Grand Cevahir Hotel ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen panelin açılışında konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, internet teknolojileriyle birlikte yaşanan dijital dönüşümün gazetecilik pratiklerinde meydana getirdiği değişimlerin özellikle yapay zekâ ve dijital yetkinliklerle ilgili boyutlarını değerlendirmek üzere Basın İlan Kurumu’nun 65. kuruluş yıl dönümü ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle böyle bir panelin düzenlendiğini söyledi.
BASINA SAĞLANAN KAMU DESTEĞİ 6 MİLYAR TL’Yİ GEÇTİ
Çay, Basın İlan Kurumu’nun; düzenleyici, denetleyici ve destekleyici fonksiyonlarıyla birlikte rehberlik eden, çağa ayak uyduran ve dijital dönüşümünü sürdüren bir Kurum olduğunu ifade ederek, yıllık 95 milyon sayfa görüntülemesiyle ilan.gov.tr ilan portalını ve internet haber sitelerinin ziyaretçi trafiklerini objektif bir şekilde ölçümleyen BİK Analitik uygulamasını geliştirmeye devam ettiklerini kaydetti. Görev alanlarında 2 bin 173 gazete, dergi ve internet haber sitesinin bulunduğunu söyleyen Çay, resmî ilan ve reklamlarla basına sağlanan; özellikle yerel medya için hayati öneme sahip kamu desteğinin 2025 yılında 6 milyar TL’yi aştığını dile getirdi.
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ’NÜ KUTLADI
Filistin halkının haklı mücadelesini dünyaya duyurmak isterken şehit olan 250’yi aşkın gazeteciyi ve 15 Temmuz darbe girişimi sırasında gösterdikleri duruşla hain kalkışmanın seyrini değiştiren gazetecileri de anan Çay, “Çoğu zaman güvenlik güçlerinin, sağlık ekiplerinin bile zor erişebildiği afet bölgelerine, kendi hayatını hiçe sayarak koşan, insanları bilgilendirmek için alın terinden daha fazlasını ortaya koyan, mesaisi olmayan bir işi icra eden kıymetli gazetecilerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyor, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü canı gönülden tebrik ediyorum” dedi.
“GAZETECİSİZ, İÇERİK KALİTESİNDEN YOKSUN, İLKESİZ GAZETECİLİK YAPAMAYIZ”
Genel Müdür Çay, Türk Dil Kurumu’nun 2025 yılını en iyi karşılayan kelime oylamasında ‘dijital vicdan’ kavramının ilk sırada yer aldığını dile getirerek, önlerinde duran bu gerçeklere rağmen internet dünyasının büyüklüğünün, olumlu ve faydalı yönlerinin kendilerini umutsuzluktan arındırdığını ve gelecek adına iyi işler, projeler yapmaya sevk ettiğini kaydetti. Geleceğin bu dünyada şekillendiğini söyleyen Çay, “Burada karar vermemiz gereken husus şu olmalıdır; Biz bu geleceğe şekil verenlerden mi olacağız yoksa trendin gerisinde mi kalacağız?” diye konuştu. Kurum olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın öncülüğünde üniversiteler, gazeteler, internet haber siteleri ve basın işletmeleriyle birlikte bir gelecek inşası öngördüklerini; plan ve projelerini bu yönde hazırladıklarını kaydeden Çay, yapay zekânın ve robotların devreye girmesiyle birlikte insansız haberciliğin de konuşulduğu bir zamanda olduklarını dile getirerek “Yapay zekâ programları ne kadar iyi olursa olsun, gazetecisiz, içerik kalitesinden yoksun, ilkesiz gazetecilik yapamayız” dedi.
“ÜSTÜMÜZE DÜŞEN VAZİFEYİ YAPIYORUZ”
‘Veri zehirlenmesi’ kavramına da dikkat çeken Çay, “Geleneksel medyanın da; ‘gerçeklik’ algısını bozmasına, topluma yanlış bilgi vermesine ve medya gücünün kamuoyu oluşturmak üzere kötüye kullanımına geçmişte şahitlik etmiş bir nesiliz. Manşetlerle darbelere zemin hazırlanmasından, Başbakan idamına, halkı aşağılamaktan, devleti aciz göstermelere varan zehirli yayınları da gördük vaktiyle. Dezenformasyonla mücadele işte böyle zamanlarda büyük önem kazanıyor. Bu anlamda İletişim Başkanlığımızın yürüttüğü çalışmalar, daha da değerli hale geliyor. Toplumumuzun yerel ve ulusal basın aracılığıyla doğru haber alma hakkının, veri zehirlenmelerine kurban gitmemesi için Basın İlan Kurumu olarak üstümüze düşen vazifeyi yapıyoruz” dedi.
“BİLGİYLE OLAN İLİŞKİSİNİ DE KÖKÜNDEN DEĞİŞTİRİYOR”
Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından düzenlenen “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zeka ve Dijital Yetkinlikler” Paneli’nde konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da uluslararası düzenin irtifa kaybettiği, devletlerin alenen hukuksuz eylemlere giriştiği, katliamların ve soykırımların normalleştirilmeye çalışıldığı belirsiz bir dönemin tecrübe edildiğini ifade ederek, “Aslında bu bildiğimiz dünyanın sonu diye tanımlanan şey, yepyeni bir medya düzenini de oluşturuyor. Böyle baktığımızda medya sisteminde dijitalleşme de dahil olmak üzere keskin bir dönüşüm ve belirsizlik, birlikte gerçekleşiyor. Yapay zeka teknolojileriyle daha da hız kazanan bu süreç, insanın insanla, varlıkla ve tabii ki bilgiyle olan ilişkisini de kökünden değiştiriyor” dedi. Bütün bu süreçlerin gazeteciliği de büyük ölçüde etkilediğinin farkında olduklarını ve tam da bu nedenle dönüşümüne tanık oldukları gazeteciliğe ilişkin bazı soruların sorulması gerektiğini söyleyen “Dijitalleşme ve yapay zeka, gazetecilik mesleğini nasıl dönüştürüyor? Bu dönüşümün hangi stratejik yönetişim çerçevesinde ele alınması gerekir? Gazetecilerin ürettiği bilgiler, bugün ne anlama gelmektedir? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar, aslında dijital dönüşüm sonucu hayatımıza giren anlam ve içeriklere daha dikkatli ve yakından bakmamız gerektiğini bize anlatır. Bunlar üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Bu panelin de buna hizmet edeceği düşüncesindeyim” diye konuştu. Dijitalleşmenin gündeme getirdiği en önemli konulardan birinin hız olduğunu söyleyen Duran, bu hızın bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığını ancak riskleri de ortaya çıkararak doğruyla yanlış arasında bulanıklaşma yaşandığını ifade ederek, “Dijitalleşmenin gündeme getirdiği diğer bir konu algoritmalar ve bu algoritmaların belirli şirketler tarafından yönetilmesi riski çok ciddi. Deepfake teknolojileri, otomatik içerik üretimi ve sahte hesap ağları, iletişimin en değerli olan şeyini yani doğru bilgiyi zehirleyebilecek riskler taşımaktadır. Bu, aslında dezenformasyon ve manipülasyon dediğimiz iletişim arızalarının hızla yayılmasına imkan vermektedir. Bunun sonucu da güven bunalımının derinleşmesidir. Bilgi düzensizliği olarak da kavramsallaştırılan bu durum, geldiğimiz noktada hakikatin ne olduğuna dair ciddi bir tehdit ortaya çıkarmaktadır. Tam bu noktada gazeteciye yepyeni sorumluluklar düşüyor. Hakikatin korunması ve anlamlı biçimde dolaşıma sokulması, yukarıda bahsettiğim risklere karşı en önemli güvencelerimizden birisi, ilkeli ve etik değerlere dayalı olarak gazetecilik yapan basın emekçileridir. Burada elbette dijitalleşmenin ortaya çıkardığı imkanlara değinmeden de geçemem. Bu yenilikler, bize veri analizi, otomatik haber yazımı, eğilim tespiti, içerik tavsiyesi gibi önemli imkanlar veriyor. Büyük kolaylıklar sağlıyor” dedi.
“YAPAY ZEKAYA SORUMLULUĞU BIRAKAMAYIZ”
Duran, dijitalleşmenin ortaya koyduğu imkanların bir anlamda gazetecilerin iş yükünü azalttığını ifade ederek “Bizi yönlendiren şey, yapay zekalar olmamalı. Hızlı erişim iyi bir imkan ama sağlıklı ve doğru bildiği haberi ortaya koyabilmek için gazetecinin aktörlüğü, eskisinden daha da önemli hale geldi. Gazetecilik ve kurumsal medya, zannedildiği gibi etkisini yitirmeyecek, aksine yeni fonksiyonlar üstlenerek daha önemli hale gelecek çünkü doğrulama, şeffaflık ve kaynak güvenirliği artık stratejik bir değer. Sosyal medyada, dijital alanda gördüğümüz her şeyin artık gerçek olup olmadığına yani güvenirliğini teyit etmeye ihtiyacımız var. O halde bunu gören ve bu ihtiyaca karşılık veren gazeteciliğin ne kadar değerli olacağını bilmek pekala mümkün” diye konuştu.
“MİLLİ EGEMENLİĞİMİZİN ÇOK ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR”
Haberciliğin temel niteliklerinin zayıflatılmasının, hız olgusunun doğru bilginin önüne geçmesine ve görünürlüğün de hakikati bastırmasına sebep olabileceği konusunda da uyarıda bulunan Duran, “Böyle bir medya düzeninde kimsenin elindeki bilgiden emin olamayacağı açıktır. Böylesi bir kaos ortamında bazı küresel şirketlerin ve onlarla işbirliği içinde hareket eden bazı devletlerin iletişim ekosistemini domine etmesi, burada bir tahakküm oluşturması, elbette istenmeyecek bir husustur. Bu da bizi dijital egemenlik konusuna getirir. Dijital egemenlik, Türkiye açısından baktığımızda milli egemenliğimizin çok önemli bir parçasıdır” dedi.
“İLETİŞİM BAŞKANLIĞI, GAZETECİLERİMİZİN YANINDA”
Cevap aranması gereken başka bir sorunun da bu olumsuzluklarla nasıl mücadele edileceği ve kişinin kendi dijital egemenliğini nasıl koruyacağı hususu olduğunu dile getiren Duran, “Konvansiyonel medyanın önemini göz ardı etmeden, yenilikleri ve yeniliklerin dönüştürücü etkilerini de hesaba katarak hareket etmek durumundayız. Daha önce gazeteci demek, konuyu belirleyen, araştıran ve haberini yazarak altına imza atan kimse demekti. Bugün bu tanım daha da ilerletilmek zorunda yani artık gazeteci, veriyi okuyabilen, algoritmayı tanıyabilen, yapay zeka destekli içerikleri fark edebilen ve dijital güvenlik bilincine sahip kişi demektir. Gazetecilerin bu yeterlilikleri edinebilmesi için elbette bizlere çok görev düşmektedir. İletişim habitatında yer alan kurumlar olarak, İletişim Başkanlığı başta olmak üzere, TRT, Anadolu Ajansı ve Basın İlan Kurumu, bu konuda gazetecilerimizin yanında, onlara her türlü yetkinliğin kazandırılmasında destek vermeye hazırdır ve bunu bir görev addetmektedir. Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde bugüne kadar iletişim camiasından gazetecileri nasıl desteklediysek bu yeni meydan okumalar karşısında da onların yanında olacağız” diye konuştu. Hediye takdiminde bulunulması ve aile fotoğrafının çekilmesinin ardından panellere geçildi.





