☰
✕

DENETİMSİZLİK BAŞIBOŞLUKTUR

Türkiye ne çekiyorsa denetimsizlikten, başıboşluktan ve boşvermişlikten çekiyor. Devlet mekanizmasındaki işlevsellik tam bir keşmekeşlikle götürülmektedir. Saldım çayıra, mevlam kayıra cinsinden bir anlayış tüm kurumlara hakim olmuş vaziyettedir.

Bundan birkaç gün önce Almanya'dan gurbetçi bir ailemiz tatilini geçirmek üzere İstanbul'a geliyor. Geziyorlar, tozuyorlar ve acıkınca da kaldıkları otel çevresinde bulunan lokanta veya büfelerde yemek yiyorlar. Kalkıp otellerine geçtikten bir süre sonra kusma, bulantı ve çeşitli şikayetler üzerine doktora başvuruyorlar. Aile yüzeysel muayeneden ve üstünkörü kontrolden geçirildikten sonra otellerine gönderiliyor.

Ancak zaman geçtikçe kötüleşmeye başlıyorlar. Tekrar hastahaneye gittiklerinde iş işten geçmiştir. Ailenin iki çocuğu tüm müdahalelere rağmen oracıkta can çekişiyor. Hemen ardından anne de aynı akıbete uğruyor. Geriye kalan baba ise yoğun bakıma alınıp kurtarılmaya çalışılıyor.

Gelin görün ki, baba da tıpkı çocukları ve hanımı gibi maalesef bu dünyanın lanetlenmiş haline daha fazla dayanamıyor ve kalleş insanların kalleşliğinin intikamını alamadan hayata gözlerini yumuyor.

Şimdi güzelim ülkemizde herkes bu feci olayı konuşuyor. Denetim yok, caydırıcılık yok, bir iş yaparken kendimizi bir başkasının yerine koymak yok. Türkiye otlu sulu yayla olmuş!.. İsteyen istediğini yapıyor ama sonucuna da cezasına da katlanmak istemiyor.

Bu ülkede gıda güvenliği yoktur desem yeridir. Ne devlet işi sıkı tutmuştur ne de millet... Öyle canı isteyen istediği bir yerde lokanta açıp işe başlayabiliyor. Yeter ki ruhsata ve izne baş vurup kayıttan geçsin. Gerisi kolaydır. Oysa gastroloji bir bilim dalıdır. Hem de diğer mesleklerden daha önemlidir. Bugün en ufak bir meslekte dükkan açmak için okul istiyorlar. Sertifika istiyorlar. Hatta bazı mesleklerde yüksek okul veya fakülte bitirmeyi şart koşuyorlar.

Gıdaya gelince, bir ustalığı veya ruhsatı kafi görüyorlar. Etten, gıdadan, yemekten anlamayan bu insanlar sadece sermaye ile istediği yerde restoran açıp çalıştırabiliyor. Hangi yiyecek, hangi içecek veya hangi sebze ve meyveler vücuda yarar, hangileri yaramaz gibi bilgileri öğrenmeleri istenmez. Yani diğer mesleklerdeki gibi uzmanlık, eğitim ve öğretim kimsenin aklına gelmez.

Bakın, görün nasıl bir müşkülatın içine sürüklendik? Hem bir ailenin yok olmasına kahrolduk hem de güvensizlik yaratarak ülke turizminin gelişimine büyük ölçüde zarar verdik.

Böcek ailesinin kaybı, milletimizin kaybıdır. Ön rapora göre gıda zehirlenmesinden ziyade, kimyasal zehirlenmesinin üzerinde duruluyor. Yapılan ilk incelemelerde kimyasal zehirlenme bulgularına rastlanmıştır deniliyor.

Hangi zehirlenme olursa olsun ülkemizde kurum ve işletmelerde denetimlerin yeterince ve sıkça yapılmadığını göstermektedir.

FAHRETTİN MASUM BUDAK