☰
✕

KAÇAN FIRSAT...

Birisi bana, "Türkiye'nin kaçırdığı en büyük fırsat nedir" diye sorsa, Köy Enstitüleri'dir  derim.

Ne, Atatürk'ün kurdurduğu uçak

fabrikasının kapatılmasına mani

olamamak, ne büyük emeklerle

üretilen  ilk otomobilin, güya yakıt

konulmadığı için bir yerde durması

sebebiyle, yakıt koyup devam etmek

yerine, önünün tıkanmasına, ket

vurulmasına engel olamamak, ne de

öykündüğümüz başka bir şey...

Kaçırdığımız en büyük fırsat Köy Enstitüleridir.

1940-1952 yıllarında faal olabilmiş sonrasında,kapatılmış-kapattırılmış bu okullar, ülkemize 15 bin civarında aydınlık yüzlü, donanımlı öğretmen hediye etmiştir.

Köy Enstitüleri, bugün bile umudunu taşıdığımız aydınlık yarınlarımızın temel taşlarıydı aslında.

O vakitler oradan mezun olan öğretmenlerin komünist olduklarını propaganda edenler, onun sonrasında ve bugünde olduğu gibi halkı bilmediği, az bildiği bir korku üzerinden manipüle ederek, sessizce kapatılmasını sağlamışlardır.

Hayatımda tanıdığım 3 köy enstitüsü mezunu öğretmeninin, üçü de ,hayatlarında bir kez olsun herhangi bir sol partiye oy vermemiş insanlardı.

Ama ayaklarına ilk defa kaba saba da olsa ayakkabı, potin, sırtlarına yaz kış giydikleri ince pazenden sonra ilk defa bedenlerini sıcak tutacak bir giysi veren, devletlerine, milletlerine muazzam bağlılıkları vardı .Hepsi sıkı Atatürkçüydü. Ama rozet Atatürkçülüğü değildi onlarınki...

Onlardan biri de benim amcamdır.

8-10 tane yumurtayı satarak kendisine yol parası yapmış,yalınayak gittiği Beşikdüzü Eğitim Enstitüsü onun için sıcak bir yuva, şefkatli öğretmenleri ise hem ona, hem diğer arkadaşlarına ebeveyn olmuşlardır.

O günkü şartlarda, erkeklerde %7, kadınlarda binde 4 oranında olan okur-yazarlık oranına sahip bir ülkede en öncelikli iş eğitim olarak görüldü.

Nüfusunun %80'i köylerde yaşayan ülkede, köylünün ayağına götürülen büyük bir meşaleydi Köy Enstitüleri.

Ülkemizin, kentlere uzak bölgelerine kurulan bu okullar; köy çocuklarının, köy çocuklarını eğitme projesiydi.

Ülkenin o günkü koşullarında hayatın her alanı için hastanelerin "acil servisi" gibi görev yapan kurumlardı.

Sadece eğitim değil, arıcılıktan, hayvancılığa,

marangozculuktan, tarıma, duvarcılığa yani bulundukları bölgelerin özelliklerine göre hem gelişen hem de etrafını geliştiren, kendilerine tahsis edilen kamu arazisi ile döner sermaye usulü kısmen  veya tamamen kendi kendini finanse eden, spor, sanat faaliyetleri ile eğitimi zenginleştirilen iyi düşünülmüş ve hayata geçirilmiş bu projenin önünün kapatılması ülkemize yapılan en büyük kötülüktür.

Birileri, bir tanım yapmış.

O tanımı hepimize yutturmuş.

Kırsalda  yaşamak , tarım-hayvancılıkla uğraşmak, bir geri kalmışlık göstergesi gibi görülmüş, gösterilmiş .

Eğitim ile ilgili kronikleşen başarısızlığımızın ve yöntemsizliğimizin konuşulduğu bugünlerde, aklıma Köy Enstitüleri geldi nedense.

Neden kapatıldı?

İşte bugünler için kapattırıldı.

Şimdi, fakir çocukları başkaları himaye ediyor, giydirip, yediriyorlar.

Ceplerine harçlıklarını koyuyor.

Sonrası da malum..

Selam ve umut ile...