☰
✕

ÇOBAN VE ÇİFTÇİ, HAYVAN VE BİTKİ...

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü bu yılki temasını "Kırsaldan Kente Göç ve Yoksulluk "olarak belirlemiş…

Başka ülkelerdeki durum nedir bilmem ama memleketimiz için hayati bir konudur köyden - kente göç edişler.

1980 sonrası uygulanan politikalar sonucu, emeğinin, alın terinin, ürününün karşılığını alamayan çiftçimiz, topraklarını terk ederek kentlerde yeni bir yaşam arayışına girmiştir. Elbette tek neden bu değildir. Kişisel tercihler ve mecburiyetler de söz konusudur. 2002 yılında kırsaldaki nüfusun toplam nüfusa oranı % 35 iken 2016 da bu oran 7.7` ye düşmüştür.

Gelişmiş olarak tanımlanan bir ülkede tarım sektörü az gelişmiş ülkelere nazaran, daha ileri seviyededir.

Refah seviyesi yüksek olan ülkelerden biri olan Hollanda'nın tarım ihracatı yıllık 100 milyar dolar, Türkiye'nin ise 20 milyar dolar civarındadır.

Cumhuriyetin ilan edilmesini dahi beklemeyen Mustafa Kemal Atatürk'ün tarım beyannamesi yayınlayarak, “Milli ekonominin temeli ziraattır. Çiftçi ve çoban bu millet için temel unsurdur. Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan çiftçidir. Eğer milletimizin ekseriyeti azamisi çiftçi olmasaydı bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık." şeklindeki tespitleri, kalkınmada lokomotif olarak tarım sektörüne yüklediği önemin tezahürüdür.

Bir zamanlar kendi kendini besleyen bir ülke olmakla gurur duyan Türkiye, bugün maalesef pek çok tarım ürününde dışa bağımlı hale gelmiş-getirilmiştir.

Köydeki iş gücü şehirlere ucuz işçi olarak giderken, köyler ıssızlaşıp, topraklar ekilip biçilemez olmuştur.

İşgücü mahiyetindeki nüfus şehirlere kayarken, köylerde yaşlılar ve her şeye rağmen direnenler kalabilmiştir.

Çoban ve çiftçi...

Hayvan ve bitki...

Kurufasulyeyi, mercimeği,

buğdayı ve kıymayı ithal ederken, otomobil üretmeye soyunmak, dünyada lider olduğumuz fındığı emperyallere teslim edip otomobil diye ortalığı ayağa kaldırmak, tuhaf değil mi?

Selam ve umut ile..