Türk halk müziğinin en güçlü seslerinden Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012’de hayatını kaybetti. Aradan geçen 14 yıla rağmen onun sesi, sazı ve türküleri unutulmadı.
Kırşehir’den yükselen o kendine özgü ses; aşkı, gurbeti, yoksulluğu, hasreti ve insanın iç dünyasını anlatarak Türkiye’nin dört bir yanına ulaştı.

TÜRKÜLERİYLE KUŞAKLARI BULUŞTURDU
Neşet Ertaş’ın eserleri yıllar geçmesine rağmen farklı kuşaklar tarafından aynı ilgiyle dinlenmeye devam ediyor.
“Gönül Dağı”, “Neredesin Sen”, “Ah Yalan Dünya”, “Yazımı Kışa Çevirdin”, “Zülüf Dökülmüş Yüze”, “Kendim Ettim Kendim Buldum”, “Zahidem”, “Mühür Gözlüm”, “Yolcu” ve “Garibin Dünyada Yüzü Gülemez” hafızalara kazınan eserlerinden yalnızca bazıları oldu.

HER TÜRKÜDE BAŞKA BİR HAYAT VARDI
Ertaş’ın türkülerinde kimi zaman sevda, kimi zaman ayrılık, kimi zaman da gurbet konuştu.
“Gönül Dağı” sevdayı, “Neredesin Sen” hasreti, “Ah Yalan Dünya” hayatın geçiciliğini, “Kendim Ettim Kendim Buldum” ise insanın kendiyle hesaplaşmasını dile getirdi.
Sade sözleri ve güçlü yorumuyla dinleyenin kendinden bir parça bulduğu eserler bıraktı.
SAZIYLA BOZKIRIN SESİNİ TÜRKİYE’YE TAŞIDI
Neşet Ertaş için bağlama yalnızca bir çalgı değildi.
Sazının tellerinde bozkırın hüznü, Anadolu insanının yalnızlığı, sevdası ve umudu vardı. Gösterişten uzak yorumuyla kendine özgü bir müzik dili oluşturdu.

TRAKYA SAHNELERİNDE DE TÜRKÜLERİ SUSMADI
Neşet Ertaş’ın müzik mirası Trakya’da da yaşamaya devam etti.
Çerkezköy ve Kapaklı’da düzenlenen “İz Bırakanlar” konserlerinde “Gönül Dağı”, “Zahidem” ve “Ah Yalan Dünya” gibi eserleri seslendirilirken, Çorlu’da da aynı konser serisinin devamı planlandı. Edirne ve Keşan’da düzenlenen anma programlarında da usta sanatçının türküleri Trakyalı müzikseverlerle buluştu.
Aradan geçen yıllara rağmen Trakya’daki salonlarda Neşet Ertaş türküleri hep bir ağızdan söylenmeye devam ediyor.
TRAKYA ONU UNUTMADI
Çerkezköy’den Kapaklı’ya, Çorlu’dan Edirne ve Keşan’a kadar düzenlenen anma geceleri, Neşet Ertaş’ın yalnızca Orta Anadolu’nun değil, bütün Türkiye’nin ortak sesi olduğunu bir kez daha gösterdi.
Trakya’daki sahnelerde onun eserlerine gösterilen ilgi, “Bozkırın Tezenesi”nin bıraktığı kültürel mirasın bölge insanının hafızasında da güçlü biçimde yaşadığını ortaya koydu.

“GARİP” MAHLASIYLA GÖNÜLLERE DOKUNDU
Ertaş, birçok eserinde “Garip” mahlasını kullandı.
Bu imza zamanla onun müzik dünyasındaki kimliğinin önemli parçalarından biri haline geldi. Büyük sözlerden çok insanın içinden geçenleri anlattı; bu yüzden türküleri milyonların ortak duygusuna dönüştü.
14 YILDIR SESİ SUSMADI
Neşet Ertaş’ın ölümünün üzerinden 14 yıl geçti ancak türküleri susmadı.
Düğünlerde, konserlerde, radyolarda, kültür merkezlerinde ve dijital platformlarda eserleri hâlâ yaşamaya devam ediyor.
Yeni kuşaklar onun türkülerini yeniden keşfederken, yıllardır dinleyenler her ezgide eski bir hatıraya dönüyor.

BABASININ AYAK UCUNDA SONSUZ UYKUDA
Neşet Ertaş, vasiyeti üzerine memleketi Kırşehir’de babası Muharrem Ertaş’ın ayak ucuna defnedildi.
Hayatı boyunca büyük saygı duyduğu babasının yanında toprağa verilen usta sanatçı, Türk halk müziğinin en güçlü isimlerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

BOZKIRIN TEZENESİ HÂLÂ ANADOLU’DA, HÂLÂ TRAKYA’DA
Neşet Ertaş artık sahnede değil.
Ama “Gönül Dağı” hâlâ söyleniyor, “Zahidem” hâlâ dilden dile dolaşıyor, “Neredesin Sen” hâlâ hasreti anlatıyor, “Ah Yalan Dünya” hâlâ insanı düşündürüyor.
Bozkırın Tezenesi, ölümünün 14’üncü yılında da Anadolu’dan Trakya’ya sazıyla, sözüyle ve bıraktığı eserlerle yaşamaya devam ediyor.




