☰
✕
Gündem

“İklim krizine karşı kaybedecek zamanımız kalmadı”

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Coğal, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığı açıklamada, iklim krizinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda toplumsal bir adalet meselesi olduğuna dikkat çekerek, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması ve doğal alanların korunması çağrısında bulundu.

+++
TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Coğal, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla TEMA Vakfı’nın iklim krizine yönelik açıklamalarını kamuoyuyla paylaştı. Coğal, iklim krizine karşı acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini belirterek, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması, orman ve tarım alanlarının madencilik baskısından korunması ile adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaptı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) bu yıl Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığı #İklimİçinŞimdi çağrısına dikkat çekilen açıklamada, iklim krizine karşı mücadelenin yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı kalmaması gerektiği ifade edildi. TEMA Vakfı, doğayı ve yaşam alanlarını koruyan, toplumsal adaleti esas alan politikaların hayata geçirilmesinin zorunlu olduğuna işaret etti.

“EN AZ SORUMLU OLANLAR EN AĞIR SONUÇLARLA KARŞILAŞIYOR”


İklim krizinin etkilerinin her geçen gün derinleştiğine dikkat çekilen açıklamada, krizden en az sorumlu toplulukların en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığı belirtildi. Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre küresel nüfusun en zengin yüzde 1’lik kesiminin sera gazı emisyonlarının yüzde 41’inden sorumlu olduğu, buna karşılık en yoksul yüzde 50’nin payının yalnızca yüzde 3 seviyesinde kaldığı ifade edildi. Kuraklık, seller, aşırı hava olayları ve ekosistem kayıplarının milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkilediği vurgulanırken, iklim krizine yönelik politikaların aynı zamanda iklim adaletini de sağlaması gerektiği kaydedildi.

“KÖMÜRDEN ÇIKIŞ TEMEL ADIMLARDAN BİRİ”


TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, iklim krizine karşı mücadelede kömürden çıkışın kritik önem taşıdığını belirtti. Ataç, “Sera gazı emisyonlarının önemli bölümünden sorumlu olan kömürden çıkış, iklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından biridir. Ancak yaşam alanları korunmadan ve yerel halkın katılımı sağlanmadan yürütülen enerji yatırımları yeni çevresel ve toplumsal sorunlara yol açabilir” dedi. Enerji dönüşümünün yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı olmaması gerektiğini ifade eden Ataç, kömür bölgelerinde yaşayan işçileri ve yerel ekonomileri koruyacak adil geçiş politikalarının uygulanmasının önemine dikkat çekti.

“DOĞAYI KORUMADAN İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE EDİLEMEZ”


Açıklamada, son yıllarda madencilik faaliyetleri ve mevzuat değişiklikleri nedeniyle ormanlar, tarım alanları ve su varlıkları üzerindeki baskının arttığına dikkat çekildi. Özellikle Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yaşanan süreç örnek gösterilerek, kömürlü termik santrallere yakıt sağlamak amacıyla orman alanlarının tehdit altında olduğu ifade edildi. TEMA Vakfı’nın haritalama çalışmalarına göre 29 ilde toprakların yüzde 67’sinin IV. Grup madenlere ruhsatlandırıldığı belirtilirken, bu durumun karbon yutakları, su döngüsü ve iklim dayanıklılığı açısından ciddi risk oluşturduğu kaydedildi.

“İKLİM İÇİN ŞİMDİ HAREKETE GEÇİLMELİ”


Dünya Çevre Günü kapsamında yapılan çağrının somut politikalarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Deniz Ataç, “İklim krizi yalnızca doğayı değil; yaşam hakkını, üretimi, su varlıklarını ve toplumsal adaleti de tehdit ediyor. Türkiye’nin kömürden çıkış ve adil geçiş konusunda somut adımlar atması, aynı zamanda ormanları, tarım alanlarını ve yaşam alanlarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerekiyor” diye konuştu. Ataç ayrıca, Türkiye’nin yıl sonunda ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinin iklim politikalarının yoğun şekilde tartışılacağı önemli bir dönem olacağını belirterek, karar alıcılara bilim temelli ve doğa dostu politikaların hızla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.