“Siyasetin yargısallaştığı bir ülkede adil ve nitelikli yargılanma yani adalet beklenemez” başlığıyla yayınlanan bildiride “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hukuka, Anayasa’ya, tüm evrensel hukuk kurallarına aykırı uygulamalarıyla yargıya güven önemli ölçüde yitirilmiştir. Önceleri “yargının siyasallaşması” olarak ifade edilen bu durum AKP’nin yargı erkine sürekli müdahaleleriyle “siyasetin yargısallaşması” boyutuna geçmiştir. Tarafsız ve bağımsız olması gereken yargı organlarına iktidara yakın siyasi kimlikleri herkesçe bilinen atamalar yapılarak bu kişiler eliyle; bir türlü sonuçlanmayan soruşturmalar başlatılması, iddianamelerin hazırlanmaması, Ceza Yargılama Hukukunun temel ilkeleri  “masumiyet karinesi”, “tutuklama istisnadır” ilkelerinin görmezden gelinerek,  tedbir olan tutuklamanın cezaya dönüştürülmesi, “adli kontrol” ile tutuklamanın birbirine karıştırılması, açık suçlamalar içermeyen davalar açılması ve kararlar verilmesi uygulamalarına hız kesmeden devam edilmektedir” denildi.

“SİYASETİ, İKTİDARI YARGI ÜZERİNDE BİR VESAYET MAKAMINA DÖNÜŞTÜRMÜŞTÜR”

Bildiride “Bütün bunlar sürekli olarak muhalif kesime, basın yayın organlarına, gençlere,  özellikle de partimize; Genel Başkanımıza, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, belediye çalışanlarımıza ve üyelerimize karşı uygulanmaktadır. Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve seçilmiş Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere birçok belediye başkanımız parti üyemiz, başka muhalif partilerin yöneticileri, akademisyenler, hukukçular uzun süredir tutukludur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmamaktadır. Bütün bunlar siyaseti, iktidarı yargı üzerinde bir vesayet makamına dönüştürmüştür. Önceki dönem Anayasa Mahkemesi Başkanımız Sayın Zühtü Arslan’ın belirttiği gibi;  ‘Yargının kurumsal anlamda siyasal organların etkisi altında kalması ve siyasi mülahazalar ekseninde ayrışması büyük bir tehlikedir. Bu anlamda yargının siyasallaşması hukuk devletinin sonu olur. Diğer yandan yargının bir vesayet organı gibi davranarak, siyaseten alınması gereken kararları alması da siyasetin yargısallaşması tehlikesini doğurur.  Siyasetin yargısallaşması ise demokrasinin sonu olur. Dolayısıyla yargının siyasallaşması ve siyasetin yargısallaşması demokratik hukuk devleti için aynı ölçüde tehlikelidir.’ Bu tehlikeye bir kez daha dikkat çekiyor, yasama, yargı, yürütme ayrımının yani erkler ayırımı gerçekten uygulanmayan rejimin demokrasi olmadığını da hatırlatıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Haber / Gülveren ALTUNOĞLU

Muhabir: Gülveren ALTUNOĞLU