☰
✕

NUMAN KURTULMUŞ GERÇEKTEN KURTULACAK MI?

Bazı insanlar tesadüfen öyle bir yerlere geliyor ki, gerçekten insanın inanası gelmiyor!

Bu dediğim insanların kategorisine girenlerin biri de Numan Kurtulmuş'tur. Bir ara kurduğu Has Parti'yi büyütemeyince AK Parti ve Sayın Erdoğan'ın hakkında demediğini bırakmadığı halde aracı koyarak pılını pırtısını toplayıp Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın himmetine sığınmıştı.

Burada önceden vaat edilen önemli mevkilere gelmiş ve AKP'nin ikinci adamı olmuştu. Şimdi Meclis Başkanı olarak istediğini yapıyor ve istediğini konuşuyor. Bundan epey önce 19 Mayıs'ta Şırnak'ta bir konuşmasında ortalığı karıştıran ve herkesi şoke eden bir cümle sarf etti:

"Anadolu topraklarını baştan aşağı zulümle inleten Şah İsmail’e karşı, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlis’inin yapmış olduğu ittifak, Anadolu’daki Müslüman toplulukların birlikte var olmasına neden olmuştur” demişti.

Sayın Numan Kurtulmuş doğru söylüyor ama eksik söylüyor. O meşhur ittifak Anadolu Türklüğünü yok eden ittifaktır. Yavuz ile İdris’i Bitlisi, bu ittifakla bugün başımızı belaya sokmuş ve Türk milletinin vatanına bir ortak daha ihdas etmiştir.

Sayın Numan Kurtulmuş kaş yapayım derken göz çıkarmıştır. Bu konuşmayla da duvara toslamıştır. Anadolu'da kimin veya hangi devletin Anadolu topraklarını zulümle inlettiğini kırdaki çoban da asırlarca Türkmenleri kimin kılıçtan geçirdiğini Mısır'daki sağır sultan da biliyor. Kuyucu Murat Paşa, 200 bin Türkmen’i kuyulara doldurarak katletmiştir. O 200 bin Türkmen katledilmeseydi şimdiki Güneydoğu böyle mi olurdu?

Osmanlı Cihan Devleti, kuruluş aşamasında Alevi- Bektaşi çizgisindeydi. Yavuz ile Bitlisli İdris'inin "katliam ittifakı"yla Sünnileşmeyi tamamlamaya yönelik yüz binlerce Alevi Türkmen katliama uğradı. Canlarını kurtaranların bir kısmı, o dönemde devlet tarafından çok geniş yetkiler tanınan ya Kürt aşiretlerine sığınıp asimile oldular ya da Azerbaycan'a göç ettiler. Kalanların bir kısmı da dağlarda, mağaralarda, ağaç kovuklarında ve gizli yerlerde saklanarak bu günlere geldiler. Cumhuriyet kurulunca, kısmen de olsa kimliklerini özgürce ifade ettiler ve özgürce inançlarını yaşamaya başladılar. Geçmişte yaşatılan dram ve zulüm dolu hadiselerden dolayı, bu Alevi Türkmen Toplumu daha düne kadar Aleviliğini açıklamaktan bile çekiniyordu.

Sayın Numan Kurtulmuş'u sorumlu olmaya ve doğru konuşmaya ve objektif olmaya davet ediyorum.

İki Türk boyunun hakanları cengaverlik ve hakimiyet için savaşmış ve her ikisi de bence yenilmiştir. Burada zafer kazanan olmamıştır. Çünkü savaş sonrası acıları çeken aynı milletin evlatları olmuştur. Tarihimiz her iki Türk Başbuğ'unu da eleştiri yağmuruna tutmuştur.

Çaldıran Meydan Muharebesi'nin sonuçlarını hâlâ temizleyememenin acısını yaşıyoruz. Buna rağmen Şah İsmail Hatayî de bizimdir Yavuz Sultan Selim de... Önemli olan onların düştüğü hatadan ders çıkarmaktır. Yoksa bölücülük veya mezhepçilik yapmak değildir.

Bize göre, Büyük Hakan Emir Timurlenk ile Yıldırım Beyazıt'ın Ankara Çubuk Meydan Muharebesi neyse, Çaldıran Meydan Muharebesi de odur diyoruz. Mezhep Savaşı gözüyle değil, cihangirlik savaşı gözüyle bakıyoruz.

Unutmayalım ki, Şah İsmail'in kurduğu Safevî Türkmen İmparatorluğu, Osmanlı Cihan İmparatorluğu’ndan daha az Türk Devleti değildi. Yavuz Türkiye'de ne ise Şah İsmail Safevî de Azerbaycan'da odur. Hatta çok, hem de çok fazladır!

Devlet adamı, ayrıştıran değil, kaynaştırandır! Hele nifak saçan hiç değildir.

FAHRETTİN MASUM BUDAK