İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifi üzerine söz alarak, düzenlemenin kapsamına ve olası sonuçlarına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Taşçı, teklifin kamuoyunda “af” tartışmalarıyla ele alındığını ancak düzenlemenin uygulanması halinde ağır terör suçlarından hüküm giymiş bazı kişilerin de yararlanabileceğini ileri sürdü. Konuşmasının başında düzenlemenin terör suçları açısından oluşturacağı sonuçlara dikkat çeken Taşçı, “Katilleri affetmiyoruz” denilmesine rağmen teklifin bazı ağır suçları kapsadığını savundu. Taşçı, düzenlemenin kapsamının yalnızca belirli suçlarla sınırlı kalmayacağını öne sürerek, “Siz aslında tam da bu maddeyle Dolmabahçe saldırısının emrini vereni affediyorsunuz, TUSAŞ saldırısının emrini vereni affediyorsunuz, Dağlıca baskınının, Çukurca baskınının saldırı emrini vereni affediyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“İNFAZ HUKUKUNA AYKIRI OLARAK ÖZEL AF ÇIKARIYORSUNUZ”

Teklifin uygulanma biçiminin infaz hukukuyla bağdaşmadığını ileri süren Taşçı, belirli hükümlülerin henüz çekmedikleri cezaları çekmiş sayılmasının fiilen özel af sonucunu doğuracağını savundu.

Taşçı, “İnfaz hukukuna aykırı olarak çekilmemiş cezayı çekmiş sayıyor, özel af çıkarıyorsunuz. Meclisin arkasından dolanarak Anayasa’yı açıkça ihlal ediyor, teröriste imtiyaz için millî iradeye darbe yapıyorsunuz” diye konuştu. Düzenlemenin İmralı’daki terör örgütü elebaşını da kapsayacak sonuçlar doğurabileceğini iddia eden Taşçı, bu konuda da iktidara yönelik sert ifadeler kullandı. Taşçı, “Yetmiyor bu, hükmün yazılış şeklini kullanıp İmralı’daki o bebek, o kadın, o asker, o polis, o öğretmen, o millet katili devlet düşmanını affediyorsunuz. Özgürlüğün umudunu değil, alenen garantisini veriyorsunuz o alçak teröristbaşına” dedi.

“AF DEĞİL, SİYASİ ZEMİN OLUŞTURULUYOR”

Konuşmasında sürecin yalnızca bir af düzenlemesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Taşçı, PKK’nın terör örgütü niteliğinin değiştirilmesine yönelik siyasi bir zemin oluşturulduğunu ileri sürdü. “PKK kadroları af maf istemiyor” ifadelerini kullanan Taşçı, geçmişte “af” tartışmaları üzerinden yürütülen söylemlerin zaman içerisinde farklı bir noktaya taşındığını savundu. Taşçı, “Af suç işleyenler için yapılır” anlayışından, “Bizde pişman olmuş bir hâl var mı?” noktasına gelindiğini belirterek, bunun PKK’nın terör örgütü niteliğinin değiştirilmesi ve geçmişte işlenen suçların siyasi bir gerekçeyle meşrulaştırılması sonucunu doğurabileceğini iddia etti. Taşçı, “PKK’yı terör örgütünden tarafa dönüştürmek, insanlık suçlarını haklı siyasal şiddete dönüştürmek” şeklindeki ifadeleriyle sürece yönelik itirazını dile getirdi.

“BUNDAN DAHA ÂLÂ SEVR Mİ OLUR?”

Taşçı, konuşmasının devamında son dönemde siyasi tartışmalarda kullanılan “yüz yıllık inkâr”, “asimilasyon” ve “yüz yıllık sorun” gibi ifadeleri de eleştirdi. Bu kavramların yürütülen sürecin temel dayanaklarından biri haline getirildiğini savunan Taşçı, devlet ile terör örgütü arasındaki ilişkinin “çatışma” kavramıyla tanımlanmasına da tepki gösterdi. Taşçı, “Devleti terörün değil de iki taraflı çatışmanın muhatabı kılmak Türkiye’nin uluslararası hukuk masasında bölünmesi için gerekçe oluşturmak demektir” iddiasında bulundu. Ardından iktidar sıralarına dönerek sert sözlerini sürdüren Taşçı, “Bunu nasıl yapabilirsiniz? Bundan daha âlâ Sevr mi olur Allah aşkına?” diye sordu.

Taşçı, Cumhuriyet’in temel değerleri üzerinden iktidara yönelik eleştirilerini sürdürerek, “Sevr’e kadar mıydı sizin tek milletçiliğiniz, tek devletçiliğiniz, tek bayrakçılığınız; Sevr’e kadar mıydı cumhuriyetçiliğiniz; Sevr’e kadar mıydı Atatürkçülüğünüz?” ifadelerini kullandı.

MONDROS VE SEVR ÜZERİNDEN TARİHSEL GÖNDERMELER YAPTI

Konuşmasında Mondros Mütarekesi’ne de geniş yer veren Taşçı, “barış” söyleminin tek başına yeterli olmadığını savundu. “Barış kâğıt üzerinde çok romantik geliyor olabilir bazı arkadaşlarımıza. Unutmayın, Mondros da barıştı, silahları susturacaktı” diyen Taşçı, Mondros’un ardından Anadolu’nun işgal edildiğini ve Türk milletinin Millî Mücadele’yi başlattığını hatırlattı.

Taşçı, “Türk milleti çok manidardır ki bu barış sürecinde kurtuluş mücadelesine girişmek zorunda kaldı çünkü ‘barış’ diye gelen esaretti” ifadelerini kullandı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından yaşanan gelişmelere dikkat çeken Taşçı, dönemin bazı siyasi aktörlerinin daha sonraki süreçte vatan hainliğiyle suçlandığını hatırlatarak, bugün karar verecek milletvekillerinin de tarih karşısında sorumluluk taşıdığını söyledi.

“BUGÜNÜN KONUSU BİZİM CESARETİMİZ DEĞİL, SİZLERİN ŞAHSİYETİDİR”

Taşçı, konuşmasının ilerleyen bölümünde İYİ Parti Genel Başkanı’nın daha önce yaptığı açıklamalara da atıfta bulundu. Terör örgütü mensuplarının hangi koşullarda olursa olsun Meclis’e getirilmesine karşı olduklarını belirten Taşçı, “Hangi yasayı, kaç imzayla çıkarırsanız çıkarın, hangi dağdan indirir, hangi inden getirir, hangi delikten çıkarırsanız çıkarın, birisini bile – Genel Başkanımız defaatle söyledi – cesedimizi çiğnemeden bu kapıdan sokamayacaksınız” ifadelerini kullandı. Ancak asıl meselenin kendi siyasi duruşları olmadığını belirten Taşçı, milletvekillerine doğrudan seslenerek, “Bugünün konusu bizim cesedimiz, bizim cesaretimiz değildir, bugünün konusu sizlerin şahsiyetidir” dedi.

Taşçı, Türkiye’nin bağımsızlığının yüz binlerce şehidin fedakârlığıyla kazanıldığını belirterek, bu bağımsızlığın yerine teslimiyetin konulmasına izin verilmemesi gerektiğini savundu.

“SİZDE CESARET, SİZDE HAMİYET YOK MU?”

Konuşmasının son bölümünde Mahmud Şevket Paşa’nın Hareket Ordusu’na yönelik sözlerini hatırlatan Taşçı, “Kardaşlar, millet bizden imdat bekliyor, ne duruyorsunuz? Bizde cesaret, bizde hamiyet yok mu?” sözlerini kürsüden aktardı. Ardından milletvekillerine dönerek, “Ya, sizde arkadaşlar, sizde cesaret, sizde hamiyet yok mu?” diye soran Taşçı, siyasi makamların ve parti aidiyetlerinin ülkenin geleceği söz konusu olduğunda ikinci planda kalması gerektiğini söyledi.

Babaeski'de yeni partide sandıktan Batak çıktı
Babaeski'de yeni partide sandıktan Batak çıktı
İçeriği Görüntüle

“Mevzubahis vatansa partileriniz, grup kararlarınız, vekil olmak, bakan olmak, Cumhurbaşkanı olmak teferruattır” diyen Taşçı, milletvekillerinin ülkenin geleceğine ilişkin kararlarda kendi vicdanlarıyla hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Taşçı, “Egemen olamadığın vatanda ne olursan ol vasfın kuklalıktır ve bir gün mutlaka bindirilirsin o Malaya zırhlısına” sözleriyle de iktidar milletvekillerine yönelik eleştirilerini sürdürdü.

“HİÇBİR HATA VATANA İHANETTEN DAHA AĞIR DEĞİLDİR”

Konuşmasının sonunda milletvekillerine herhangi bir baskı veya şantaj altında kalmaları halinde buna boyun eğmemeleri çağrısında bulunan Taşçı, “Hiçbir ayıp, hiçbir suç, hiçbir hata vatana ihanetten daha ağır değildir” dedi. Türkiye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü konusunda milletvekillerinin tarihsel bir sorumluluk taşıdığını savunan Taşçı, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:

“BUGÜN 106’NCI YILINDA İKİNCİ SEVR İHANETİNE ORTAK OLMAYIN.”

Taşçı, düzenlemeye destek veren milletvekillerinin gelecekte tarih kitaplarında nasıl anılacağı konusunda da uyarıda bulunarak, “Gizli anlaşmalarla Kürdistan teşkiline engel olmama garantisi veren mütareke mebusları gibi anılırsınız. Damat Feritleri olarak geçeceksiniz işte o ders kitaplarına, torunlarınıza bu utancı yaşatmayın” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Baştuğ Alperen KARDEŞ