☰
✕

MEZARLIKLAR BİR TOPLUMUN TARİH HAZİNESİDİR

Ya bir de bu yaşadıklarımız, hatıralarımız, iz ve işaretlerimiz topyekûn her yerden silinmişse ne yapacağız? Alzheimer hastası gibi yaşarken ölmek buna demezler mi? Bir insanın veya bir toplumun geçmişi yoksa geleceği de yoktur! Bizler geçmişimizi ne ile öğreneceğiz? Ya tarihten ya da tarihin bıraktığı kalıcı izlerden… Öyle değil mi? Ya bunlar da silinmişse? Bir bitkiden, bir ottan veya bir cansız eşyadan farkımız kalır mı? İşte ben kendimi köyümde böyle hissettirmiştim. Eski mezarlığımız anlamaz ve idrak etmezler tarafından yok edilmişti!.. Mezar taşları ortadan kaldırılmıştı!.. Koçbaşı "baştaşları" talan edilmişti... En son olarak da mezarlık temizlenip bahçe yapılmıştı... Yani köyümüzün tarihi, hafızası ve nişanesi yer yüzünden silinmişti… Aslında buna kaş yaparken göz çıkarmak denirdi. Geçmişine saygı duymayan bir toplum, geleceğine saygı duyar mı? Ölüsüne sahip çıkmayan bir toplum, dirisine sahip çıkar mı? Bu içler acısı manzarayı görünce kendimden utandım. Böyle yerler tarihin nişanesi ve izleridir. Bilenler için buralar bir anlamda tarihidir. Hatıradır. Hazinedir. Fert fert anılması ve anlatılması gereken bilgi deryasıdır. İbret yeridir. Ders yeridir. Dünyanın ne olduğunu ve ne olmadığını bilmektir, görmektir. Nereden geldiğini ve nereye gideceğini anlamaktır. Çünkü yaşamın kaynağı burasıdır. Tek tek hayat hikayeleri buralardan sonsuza uzanır. İnsana saygı, mezara saygıdan geçer. Mezarlıklarına değer vermeyen toplum, toplum değil, sürüdür. Atalarımızın en nadide yadigarlarından biri de mezarsanlıklardır. Gerçek tapu oralardır. Bu tapular vatanın izleri ve işaretleridir. İnsanların ömrü bir yanağı okşayan yel gibidir. Okşar geçer. Veya iki kapılı han gibidir. Bu taraftan girer, o bir taraftan çıkar. Eğer ceddinize önem ve değer vermek istiyorsanız onların bıraktığı tüm iz ve işaretlere sahip çıkmak zorundasınız. Bir şey eskimekle değerden düşmez. Değer kazanır. Hele bu atalarımızın yattığı yerlerse daha bir anlam kazanır. Milletlerin tarihinde mezarlıkların yeri başkadır. Milletler tarihlerinden, küçük yerleşim birimleri de mezarlıklardan anlaşılır. Buralar köylerimizin geçmişte yaşayan hafızalarıdır. Bu hafızalar korunmazsa köyler korunamaz! Onlar da yaşamıştır. Bir zamanlar bu hayatın yükünü onlar da çekmiştir. Demişler, gülmüşler, üzülmüşler, mücadele etmişler. Kültürümüz onlardan kalmadır. Adetlerimiz onlardan kalmadır. Gelenek ve göreneklerimiz onlardan kalmadır. Bu hayatı onlardan öğrendik. Onlara saygı duyarsak, gelecek kuşaklar da bizlere saygı duyar. Kim ki tarih ve ecdat kokan böylesine yerleri dağıtıyorsa, bilinsin ki kendi geçmişini ve kendi geleceğini dağıtıyor demektir. Kısaca, mezarlıklarına sahip çıkamayan bir toplum, geleceğine de sahip çıkamaz! FAHRETTİN MASUM BUDAK