Araçlara cam filminin önce serbest bırakılıp, sonra tekrar yasaklanması ile ilgili konu gündeme gelince son bir iki haftadır vatandaşın gösterdiği tepki sonrasında, Reis-i Cumhur hazretleri devreye girdi, bir açıklaması ile öfkeli vatandaş mutmain oldu çok şükür.
Asıl tuhaf olan, bu cam filmiyle aynı tarihlerde gündeme gelen, memleketin önemli diğer meselelerinin "cam filminin altında kalmasıydı.
Ha bu arada bir de Neo-Atatürkçülük var gündemde.
Alçı-pan'lar bile Atatürkçü olmuşlar.
Gündem arsızı bir memlekette yaşıyoruz.
Hani "sevgi arsızı"derler ya, ne kadar sevilirse sevilsin hep daha fazlasını ister. İşte onun gibi…
Bir başka ülkenin vatandaşı dayanamaz bu tempoya. Dirayetliyiz hamdolsun.
Geçen haftaların, gündemlerinden biri de kırmızı et ithalatıydı.
1980'li yılların ortalarında et ithalatının serbest bırakılmasından sonra görülen zarar üzerine
et ithalatı yasaklanmış…
Et önemli bir gıda maddesi.
Hiç birimiz bundan 15-20 sene evvel etin ucuz olduğunu, herkesin rahatlıkla et yiyebildiğini söyleyemeyiz. Et özelikle dar gelirliler için çoğu zaman özlenen ve ayrıcalıklı bir gıda maddesidir.
Çocukluğumda büyüklerimden duyardım, birisinin maddi refahını ve sosyal statüsünü tanımlama cümlelerinden biri "sofrasından et eksik olmaz"şeklinde idi.
Geçen sene bu vakitlere yakın bir tarihte Reis-i Cumhur Hazretleri,
Milli Tarım Projesi kapsamında çiftçilerle bir araya geldiği toplantıda "Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor, ihtiyacımızı karşılayabilmek için ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir bir manzara değildir" demişti.
Esasında konunun en basit, en kaba özetini yapmışlar.
Ama meralara en fazla kıyanlar da kendi hükümetleri.
2010 yılında kırmızı et konusundaki arz-talep dengesizliği büyük bir kırmızı et krizi yaşatmıştı memlekete… Hükümet bu krizi aşmak için hayvan ithal edilmesine karar verdi. Ve 900 bin hayvan ithal edildi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık eski bakanı 2016 yılında kırmızı ette sıkıntı olmadığını söyledi. Buna rağmen 2016 yılında 1 milyon hayvan ithal edildi.
Her ithalat sonrası hayvan besiciliğinden onbinlerce kişi besiciliği terketti.
Geldik 2017'ye… Yine et ithal ediyoruz.
Piyasanın ateşi düştü mü?
Kasaptaki fiyatlar düşmediğini söylüyor. Ne yapacağız peki?
Mesela, daha çok et ithal etmek zorunda kalabilir miyiz?
Diyelim ki fiyatlar düştü,
maliyetler düşecek mi?
Eee o zaman besici niye ahır doldursun?
Sonuçta, insanlar bu işi para kazanmak için yapıyorlar.
Para kazanmadığı zaman ne yapacak?
Yaptığı işi terk edecek…
Büyükşehirlerden veya organize sanayi bölgeleri olan yerlerden birine iş için yerleşecek, bir fabrikada asgari ücretle çalışan ve ne idüğü belirsiz ucuz kıymayı, ucuz marketlerden birinden almak için kuyruğa girecek.
Ha ucuz deniyor ama 30 tl/kg fiyat ve elindeki asgari ücret ile pirzola yiyecek hali yok.
Yarım kilo kıymaya, yarısı kadar ekmek, bol soğan sarımsak bir öğünlük köfte ziyafeti…
Yani bu açıdan bakılınca,
boşverin yerli oto üretme sevdasını…
Sığır yetiştirelim önce…
Ne bileyim, dün marketten nohut aldım. 1 kg yerli nohutun fiyatı 16 lira...
En kötü kuru fasulye 8 TL/kg.
Yeşil -kırmızı mercimek 8-10 Tl/kg bandında...
Raflar ithal bakliyat ürünleri ile dolu.
Dolar neredeyse 4TL olmuş.
Mazota zam, benzine zam, tabii her şeye zam demek bu…
Memleketimin necip vatandaşı, cam filmi derdine düşmüş.
İşimiz gücümüz film.
Her çeşit film.
Şantaj, montaj film…
Ve tabii en önemlisi "cam filmi"
Şükredenlere, şükür olsun.
Selam ve umut ile...