bağımsızlık savaşı vereceksin, hem de toplumun yarısına "hain","terörist"diyeceksin.

Bu, ancak ülkeyi bölmek isteyenlerin hedeflediği bir kamplaşmadır.

Sonra kalkıp "Erdoğan gitsin de, isterse ülke yıkılsın anlayışında olanlar var"diyerek muhalif olanları tekrar vatan haini ilan edeceksin.

Kusura bakan baksın. Derdimiz ve muhalifliğimiz şahıslarla alakalı değil. Ülkemizin geleceği ile alâkalı.

Dünyada söz sahibi olduğun fındığı emperyallere teslim etmişsin.

Daha üç gün önce torba yasasıyla, açık tütün satılmasını yasaklayarak köylüye darbe vurmuşsun. Neden?

Tekel'i sattığın emperyaller öyle istedi de ondan.

Hangi bağımsızlık o zaman?

Üstelik dün karşı tarafı "hain" ilan eden, muhalifleri "silahlandık, hadi çıkın sokağa da görelim "diye tehdit eden soytarıların bir kısmı, bugün bir türlü kalkmak istemedikleri makamlarından zorla kaldırılmaktadırlar.

Asırlardır dünyaya hakim olmak isteyen, hakim olan ve yöneten bir mekanizma var.

Adına ne derseniz deyin.

Ben güncelden hareketle, 150 şirket demeyi uygun görüyorum.

Onların hedefi "Tek Dünya Düzeni"dir.

Kimliksizleştirilmiş, köleler ile yürütülecek bir düzendir bu.

Her ülkede uzantıları, iş birlikçileri vardır.

Siyasi partilerden, sivil toplum örgütlerine, medyadan üniversitelere kadar aklınıza gelebilecek her yerde.

Yani dilinde "Allah" kelamıyla dolaşanı, namaz kılanı da var, sabah akşam Atatürkçülük yapanı da var.

Emperyalizm bölerek iş görür.

Din ile böler,

Irk ile böler,

Mezhep ile böler.

Elinde bölecek bir malzeme yoksa bir şey uydurur yine böler. Önce böler sonra tokuşturur, birbirlerine kırdırır.

Amaç, asırlardan bu yana süregelen amaçtır. Ondan vazgeçmezler sadece düzeltmeler yaparak, kartları yeniden kararak yeni bir oyun kurarlar.

Bir zamanlar Afrika'nın Ruanda'sında olanları kısaca anlatalım.

Önce Almanlar el koyuyor.

Sonra Belçika, Fransa.

Belçika ülkede yaşayan akraba kabileleri ikiye bölüyor.

Bunun için fiziksel özelliklerine göre bir tasnif yapıyor. Boyu posu şöyle olan Hutu, böyle olan Tutsi diyor.

Bunu da kimliklerine işliyor.

Hatta şu kadar büyükbaş hayvanı olan Hutu, bundan az olan Tutsi olacak diye bir ayırım dahi yapıyor.

Sonrası büyük bir dram.

Tam bir vahşet, karşılıklı katliam.

Hutu'lar da, Tutsi'ler de Hristiyan.

Katliama ortam hazırlayan Belçika'da Hristiyan. Ne dil, ne din, ne ırk gibi kaygılar yoktur. Hedef "Tek Dünya Düzenidir"

"Tek Devlet,

Tek millet,

Tek bayrak "sloganlarının ne anlama geldiği konusunda umarım, kulaklara azıcık su kaçmıştır.

Selam ve umut ile..