☰
✕

TALAT PAŞA BU VATANI, VATAN YAPANDIR

Her yıl Talat Paşa'nın ölüm yıldönümü gelip çattığında onun döneminde meydana gelen olaylar tartışmaya açılır ve o dönemde olagelen siyasi icraatlar yeniden yorumlanmaya çalışılır.

Bilindiği gibi 1915 'den sonra dünya Türkleri bulundukları coğrafyalarda zor yıllar yaşamışlar ve ellerinde bulunan devletlerini kaybetmekle karşı karşıya kalmışlardır.

Bunlardan biri de Osmanlı İmparatorluğu'dur. Osmanlının son dönemlerini yüce Türk Milletine Allah bir daha yaşatmasın. O yıllar zelil ve hakir yıllardı. O yıllar acı ve dram dolu yıllardı. 1000 yıl dünyaya hükmeden ve nizam veren aziz Türk Milleti tarih sahnesinden silinmemek için hayat memat mücadelesi verirken adeta ölüp ölüp dirildi!

Mondros Mütarekesi ve ardından gelen Sevr dayatmasıyla Osmanlı Devleti dağılmış ve idarecileri çeşitli hal çareleri için her biri bir coğrafyanın yolunu tutmuştu. İşte Osmanlının son Başbakanı veya Sadrazamı bu haleti ruhiye ile kendini Almanya'ya atmıştı. Acaba memleketin kurtuluşu için ne yapabilirim diye yüksek düzeyli devlet adamlarıyla dirsek temasını sürdürmeye çalışıyordu.

Tarih 15 Mart 1921'i gösterirken Soğomon Tehliryan adlı bir Ermeni terörist Batı'nın kışkırtmasıyla harekete geçer ve caddenin ortasında Talat Paşa'yı ensesinden kalleşçe vurarak şehit eder. Bu olaydan hemen sonra tetikçi terörist yakalanır ve Alman mahkemesinde göstermelik yargılanır ve beraat eder.

Aynı sıralarda Cemal Paşa Gürcistan'ın Tiflis kentinde bir başka Ermeni tarafından öldürülür. Bundan bir yıl sonra Kırgızistan'da 1922'de bir Ermeni komutan Enver Paşa'yı katleder!

Görüldüğü gibi Ermeni Tehciri'nden sorumlu tutulan son Osmanlı yöneticileri bulundukları ülkelerde intikamcı Ermenilerin mermilerinin önüne atılır!  Böylece koskoca imparatorluğumuzun son temsilcileri sahipsiz bir şekilde görüldükleri yerlerde katledilirler. Diğer yandan İttihatçıların kurucularından Bahaddin Şakir ve Niyazi Bey de aynı akıbete uğramaktan kurtulamazlar.

Dünyanın muhtelif yerlerine dağılmış İttihat ve Terakki öncüleri vatanlarından uzak noktalarda birer birer ortadan kaldırılırken sığınılan bahane, Ermenilerin Anadolu'da göç politikasına tabii tutulması ve bunun neticesinde yüzbinlerce Ermeni'nin katledilmesine vesile olmasıdır. Oysa karşılıklı kalkışmalarda her iki taraftan da yüzbinlerce insanın öldüğünü tarafsız tarihçiler kaydetmektedir. Hatta Türklerin daha çok kaybının olduğunu bazı Batılı tarihçiler açık yüreklilikle yazmaktan çekinmemiştir.

Bugün, Anadolu eğer sosyolojik anlamda bir Hristiyan problemi yaşamıyorsa, bunu Talat Paşa'nın göç düşüncesine ve Atatürk'ün yer değiştirme yöntemine borçluyuz.

Şayet Tehçir Kanunu ve Mübadele Kanunu olmasaydı Türk Devleti, sadece Kürt sorunuyla değil, aynı zamanda Hristiyan sorunuyla da karşı karşıya kalacaktı. "Vatan, benim ölümümle bir şey kaybetmez. Bir Talat gider, bin Talat gelir!!" diyen bu eşsiz devlet adamı bizlerin yüreğinde daima yaşayacaktır.

Geleceği gören devlet adamlarına milletimizin her zaman ihtiyacı vardır. Talat Paşa milletimizin yetiştirdiği çok önemli bir devlet adamıdır. O'nu ve arkadaşlarını minnetle, hürmetle ve rahmetle anıyoruz.

FAHRETTİN MASUM BUDAK