☰
✕

GÜVENLİK Mİ İSTİYORSUNUZ?

Türkiye çok uzun süreden beri güney sınırından kaynaklanan bir güvenlik sorunu yaşamaktadır.

Özellikle Irak ile Suriye bu konuda yönetim zaafları yaşadığı dönemlerde bunu daha çok hissetmektedir.

Güneyde Türkiye'nin her iki devletle uzun bir sınırı vardır.

Suriye ile 911, Irak'la 384 km ile sınır komşuluğumuzun olduğu bilinmektedir. Adı geçen devletlerle upuzun bir sınırımızın olması ister istemez bir takım nahoş hadiselerin doğmasına sebep olmaktadır.

Özellikle bu iki devlet orda aksırınca Türkiye burada nezle oluyor. Irak ile Suriye ne zaman istikrarsız bir ortama sürüklenmişse Türkiye bundan yoğun bir şekilde etkilenmiştir.

Örneğin; 1. ve 2. Körfez Savaşları ve Kuzey Irak’taki kalkışma ve isyanlar buna tanıktır. Irak'ın başı ağrısa Türkiye burada hastalanmaktadır.

Aynı şey Suriye için de geçerlidir.

Bundan dolayı Türkiye, bu iki devletin çarklarının düzenli işlemesine büyük önem vermektedir.

Bize göre Türkiye'nin güney sınırlarımızdaki kargaşalardan etkilenmemesi için farklı yol ve yöntem denemesine gerek yoktur.

Sadece buralarda izlediği hatalı politikaları terk etse yeterli olacaktır. Peki, Türkiye ne yapmalıdır ki, güvenliğini ve huzurunu garanti altına alsın?

Irak'ın ve Suriye'nin toprak bütünlüğüne verdiğimiz önem kadar Türkmenlere önem verseydik bugün dağ gibi biriken güvenlik sorunlarımızı konuşmuyor olacaktık.

Türkiye güvenliğini başka yerlerde arama yanlışına düşmekle burnunun dibindeki güvenlik duvarını göremez oldu.

Türkiye daima özgenin gelinine kız gözüyle baktı. Ve bu da hata üzerine hata işlemesine vesile oldu.

Türkiye'nin güvenlik ve istikrar içinde kalkınması, Irak ve Suriye'de yaşayan Türkmenlerin eğitilmesinden, kalkınmasından ve söz sahibi olmasından geçer.

Bugün, bin senedir söz konusu devletlerle birlikte yaşayan Türkmenlerin nüfusu milyonarla ifade edilmektedir.

Suriye'de nereden bakılırsa bakılsın, en azından 3,5 milyon Türkmen yaşamaktadır. Aynı sayıdan biraz daha fazla Irak'ta vardır.

Şimdi büyük bir yekün teşkil eden bu Türkmenlere zamanında sahip çıkılsaydı bugün Türkiye, bu bölgede güvenlik sorununu arar durumda olmazdı.

Toprak bütünlüğü diye diye nerdeyse kendi toprağımızdan olacaktık.

Yani orada Türkiye için yanıp tutuşan koca bir Türk kitlesi varken, başka ırk ve mezheplerden medet ummaya kalkmak en hafif tabirle aymazlıktır.

Bir bölgesel aktör olan Türkiye, Arapların da Kürtlerin de Türkmenlerin de koruyuculuğunu yapacak güçtedir.

Barış içinde, birbirlerinin haklarına saygılı kardeşçe yaşayan bir toplumun koruyuculuğuna soyunmak kötü bir şey değildir.

Biz bölgede yaşayan milletlere farklı bir gözle bakılsın demiyoruz.

Onlara da koruyucu kalkan olalım diyoruz.

Ancak bize çok yakın duran ve yakın olan Türkmenlere daha çok ağırlık verelim diyoruz.

Zira, Türkiye'nin sınır güvenliği Türkmenlerin orada güçlenmesinden geçiyor.

FAHRETTİN MASUM BUDAK