Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde 24 Eylül’de saat 10.40’ta 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD verilerine göre deprem 7,39 kilometre derinlikte kaydedildi ve çevre illerde de hissedildi.
Depremin ardından Türkiye’deki aktif faylara ilişkin değerlendirmeler yeniden gündeme gelirken Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bu kez Denizli ve çevresine dikkat çekti.

PAMUKKALE FAYINI İŞARET ETTİ
Üşümezsoy, Pamukkale Fayı’nın dikkatle izlenmesi gereken faylardan biri olduğunu belirterek Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli hattını işaret etti.
Üşümezsoy’a göre bu fay sisteminin 6,5 ile 7 büyüklüğü arasında deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Bu değerlendirme bir deprem tahmini değil, fayın olası deprem üretme kapasitesine ilişkin bilimsel bir görüş niteliği taşıyor.
DAHA ÖNCE BOZOVA FAYINA DİKKAT ÇEKMİŞTİ
Üşümezsoy, Şanlıurfa ve Atatürk Barajı çevresindeki faylara ilişkin önceki açıklamalarında da Bozova Fayı üzerinde durmuştu.
24 Eylül’deki Karaköprü depremi sonrasında bölgedeki aktif fayların özellikleri yeniden tartışılmaya başlandı.
DENİZLİ İÇİN 6,5-7 ARALIĞINI DİLE GETİRDİ
Üşümezsoy, özellikle Pamukkale ve Denizli çevresindeki fayların jeolojik yapısına dikkat çekerek bölgenin tarihsel depremler açısından da hareketli olduğunu söyledi.
Daha önce yaptığı değerlendirmelerde de Denizli çevresinde yaklaşık 6,5 büyüklüğüne ulaşabilecek deprem potansiyelinden söz etmişti.

DEPREMİN ZAMANI ÖNCEDEN BİLİNEMİYOR
Uzmanların fayların üretebileceği olası deprem büyüklükleri hakkında değerlendirme yapabilmesine rağmen, mevcut bilimsel yöntemlerle bir depremin kesin gününü ve saatini önceden belirlemek mümkün değil.
Bu nedenle Üşümezsoy’un açıklaması, “yakında 7 büyüklüğünde deprem olacak” şeklinde değil; Pamukkale Fayı’nın taşıdığı sismik potansiyele ilişkin bir değerlendirme olarak ele alınıyor.
GÖZLER PAMUKKALE-DENİZLİ HATTINDA
Son açıklamalarla birlikte Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli hattındaki aktif faylar yeniden gündeme geldi.
Deprem uzmanları açısından temel uyarı ise değişmiyor: Fayların ne zaman kırılacağından bağımsız olarak deprem riski bulunan bölgelerde yapı güvenliği, zemin koşulları ve afet hazırlığı öncelikli önem taşıyor.

TEKİRDAĞ’DA DA GÖZLER MARMARA VE GANOS FAYINDA
Deprem tartışmalarında Tekirdağ da Türkiye’nin yakından izlenen bölgeleri arasında bulunuyor. Kentin deprem tehlikesi, Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin Marmara Denizi içerisinden geçen kolları ile Tekirdağ’ın batısına doğru uzanan Ganos Fayı nedeniyle önem taşıyor.
MTA’nın 2026 yılında yayımladığı güncel Türkiye Diri Fay Haritası’nda Marmara Bölgesi’ndeki aktif fay sistemleri ayrıntılı şekilde yer alırken, Tekirdağ çevresi de bu aktif tektonik kuşağın içerisinde bulunuyor.

1912 ŞARKÖY-MÜREFTE DEPREMİ HATIRLATILIYOR
Tekirdağ açısından en önemli tarihsel örneklerden biri 1912 Şarköy-Mürefte depremi. Ganos Fayı üzerinde meydana gelen bu büyük deprem, Tekirdağ ve çevresinin güçlü deprem üretme kapasitesine sahip aktif faylardan etkilendiğini gösteren en önemli tarihsel olaylardan biri olarak kabul ediliyor.
Bu nedenle özellikle Şarköy, Mürefte ve Marmara Denizi kıyısındaki yerleşimler, deprem tehlikesi değerlendirmelerinde dikkatle ele alınıyor.
TEKİRDAĞ İÇİN “ŞU BÜYÜKLÜKTE DEPREM OLACAK” DENİLEMEZ
Tekirdağ çevresindeki aktif fayların büyük deprem üretme potansiyeli bulunmasına rağmen, mevcut bilimsel verilerle “Tekirdağ’da yakın zamanda şu büyüklükte deprem olacak” şeklinde kesin bir tarih veya büyüklük vermek mümkün değil.
AFAD’ın Türkiye Deprem Tehlike Haritası da deprem riskini eski sistemdeki “1’inci derece, 2’nci derece” sınıflaması yerine yer ivmesi değerleri üzerinden gösteriyor. Haritada Marmara Denizi çevresi ve Tekirdağ’ın bazı kesimleri yüksek deprem tehlikesinin bulunduğu alanlar arasında yer alıyor.

ÇERKEZKÖY DE MARMARA DEPREMLERİNDEN ETKİLENEBİLİR
Çerkezköy’ün merkezinden büyük bir yüzey fayı geçtiğini söylemek doğru olmaz. Ancak ilçenin Marmara Bölgesi’ndeki aktif faylara görece yakınlığı nedeniyle Marmara Denizi’nde meydana gelebilecek büyük bir depremden etkilenme ihtimali bulunuyor.
Çerkezköy'deki sanayinin depremden etkileneceği gözönüne alındığında felaketin boyutunun daha da artması söz konusu.
Burada belirleyici olan yalnızca faylara olan uzaklık değil; binanın yapım yılı, taşıyıcı sistemi, zemin özellikleri ve yapı denetimi gibi faktörler de olası hasarın seviyesinde önemli rol oynuyor.
Bu nedenle Tekirdağ için en doğru yaklaşım, “deprem ne zaman olacak?” sorusundan çok, mevcut yapı stokunun ve zemin koşullarının büyük bir Marmara depremine ne ölçüde hazır olduğunun değerlendirilmesi olarak öne çıkıyor.


