Rus emperyalizmi Amerika ve Batı emperyalizminden geri kalan değildir. Bu devlet hangi rejimle yönetilirse yönetilsin sömürgeci ve yayılmacı emelinden vazgeçmez. Nitekim Rus tarihini araştırdığımızda bunu açık seçik bir şekilde görürüz.
Ruslarda rejim değişebilir ama zihniyet ve emel asla değişmez. Ne Çarlık'da ne Sovyetler Birliği'nde ne de Liberal Rusya'da değişen bir durum olmadı.
Bu devletin sosyalizme geçiş dönemi bir mecburiyet dönemiydi. Çarlık, Rusya'nın yönetilmesine kafi gelmiyordu. Hastalık devlet bünyesini tahrip etmişti. Bir an önce devleti kurtarmak icap ediyordu. Bu sebeple enkaza dönmüş Çarlık'tan komünizme geçtiler. Bu geçiş esnasında ve sonrasında aynı zihniyeti devam ettirdiler. Emperyalist düşünceden vaz geçmediler. Kısa zamanda Çarlık devrinde kaybettikleri toprakları geri aldıkları gibi üstelik egemenlik alanlarını daha da genişlettiler. Bunu yaparken komünizmi ve Marksizm’i birer aparat olarak kullandılar. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan sosyalist ve komünistleri kendilerine bağladılar. Komünizmi ve işçi proletaryasını kullanarak ülkelere nüfuz ettiler. Komünizm vasıtasıyla nice ülkeleri işgal edip hakimiyetleri altına aldılar.
Her milletten taban tuttular. İşçi sınıfını ve inanmış dünya komünistlerini sonuna kadar istismar ettiler. Öyle ki, tüm coğrafyalarda Rusya bayrağı dalgalanmaya ve liderleri el üstünde tutulmaya başlandı. Rus kültürü komünizm sayesinde dünyanın en ücra köşelerine kadar yayıldı. Artık insanlığın bir bölümü farkında olmadan Ruslara hizmet ediyordu. Yeraltı ve yerüstü enerji kaynakları, insan varlıkları, insan gücü ve insan emeği adeta Rusya'nın geleceğine ve refahına amade olmuştu.
Sovyetler Birliği adıyla ülkelerin kılcal damarlarına kadar giren bu devlet, Rus emperyalizmine hizmetten başka bir şey yapmıyordu. Tüm ülkelere kanca atılmıştı. Yapılan maddi ve manevi yardımlarla, akıtılan yüklü paralarla kandırılan işbirlikçi odaklar, o ülkeleri içten fethedip Sovyetler Birliği'ne teslim ediyordu. Böylece sınıf kavramıyla bir araya getirilen bu devletler, devrimin egemen gücü ve ana karargâhı olan Ruslara peşkeş çekiliyordu.
Gün geldi, zaman geçti, Rusya tarafından dünyanın sömürülmesine, komünizm yeterli ölçüde cevap veremedi. Sovyetler Birliği, çok uğraş vermesine rağmen dağılmaktan kurtulamadı. Mezkür devletin dağılmasıyla irili ufaklı birçok devlet bağımsızlığına kavuştu.
Özellikle Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle, bağımsızlığına kavuşan beş Türk devleti, Turan coğrafyasının ihyasına ve Türk Birliğinin gelişmesine zemin hazırladı.
Sovyet Rusya'dan ayrılan bir sürü devlet kendi yağında kavrulup zar zor ayakta dururken, Rusya kısa zamanda toparlanıp süper güç oldu! Acaba neden? Çünkü komünizm bahanesiyle egemenliği altına aldığı tüm devletleri kendi hesabına sömürmüş ve her alanda semizlenmişti.
Dünyanın en gözü aç milleti Ruslardır. En geniş topraklara sahip olan bu millet, bu uçsuz bucaksız coğrafyayla iktifa etmesi mümkün değildir. Hâlâ Rusya'nın egemenliği altında 7 Özerk Türk devleti vardır. Elinde bulundurduğu bu Türk Özerk Cumhuriyetlerin toplam yüzölçümü yaklaşık 4 milyon kilometre karedir. 5 Bağımsız Türk Cumhuriyeti'nden sonra kurtulma sırasının bu Özerk Türk Cumhuriyetlerinde olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.
FAHRETTİN MASUM BUDAK