Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ 39. İl Kongresi'nde meydana gelen bazı nahoş hadiseler siyaset arenasında "kılıçlar çekildi" yorumlarının yapılmasına neden oldu.
Parti içi usulsüzlükler ve delege yazılımındaki haksızlıklar kimi konuşmacılar tarafından yüksek perdeden açıkça dile getirildi. Özellikle Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, burada yaptığı konuşmada olup bitenleri talihsizlik olarak nitelendirip "Bizlere üvey evlat muamelesi yapılıyor, partiden bizi kovsanız daha iyi olur" diyerek salonu terk etmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir olaydır.
Eğer CHP'de Vahap Akay gibi milli güçler dışlanıyor ve ötekileştiriliyorsa sorun çok büyüktür demektir. Uzun süreden beridir partide kazanların fokur fokur kaynadığını biliyorduk ama doğrusu bu kadar da olabileceğini tahmin etmiyorduk.
Vahap Akay'ı, bu sözleri sarf etmeye iten nedenleri araştırdığımızda karşımıza parti içi muhalefetin acımasız boyutları çıkıyor. Açıktır ki, huzursuzluğun, haksızlığın ve adaletsizliğin kaynağında siyasi gelecekle birlikte, çıkarsal ve koltuksal kaygılar yatmaktadır.
Üç dönemdir Çerkezköy gibi önemli bir ilçede belediye başkanlığı yapan Vahap Akay, iç çekişmelerle önünün nasıl kesildiğini ve kapıların yüzüne nasıl kapandığını görüp açıklama yapması oldukça düşündürücüdür.
Malum, Türkiye’de herkes özgürlükten, hukukun üstünlüğünden, adaletten ve liyakatten bahseder ve bu hasletleri avazı çıktığı ve gücü yettiği kadar savunur ama hiç kimse de kumanda merkezine geçtiğinde bu kavramları asla hatırlamak istemez. Partilerin, devlet kurumlarının, sendika ve esnaf odalarının hepsinde bu zihniyet ayyuka çıkmıştır. Kim ki başa geçiyorsa, kendisini o makama taşıyan tüm faziletli söylemleri kaldırıp bir kenara atıyor.
Adaletin, ahlakın ve liyakatin katledildiği toplumlarda gülen yüzlere ve düzgün sözlere rast gelmek mümkün değildir. Sosyal yapının bozulduğu sistemlerde insan hasletlerini arayıp bulmak gerçekten çok zordur. Bugün anayasanın vaz geçilmez unsurlarından biri olan partilerin ve sivil kuruluşların düştüğü bataklıkta nasıl da bocaladığını hiç kimse görmek istemiyor. Nitekim Partiler Kanunu ile Seçim Kanunu mikrop üretmekten ve yetenekli insanların önünü kesmekten başka bir şey yapmıyor.
Sadakat ve itaat kültürü Türkiye'nin geleceğini çalıyor. Disiplinin yanlış değerlendirildiği Türkiye'de, Partiler Kanunu adeta zehir saçıyor. CHP'deki liderlik kavgasının bir benzeri diğer partilerde yok mu sanıyorsunuz? Delege avcılığı, delege pazarlığı az çok her partide vardır. Parti içi sürtüşme ve nizalar ülke sorunlarını daima ikinci plana itmektedir. Ortada tatlı rekabet yoktur. Düşmanlık ve intikam vardır. Hizmeti savsaklamak ve unutturmak vardır. Aynı partideki kadroların birbirini yediği bir ortamda, partilerden bir araya gelmesini ve çekişmeleri bitirmesini beklemek safdillik olur. Burada CHP'nin şansızlığı, içindeki üye ve delegelerin adliye koridorlarında ellerinde şikayet dilekçesiyle dolaşmasıdır!
Biz halk olarak siyaset meydanında ne arena ne minder ne de ring istiyoruz! Biz ahlakın, liyakatin ve adaletin hakim olduğu bir ortamda siyasetin doğası gereği hizmetin en yakışanı neyse onu istiyoruz