Çevre ve İklim Değişikliği Haftası dolayısıyla Türk Tekstil Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından panel düzenlendi. Panele katılan Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Prof. Dr. Halim Orta, “İklim değişikliği, Türkiye’de kuraklık ve su kaynakları, gençlerin çevre sorumluluğu ve sanayide çevre dostu üretim, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kullanımı” konularında katılımcıları bilgilendirdi. Saat 12.00’de okulun konferans salonunda düzenlenen programa Çerkezköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdal Aslan, Türk Tekstil Vakfı Genel Sekreteri Zeynep Vural, Türk Tekstil Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Güngör Avcı, okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
“GIDA İHTİYACINI NASIL TOLERE EDECEĞİMİZİ DÜŞÜNMEMİZ GEREKİYOR”
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşımızın okunmasının ardından programın açılış konuşmasını yapan İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdal Aslan, öğrencilere çevre konusunda tavsiyelerde bulundu. Panele konuşmacı olarak katılan Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi, Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Prof. Dr. Halim Orta, “Dünya kurulduğu yıldan beri dünyada bulunan su miktarı sabit. Hiç değişmedi. Dünya hızla değişiyor. 2050’de yaklaşık 10 milyar nüfusumuz olacak. Bugün nüfusumuz 8,5 milyar civarında. Yaklaşık 1 milyarlık nüfus sorun mu, sanki değil gibi. Ama zenginleşme, tüketim alışkanlıkları ve şehirleşme; bugün ihtiyacımız olan gıda ve su miktarını bir kat arması demek. Birleşmiş Milletler Tarım Teşkilatı, 2050’de bugün tükettiğimiz gıdanın 2 katını tüketeceğimizi öngörüyor. 1 milyarlık nüfus artışı tolere edilebilir ama yüzde 100’lük bir gıda ihtiyacını nasıl tolere edeceğimizi düşünmemiz gerekiyor” dedi.

“MEVCUDİYETİ KORUMAK, BOZULANI DÜZELTMEKTEN ÇOK DAHA KOLAY”
Sektörel su kullanımıyla ilgili de bilgi veren Orta, “Dünyada tarımla uğraşan ülkeler, miktar olarak suyu daha fazla tüketiyor. Ülke olarak da suyun 3’te 2’sini tarımda kullanıyoruz. Geri kalan kısmını da yarı yarıya sanayi ve evlerde kullanıyoruz. Trakya’ya baktığımızda ise maalesef ipin ucu kaçmış durumda, kimin ne kadar su kullandığını an itibariyle takip edemiyoruz. Resmi verilere göre Tekirdağ’da bulunan 3 bin 280 sanayi tesisinde tespit edilen kaçak kuyu sayısı 900 civarında. 30 yıl evvel 50-100 metre olan yer altı suyu derinliği şimdi 400-450 metrelerde. Sanayinin bölgeye geldiği 1980’li yıllarda 100 metreden su çekerken, bugün bu derinlik 400-450 metreye düştü. Çünkü her yıl 0,4 milyar metreküp su geliyor, biz 1,1-1,2 milyar metreküp su çekiyoruz. Her zaman yapmamız gereken mevcudiyeti korumak olmalı. Çünkü mevcudiyeti korumak, bozulanı düzeltmekten çok daha kolay ve ucuzdur” diye konuştu.
“NÜFUSUN YÜZDE 20-25’İNİ YAŞIYOR”
Trakya yöresinin, Türkiye coğrafyasının yüzde 3’ünü oluşturmasına rağmen, Türkiye nüfusunun yüzde 20-25’ini taşıdığını ifade eden Halim Orta, “Bugün Türkiye sanayisinin yüzde 60-65’i Marmara Denizi etrafında konuşlanmış durumdadır. Artık ne ülkemiz su zengini bir ülke, ne de bölgemiz su zengini bir bölge. Bu bölgede su kaynaklarını, toprak kaynaklarını ve çevreyi manipüle etmek, insanın ve tüm canlıların yaşayabileceği ortamı hazırlamak ve sunmak kolay iş değil” dedi.
“ÜLKE OLARAK 10 YILDA 4,5 MİLYON HEKTAR TARIM ARAZİSİNİ KAYBETTİK”
Topraklarımız ve kullanım alanlarıyla ilgili de bilgiler veren Orta, “Ülke olarak 10 yılda 4,5 milyon hektar tarım arazisini kaybettik. Farklı amaçlar için kullanmaya başladık. Şu anda 23,4 milyon hektar tarım arazimiz var. Yani Türkiye’nin topraklarının yüzde 30’u işlenebilir toprak vasfında. Trakya’da bu oran yüzde 58, Tekirdağ’da ise yüzde 67” ifadelerini kullandı. Toprak ve su kaynaklarını tehdit eden faktörleri sıralayan Prof. Dr. Halim Orta, ülkemizde 1970’te yüzde 38 olan şehirleşme oranının 2025 yılında yüzde 93,6’ya çıktığını ifade ederek, “Siz 1970 yılında 38 olan şehirleşme oranını yüzde 90 küsürlere taşırsanız bu insanlara su yetiştirmekte, onlara gıda yetiştirmekte zorlanırsınız” dedi. Ergene Nehri’nin bölgeye sanayi kuruluşları gelmeden önce yüzyıllar boyunca ağustos ayında 2 metreküp/saniye ile akan bir nehri olduğunu kaydeden Orta, “Ne zaman ki sanayi sektörü çok hızlıca geldi, başka çaresi olmadığı için yeraltı su kaynaklarını kullanmaya başladı. Kullandıktan sonra maalesef 1 proseste kullanarak Ergene’ye deşarj ettik. Bunu nereden anlıyoruz, Ergene’nin debisi ortalama olarak 4 kat arttı. Kalitede de çok değişiklikler oldu. Suyun sıcaklığı arttı, içerisinde balık kaplumbağa gibi canlıların yaşayabilme imkanı ortadan kalktı” bilgisini verdi.
“MİLLİ KURAKLIK MERKEZİ KURULMALI”
Bir Milli Kuraklık Merkezi kurulması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Halim Orta, “2040 yılında ciddi bir kuraklık bekliyoruz. Bu kuraklık göçleri tetikleyecek bir kuraklık” dedi. Birleşmiş Milletler’in dünyada 31 tane doğal afet tanımladığını ve kuraklığın 31 afet arasında ilk sırada yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Orta, “Trakya bölgesinde yüzde 3’lük toprak varlığı üzerinde nüfusun yüzde 20’den fazlası yaşıyor. Bölge, özellikle Çerkezköy-Çorlu-Lüleburgaz-Muratlı dörtgeni, sanayiye ve göçe doymuştur. Su kaynaklarının yeterliliği konusunda ve sağlıklı bir yaşam konusunda mevcudiyeti korumaktan başka yapabileceğimiz bir şeyimiz yok, daha fazla gelişmeye izin vermemeliyiz” dedi. Toprağın ve suyun önemini vurgulayan Orta, “Toprağını ve suyunu koruyamayan hürriyetini ve zürriyetini de koruyamaz” ifadelerini kullandı. Panelin sonunda Prof. Dr. Halim Orta’ya teşekkür plaketi takdim edilirken, sonrasında da Çevre ve İklim Değişikliği Haftası dolayısıyla okul bahçesine fidan dikildi.





