Deprem ve Tekirdağ…

AKUT Tekirdağ Ekip Lideri Murat Kılıç, 12 Kasım Düzce Depremi'nin yıl dönümünde Tekirdağ'ın deprem riski ile ilgili bilgiler verdi. Kılıç, deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrasında n
GÜNDEM 12.11.2014 11:06:00 0

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan büyük Marmara depremi, son 100 yılın en büyük afetlerinden birisi olarak tarih yapraklarına düşerken; richter, artçı, öncü, arama kurtarma gibi pek çok kavramı da beraberinde getirdi. Resmi kaynaklara göre 17 bin 480 kişinin hayatını kaybettiği, 23 bin 781 kişinin yaralandığı ve 600 bin kişinin evsiz kaldığı afetin ardından yaralar henüz sarılamadan, üç ay sonra yeniden sallandık. Bu kez tarihler 12 Kasım 1999’u gösteriyordu. Merkez üssü Düzce olan deprem pek çok ili hatta Ukrayna’yı bile salladı. Ölü sayısı 9 yüz, yaralı sayısı 5 bin, derhal yıkılması gereken bina sayısı 3 bin 400, ağır hasarlı yapı sayısı 15 bin idi. Aradan geçen zamanda Afyon, Tunceli, İzmir, Bingöl, Elazığ, Kütahya, Van depremlerini gördük. Devlet ve vatandaşlar olarak, istemeyerek de olsa, deprem olgusuna, arama kurtarma konusuna farklı açılardan bakmaya başladık. Yavaş da olsa toplumumuzda ‘Güvenli Yaşam Kültürü’ adını verdiğimiz bir kavram giderek yer bulmaya başladı.

1999 Düzce depreminin 15. yılında, hayatını kaybedenleri, insanları hayata döndürenleri saygıyla anarken, ülkemizin gerçeği olan deprem ve arama-kurtarma konusunu AKUT Tekirdağ Ekip Lideri Murat Kılıç anlattı:

7 Ağustos 1999’un hemen ardından 12 Kasım 1999… 15 koca yıl geçti. Ne değişti? Hazırlıksız yakalandığımız büyük şokun ardından güvenli yaşam kültürünü artırabildik mi? Bu sorumluluk ilk olarak kime aittir?

Evet, hayli zaman geçti ve sevinerek söylemeliyim ki bu zaman boş geçmedi. Ülkemiz arama kurtarma konularında pek çok ülkeden daha etki müdahale edebilir konuma geldi 15 yıl içerisinde. Gerek kamu kurumları, gerek STK’lar, arama ve kurtarmanın başlı başına bir çalışma alanı olduğunu idrak ve kabul edip profesyonelleşti. Artık bu ülkede uluslararası standartlarda kabul gören, dünyanın her yerinde arama kurtarma yapabilecek ekipler var ve bu işin olumlu yanı. Olumsuz yanı ise; arama kurtarmaya gelmeden bir adım evveli yani önlem alma noktası. Halkımız bu noktada ya bilinçsiz ya duyarsız. Olumsuz konuları Konuşmayı sevmiyoruz millet olarak. Oysa önce yaşadığımız coğrafyanın gerçeğini kabullenmeli, hemen sonra da nasıl baş edebileceğimizi planlamalıyız. Halkı biraz tetiklemek gerekiyor. Bu noktada da iş yine profesyonellere düşüyor.Biz AKUT Tekirdağ ekibi olarak Tekirdağ ve ilçelerindeki hemen hemen tüm kademedeki yerel yönetimler ile görüştük. İlçe, Köy hatta Mahalle bazlı bilinçlendirme semineri vermeye hazırız. Bunu pek çok defa dile getirdik ancak ne mahallelerden ne de daha üst düzey yetkililerden hiçbir dönüş olmadı. AKUT yazık ki çoğu zaman deprem olduğunda hatırlanıyor. Güveni yaşam, afetlere karşı bilinçlenme gibi konularda farkındalığın artması için en başta yerel yönetimlerin olayıorganize edebilmesi gerek. 2. Sorumluluk ise halkımızın. Bu olaya duyarlı ve ilgili olması gerekmektedir. Felaketler ancak önlem alınarak önlenebilir.Arama Kurtarma denilince konunun öncelikli sorumluları AFAD; bağlı olduğu kurum itibariyle de Başbakanlıktır.

 

TEKİRDAĞ’DA SU DA ARAMA KURTARMA YAPABİLECEK DÜZEYDEYİZ

Tekirdağ’da bir deprem olduğunda ekibinizin gücü nedir? Ekip olarak kriz anında hangi kuruma bağlı olarak çalışıyorsunuz?

AKUT Tekirdağ ekibi olarak şu anda 20 gönüllümüz bahsettiğimiz uluslararası standartlarda arama kurtarma yapabilecek düzeyde yetiştirilmiş, operasyonel kabiliyetteki kişilerdir. Bu arkadaşlarımız Kentsel Arama Kurtarma yani Enkaz Arama Kurtarma personelidir. Yılbaşına kadar tamamlanmasını hedeflediğimiz diğer 2 eğitimimiz ise İlkyardım ve Yangın eğitimleri. Yine ekibimizde suda arama kurtarma yapabilecek düzeyde, profesyonel dalgıç sertifikaları olan 3 arkadaşımız mevcut.

 

GÖNÜLLÜLÜK ESASINA GÖRE ÇALIŞIYORUZ

AKUT merkez zaten gerekli eğitim ve malzeme ihtiyaçlarını belirli standartlar dahilinde tamamladıkta sonra ekiplerinin resmî açılışını yapar. Fakat tabii ki zaman içinde çeşitli malzeme eksiklerimiz oluşabiliyor. Bunu mümkün olduğunca kendi imkânlarımızla (Kurumlara verdiğimiz İş Sağlığı ve Güvenliği, Temel Afet Bilinçlendirme vb. eğitimler ve kumbaralarda biriken yahut topladığımız bağışlarla) temin etmeye çalışıyoruz. Artık ülke genelinde 35 ekip ve bin 600 kişiyiz. Derneğimiz yüzde 100 gönüllülük esasıyla çalışmalarına devam ediyor ve devletten de herhangi bir yardım almıyor. İmkânlarımız kısıtlı. Bu yüzden ekipler mümkün olduğunca merkeze yük olmama gayretinde.Tekirdağ büyük çaplı 2 OSB’ye sahip. Ülkenin hatta dünyanın çok önemli markalarının üretim tesisleri ilimiz sınırları içinde. Bu kurumların birçoğu burada uluslararası standartlarda bir arama kurtarma ekibi bulunduğun biliyor ve bundan çok memnunlar. Fakat adımızı daha çok duyurmalıyız. Bu, vatandaşların bizlere hızlıca ulaşabilmeleri için hayati önem taşıyor.Biz de AKUT Tekirdağ ekibi olarak, afet durumlarında bütün kurumlar gibi kriz masasına bağlı olarak çalışırız.

 

 

KRİZ MASASINA BAĞLI ÇALIŞIYORUZ

İl merkezli bir afet olursa, gelen kurtarma ekipleri nasıl organize edilecek, nerelerde konaklayacaklar?

Ekiplerİl Valiliği tarafından kurulan Kriz masasına bağlı olarak çalışacaklar. Kriz masası gerekli organizasyonu sağlayacaktır.Uluslar arası standartlara göre bir arama kurtarma ekibi kendi iaşe'sini (yeme-içme ve konaklama) sağlayabilir olmalıdır. Deprem konusunda da artık tecrübeli bir ülke sayılabileceğimizden, bu konuda eksiği olan pek fazla ekip bulunduğunu düşünmüyorum. En azından AKUT’un böyle bir sorun yok.

 

ULUSLARARASI STANDARTLARA GÖRE ÇALIŞIYORUZ

Uluslararası standartlar konusunu biraz açabilir misiniz?

Elbette… AKUT, 1999 yılından beri Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında bulunan Arama Kurtarma Danışmanlık Grubu INSARAG’ın üyesidir. INSARAG, bir arama kurtarma grubunun tüm dünyada uluslararası standartlara uygun arama kurtarma yapıp yapamayacağını tespit eden bir danışma kuruludur. Arama Kurtarma ile ilgilenen ekipler, INSARAG’ın hayli ağır geçen sınavlarına girerler ve yeterlilik derecelerini ortaya koyarlar. INSARAG standartlarına göre “Ağır Arama Kurtarma Ekibi” (Heavy) ve “Orta Ölçekli Arama-Kurtarma Ekibi”(Medium) olmak üzere gerçekleşen sınıflandırma içerisinde AKUT, “Sınıflandırılmış Orta Seviye Ekip” grubunda Türkiye’de bu sertifikayı alarak ilk olmuştur. Biz bu sertifikayı 2011 yılında aldık.

 

Bir kişi afet anında kurtarma çalışmalarına yardım etmek isterse ne yapmalı?

Kurtarma çalışmaları alanında, sadece uzmanlaşmış ve gerçek bilgiye sahip kişiler bulunmalıdır. Bu da kişilerin öncesinde herhangi bir kurum tarafından tanınması, bilinmesi, eğitim düzeyinin tespit edilmiş olmasıyla mümkünleşmiştir. O an o kaosta yardıma gelen kişinin kim olduğunu, hangi konularda bilgi sahibi olduğunu bilmediğimiz için ve bu tarz kişiler sayı olarak çok olacağından biz AKUT olarak asla risk almayız. Çalışmalarımızı sadece profesyonel kadromuzla sürdürürüz. Bizim gibi, uzman ekipler de böyle çalışıyor. Elbette kişiler o an insani bir dürtü ile yardıma koşuyorlar ve eminiz ki iyi niyetliler. Ancak bunun için evvelinde bir kurumun çatısı altına gitmiş olmaları gerek. Yine de ille de yardım etmek isterlerse güvenlik şeridine yani operasyon sahasına irmeye çalışmayıp kriz masasına ne yapabileceklerini sorabilirler.

 

ÇEŞİTLİ SENARYOLARLA TATBİKAT YAPILMALI

Tekirdağ’da hastanelerimiz ne durumdadır, sizce büyük bir afette yeterli hizmeti verebilirler mi?

Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının Acil Durum Prosedürü zaten mevcut. Yalnız bir parantez açmalıyım; yapılan ya da yazılan bu planlar yazılı olarak çok işlevsel gibi görünse de uygulama aşamasında sıkıntı çekileceğini tahmin ediyorum. Çünkü Tekirdağ sınırları içinde uygulanan bir tatbikat, ön çalışma yok denecek kadar az. Tüm kamu kurumları ve STK’lar bir araya gelip koordineli bir biçimde çok çeşitli senaryolarda tatbikatlar yapmalı. Hem de acilen…

 

Her ev için geçerli “güvenli nokta” diye bir yer/alan var mıdır?

Her ev için güvenli nokta elbette var. Okullarda verilen seminerlerde hep dediğimiz İçi dolu sandıklar, çamaşır, bulaşık, kurutma makineleri, yatak yahut koltuk kenarlarında yapılması gereken YAT-TUTUN-KORUN hareketi ile yaşam üçgeni oluşturulabilecek bölgeler. Yine aile ev dışında buluşma noktasını önceden belirlemelidir.

 

ÇERKEZKÖY BELEDİYESİ ÖNÜNDE BULUŞALIM

Buluşma Noktası nedir?

Örneğin Kapaklı, Çerkezköy ve Çorlu’da yaşaya 3 aile var ve akrabalar. Kötü senaryo: 17 Ağustos’ta olduğu gibi ulusal bir deprem meydana geldi ve gece, elektrikler kesik, telefonlar çekmiyor… Böyle bir durum karşısında, ailenin 2 saat sonra “Çerkezköy Belediye binasın önünde buluşalım” gibi bir planlama yapmış olması gerekir. Herkesin birbirini aramaya koşması ve o an kaybedilecek zaman, kaos ve stres çok basit bir planlama ile önlenebilir. Aynı planlama işyerlerinde de uygulanabilir. Yine Acil Durum Çantası da önemli tabii ki…

 

Acil durum çantamızda neler bulunmalı?

Acil durum çantasında olmazsa olmazlar; su, düdük, kapalı ve tarihi geçmemiş, enerji verecek gıdalar (Konserve balık, fındıklı çikolata, bisküvi vb.), el feneri, terlik, olası yara yahut yaralılara müdahale ederken kullanılacak hijyenik eldiven, mevsimine göre yedek kıyafet, güvenilir bilgi için radyo, bol miktarda pil, ilkyardım malzemeleri, varsa kullanılan ilaçlar, küçük çocuklarımız varsa onların tüketmek zorunda olduğu muhtelif gıdalar, temiz içecek su, bir miktar para, ev araba gibi yatırımların bize ait olduğunu gösterir belgelerinin yedekleri vb. ihtiyaçlar bu çantada mutlaka yer almalıdır.

 

DEPREM ANINDA NELER YAPILABİLİR

Camdan atlamak deprem esnasında her zaman ve her koşulda asla yapmamamız gereken bir şey mi?

Camdan atlamak kesinlikle yapmamamız gereken bir davranış. Şayet güvenli bir biçimde ailemizi ve kendimizi güvenli noktalara tahliye edemiyorsak, evin içindeki en güvenli noktalara sığınıp beklemeliyiz.

 

Eşyaları sabitlemek ne kadar etkili bir yöntem?

Eşyaların sabitlenmesi oluşabilecek bir depremde sizin can güvenliğinizin en temel adımlarından birisi. Nedeni ise; öncelikle eşyaların üzerinize devrilme ve sizi yaralama riskini ortadan kaldırıyorsunuz. Yine çıkış alanlarınızı tıkamasını önlüyorsunuz. Yıkılmak üzere olan bir binada, kapının üzerine savrulan bir giysi dolabı yüzünden neden mahsur kalasınız? Ayrıca eşyaları sabitlemenin bir diğer faydası, malınız olası yıkılma, savrulmalar yaşamayacağı için zarar görmüyor.

 

Deprem anında elektrikli aletleri yahut ateş kaynaklarını söndürmek gerekir mi?

Tabii ki gerekli... Eğer siz bir ateşi ya da elektrikli bir aleti açık bırakır yahut yanan bir ateşi söndürmeseniz ortamda bulunan diğer yanıcı maddeler ile birlikte yaşadığınız afete başka bir afet ekleyerek bulunduğunuz zorlu ortamı daha da zor bir hale getirebilirsiniz. Doğalgaz kaçağı hariç; deprem, yangın, sel vb durumlarda tüm elektrik ve ateş kaynakları kapatılmalı. Ancak bu çok çok önemli; doğalgaz kaçağından şüphe edile durumlarda asla ve asla elelktrik kutusuna ve prizlere dokunmayın! Evi havaya uçurabilirsiniz.

 

Böyle bir durumdan şüphe ettiğimizde ne yapmalıyız?

Öncelikle bütün camları açarak evi temiz hava akımına maruz bırakmalı, hemen ardından 187 Acil Doğalgaz hattını arayıp yetkililerden yardım istemeli ve mekânı hızlıca terk emeliyiz. Çıkarken binanın şalterine de dokunmamalıyız.

 

Deprem riski taşıyan bir binada yıkılma ilk olarak nereden başlar?

Binanın en zayıf yerlerinden başlar. Bunlar da binanın yapım aşamasında kullanılan malzeme ile ilişkilidir. Ancak standart bir binada, yıkılma standart olarak merdivenler, balkonlar ve kolonlardan yani taşıyıcı sistemlerden başlıyor.

 

Depreme sokakta yakalanırsak nasıl hareket etmeliyiz?

Mümkün olduğunca etrafımızdaki binalardan, ağaçlardan, elektrik telleri ve direklerinden, deniz kenarlarından, göl, nehir, akarsu gibi su kaynaklarından uzaklaşmalıyız. Eğer araç kullanıyorsak sakin bir şekilde aracımızı elektrik direkleri ve tellerinden uzakta yol dışında uygun bir yere çekerek sallantı bitene kadar içinde kalmamız en doğru hareket olacaktır.

 

Deprem bitip evimize geri girdiğimizde neler yapmalıyız?

Evinizde ya da binanızda depremden dolayı meydana gelen hasarın ne kadar olduğu yönünde bilginiz olamayacağı için yetkili merciler yapıyı inceleyip kullanılabilir raporu vermeden kesinlikle yapının içine girilmemesi gerekir. Eğer evinizden mutlaka almanız gerek bir ihtiyaç varsa, oluşabilecek artçı sarsıntıların devam edeceğini bilerek yani çok fazla panik yapmayıp bünyenizi de aşırı stres altına sokmadan ve hızlıca eve girip lazım olan malzemeyi alıp derhal dışarıya çıkmanızı öneririm.

 

Enkaz altındaysak nasıl hareket etmeliyiz?

Öncelikle sakin ve soğukkanlı olmalıyız. Bulunduğumuz ortamdaki oksijeni tasarruflu kullanmalıyız. İlk 72 saat tek başımıza hayatta kalabiliriz. Bunu aklımızın bir köşesinde tutmalıyız. Ekiplerin bize ne zaman yardım edeceklerini bilmiyoruz. Bulunduğumuz ortamın durumuna göre sağlık tespitimizi yapmamız gerekiyor. Kanama, kırık, çıkık vs. olası durumlar sezdiysek o bölgemizi sarsmamalıyız. Mevcut enerjimizi koruyarak elimize alacağımız sert bir cisim ile borulara duvarlara vurarak eğer varsa düdük ile bulunduğumuz ortamın yerini bildirmeye çalışmalıyız. Ekipler hassas dinleme cihazlarıyla yer altını dinleyecekler. Bağırarak enerjimizi tüketmemeliyiz.