☰
✕

KAFİRLERİN İRAN'DAN İSTEDİĞİ BELLİDİR

Bu başlığı bilerek ve isteyerek attım. İnsanlığın baş düşmanı İsrail devleti, Amerika'yı yanına alarak İran'a canı istediği zaman saldırıp duruyor. İnançlarından dolayı hiçbir insan veya hiçbir toplum kınanamaz ve hakir görülemez. Ancak bazı insanlar veya bazı toplumlar yaptıkları eylemlerden ötürü kendilerinden nefret edilmesinin yolunu açarlar. Tıpkı Yahudiler, Ermeniler ve Rumlar gibi...

Bir insanın veya bir toplumun Yahudi olması veya Hristiyan olması pek de önemli değildir. Önemli olan onların davranışları ve eylemleridir. Eğer bu inançtaki insanlar nefret edilecek suçlar işliyorsa, taşıdığı değerler de bir o kadar nefret edilecek sözlerle anılır. Bugün, Yahudi ve Hristiyan toplumlarının mezalimini çok kötü bir şekilde hisseden Müslümanlar, çıkış yolu aramakta bir hayli zorluk çekmektedir. Maalesef sözünü ettiğimiz toplumlar, değişik yöntemlerle asırlardır sürdürdükleri saldırılarının bir benzerini son yıllarda yeniden başlatmışlardır.

Malumdur ki, son iki yüz yılı aşkın bir süredir Hristiyan Batı, Siyonistleri yanlarına alarak tarihteki Haçlı zihniyetlerini farklı adlarla ve farklı metotlarla devam ettirmişlerdir. Başsız yakaladıkları Müslüman dünyasından hangi devlet ayağa kalkmak istiyorsa derhal onun başını taşla eziyorlar. Dünya Müslümanları; Yahudilerden ve Hristiyanlardan çektiğini hiçbir toplumdan çekmemiştir. Hiç örtmeye veya gizlemeye gerek yoktur. İslam var olduğu günden beri Hristiyanlar ile Yahudiler, Müslümanları hiçbir zaman içlerine sindiremediler. Çağın her döneminde fırsat düştükçe ve güçleri yettikçe Müslümanların üzerine dolu gibi bomba, yağmur gibi kurşun yağdırdılar. Acaba neden? Çünkü tarih boyunca bu iki toplum, varlıklarının devamını Müslümanları yok etmek üzerine kurgulamıştır. Hangi asırda ve hangi dönemde fırsat düşmüşse Hristiyan ve Yahudilerden acımasızca muamele gören dünya Müslümanları, artık bu mezalimleri daha fazla kaldıracak güçleri kalmadı.

Bunların, güçlenen ve söz sahibi olan hiçbir Müslüman ülkesine tahammülleri yoktur. Buna son yıllarda hedef tahtasına oturtulan İran da dahildir. İran'ı bölgesinin en etkisiz devleti durumuna sokmadan peşini bırakmayacaklarını biliyoruz.

Dünyada laik sistemin yerleşmesi, uygarlığın ve teknolojinin gelişmesi; iletişim ve ulaşım araçlarının yaygınlaşması bile bu meseleyi çözmede yeterli olamadı. Yahudiler ve Hristiyanlar; söz konusu Müslümanlar olduğunda cinayetlere, katliamlara, soykırımlara koşa koşa gittiler. Bu konuda ne insan haklarını ne de hukukun üstünlüğünü hatırladılar!

Yeri geldi dilsiz taklidi yaptılar, yeri geldi kör taklidine soyunup durumu idare etmeye yeltendiler. Yeri de geldi en acımasız şekilde katliamlara ve işgallere gözlerini kırpmadan destek verdiler! Bosna Hersek'te, Balkanlarda, Karabağ'da, Arakan'da, Gazze'de ve diğer katliam yapılan yerlerde desteğin en acımasız örneklerini sergilediler!

Ne yazık ki insanlık gücün elinde oyuncak olmuş!... Adalete önem veren toplumlar güçlenmedikçe insanlığın başı beladan kurtulamayacaktır.

FAHRETTİN MASUM BUDAK