Çerkezköy ilçesi 1970'lerin başında kurulan Organize Sanayi Bölgesi'yle Trakya'nın cazibe merkezi olmaya başladı.
0rganize sanayisinin gelmesiyle yavaş yavaş kabuğunu yırtan ve tüm Türkiye'ye umut ve ekmek kapısı olan Çerkezköy, gelişen, kalkınan ve büyüyen bir ilçe olarak daima dikkat çekti.
Fabrikalar kuruldukça nüfus arttı.
Nüfus arttıkça ihtiyaç da arttı.
Adeta her iki kavram da yarışır hale geldi.
Ne hizmete yetişilebildi ne ihtiyaca...
Devletle belediye el ele vererek artan sorunların çözümüne merhem oldular.
Ancak çözülen her bir sorun bir başka sorunun doğuşuna zemin hazırladı.
Çünkü hızlı göç ve hızlı gelişme sorunların hallinde yetersiz kalıyordu.
Nüfusun artması demek sorunların ve ihtiyaçların artması demekti.
Hal böyle olunca, yeterli hizmet götürülemeyince şehirleşmenin, parklaşmanın ve yeşilleşmenin üzerinde durulamadı.
Son yıllarda göç ve nüfus artış hızı devam etmesine rağmen bazı alanlara öncelik verilmesiyle şehirde yer yer iyileşmeler görülmeye ve düzelmeye başlandı.
Örneğin, şehirleşme ile ilgili birtakım projelerin hayata geçmesiyle ilçenin çehresi bir hayli değişti.
Peyzaj çalışmaları, parklar, mesire ve dinlenme alanları şehre ayrı bir hava ve ayrı bir görüntü kazandırdı.
Gelin görün ki, kültürel ve sosyal açıdan halkın şehirleşmeye hazır olmaması bunun önemini görmemizi engelledi.
Çoğunlukla köylerden, kasabalardan gelen bu insanların şehirleşmeye ayak uydurmaları ve yeni bir iklime adapte olmaları oldukça zordur.
Nitekim şehrin estetik değerini artırmak ve güzelliğini ortaya çıkarmak için kaldırım kenarlarına döşenen süs bitkilerine ve ağaçlara karşı hoyratça bir davranış sergilendiği buradan bellidir.
Çimler ayaklanıyor.
Süs bitkilerinin üzerine basılıyor.
Kimse geçit yerlerini kullanma zahmetine katlanmıyor.
Caddelere atılan izmarit ve kağıtlar insanın canını sıkıyor.
Kimse temizliğe önem vermek istemiyor.
Her şey belediyeden bekleniyor.
Oysa bu konuda halkın duyarlılığı belediyenin önünde olmalıdır.
Bu gidişle döşenen süs bitkilerinin korunması zor olacak.
Şehre güzellik ve oksijen pompalayan bu bitkilerin çerçöpe dönüşmesi insana acı veriyor.
Bunları korumak ve yaşatmak elimizdedir.
Caddelerimize ayrı bir hava veren bu bitkilerin korunması zor değildir.
Kenarlarına koruyucu çitler çekerek bu iş tamamlanabilir.
Öylesine rastgele "ektim çayıra, mevlam kayıra" deyip bırakmak doğru değildir.
Çünkü şehir kültürüyle yeni tanışmış olan halkımızdan bu duyarlılığı beklemek oldukça zordur.
Her şey aniden olmaz.
İnsanlarımızın alışması ve benimsemesi zaman alacaktır.
Bu şehir, burada yaşayanlarındır.
Yaşadığımız evimizin kıymetini nasıl biliyorsak, yaşadığımız şehrin de kıymetini öyle bilmeliyiz.
FAHRETTİN MASUM BUDAK