☰
✕

SANAYİ FUARI VE SİLAHLARIMIZ

17. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'na (IDEF)Türk'ün son yıllarda yaptığı silahlar damgasını vurdu. Bu silahları görüp seyrederken insanın inanası gelmiyor. Acaba bunların hepsini Türkler mi yaptı diye düşünmeden edemiyorsun!

Bu silahların hazırlıkları çoktan beri vardı ama bilhassa son 10 yılda sanki pıtrak gibi her yerden çıkmaya başladı. Savunma sanayii şirketlerimizin çok kısa zamanda bu tür hayati silahları yapar hale gelmesi çok büyük bir olaydır. Fuarın her yanında Türklerin ürettiği silahlar, uçaklar ve füzeler vardı. Fuar boyunca televizyonumun başından hiç kalkmadım. Savunma ile ilgili tüm haberleri kaçırmamaya azami özen gösterdim. Milli ve yerli silahlarımız milletimizi güç bakımından dünya ölçeğinde ilk beşin içine soktu. Ulaştığımız mevcut seviye daha düne kadar hayal ettiğimiz seviye bile değildi.

Son yıllarda ürettiğimiz silahlardan hangisi yoktu ki? Milli savaş uçağımız 5.nesil KAAN'la dosta güven, düşmana korku veriyoruz. Bu uçağımızın bir başka versiyonu, dünyada sadece Türklerin ürettiği insansız savaş uçağımız KIZILELMA ile milletimizin karşısına gururla ve azametle çıkıyoruz. Gözlerimizi yaşartan bu iki uçağımızın yanına HÜRJET ile HÜRKUŞ'umuzu da ekleyerek silahlarımızı saymaya devam edelim.

Türk'ün bir başka gururu olan ALTAY Tankı ile GÖKBEY Helikopterini anmadan geçmek mümkün değildir. İşin gurur ve sürur veren yanı nedir biliyor musunuz? Çok kısa zamanda savunma sanayii alanında çağ atlayarak rakiplerimizi yakalamak ve hatta bir miktar onların önüne geçmektir. İşte Aziz ve Şanlı Atatürk'ün "çağdaş uygarlık seviyesi" dediği uygulama budur!

İHA, SİHA, TİHA ve DİHA insansız uçaklarımızla bütün dünyaya caydırıcılığımızı göstermekle güvenliğimizi en uç noktaya taşıyoruz.

YILDIRIM, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve GÖKHAN füzelerimizi üretmekle milletimizin güvenliğine güvenlik katıyoruz.

Sadece bunlar mı? Elbette hayır! Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu tüm silah ve mühimmatlar Aselsan'ın, Roketsan'ın Havelsan'ın ve diğer savunma sanayii şirketlerimizin tornasından geçerek milletimizin hizmetine sunulmuştur.

Burada Bayraktar TB 2'yi, Bayraktar AKINCI'yı unutabilir miyiz? Ya da Tusaş'ın ürettiği AKSUNGUR ile ANKA'yı söylemeden geçebilir miyiz?

Peki, BORA, SOM, TAYFUN ve CENK adlı balistik, süpersonik ve Hipersonik füzelerimize ne dersiniz?

Görüldüğü üzere Türkiye artık kınından çıkmış bir ok gibi hedefine doğru yıldırım hızıyla ilerlerlerken, rakiplerimiz bizim bu yarışımıza ayak uyduramamanın acziyetini ve çaresizliğini yaşıyor.

Ta 17.yüzyıla kadar Avrupalılar "Türkler geliyor!" diye birbirlerini korkutuyorlardı. Şimdi aynı cümleyi Avrupalılardan yeniden duymaya başladık!

Ayrıca Türkiye, kıtalar arası uzun menzilli hipersonik füzeler üretmekle milletimizin geleceğini garanti altına almıştır.

Havada, karada ve denizde yaptığımız milli ve yerli silahlarımızla 200 yıllık gecikme ile yeniden dünya sahnesine güçlü bir şekilde çıkıyoruz.

MİLGEM kapsamında ürettiğimiz savaş gemilerimizle denizlerdeki varlığımıza varlık kattık. TCG ANADOLU, HEYBELİADA ve daha nice fırkateynler, korvetler ve denizaltılarıyla ordumuzun deniz gücünü hayallerimizin ötesine ulaştırdık.

"ÇELİK KUBBE" dediğimiz adını Sayın Devlet Bahçeli'nin koyduğu GÖKBÖRÜ ile hava savunmamızı muhkem bir şekle sokup gök vatanı yol geçen hanı olmaktan çıkardık.

Savunma alanında kısa zamanda çıktığımız bu zirveyi milletimize kazandıran mühendislerimize, işçilerimize, teknik personellerimize kalbi şükranlarımı arz ederim.

FAHRETTİN MASUM BUDAK