☰
✕

CEPHELEŞME YIKICILIK GETİRİR

Son yıllarda muhalefetin haddini- hududunu aşıp yıkıcı söylemlere başlaması siyasal çevreleri oldukça düşündürmektedir. İşin tuhaf tarafı bu konuda yıkıcı eleştirilerin yapılmasına, hassasiyetlerin gözetilmemesine nedense hiç kimse ses çıkarmıyor. Ülkemizde ve dünyada iktidarın aleyhine gelişen en ufak bir olayın istismar edilmesi normal karşılanmaktadır. Muhalefet artık muhalefet olmaktan çıkmış, yıkıcılıkta yarışır hale gelmiştir. Cepheleşme köylere kadar inmiş ve insanımız ortadan bıçak gibi ikiye bölünmüştür.

Herkes kendi tarafındaki insanına sebebi ne olursa olsun sahip çıkar hale gelmiştir. Bir politikacının, bir başkanın veya kendi yandaşı bir yöneticinin rüşvet yemesi, yolsuzluk yapması, devletin malını çalması umurunda değil. Umurunda olan bu karakterde olan insanların kendisinden olup olmamasıdır. Eğer kendi yandaşı ise onun yediği tüm naneler görmezlikten geliniyor ve hatta onun karakter ve ahlak fukaralığını giderecek şarj istasyonu kuruyorlar!

Bugün muhalefet yol göstereceğine, delalet gösteriyor. Siyasetini inkâr ve cepheleşme üzerinden götürüyor. Kitleleri bloklaştırıyor. İktidara geldiklerinde vaatlerini, sözlerini, plan ve projelerini anlatacağı yerde, "iktidar gitsin de nasıl giderse gitsin" diyerek meşruiyet kanallarını zorluyor. Dünyanın hiçbir yerinde kendi hırsızına sahip çıkan bir muhalefeti ne gördük ne de duyduk. Maalesef bunu ancak bizim ülkemizde görüp duyabiliyoruz. Sağcılık- solculuk; Ülkücülük- devrimcilik bir kenarda kaldı. Artık o meşhur keskin ve radikal fikirleri kimse hatırlamıyor. Varsa da yoksa da boş beleş kutuplaşmalar… Şimdi "adamcılık" ve "taraftarcılık" ön plandadır. Değerler ve fikirler üzerinden değil, "adamlar" ve "taraftarlık" üzerinden siyaset yapılmaktadır.

Cumhur İttifakı'nın başarıları, hizmet ve icraatları yok sayılıyor. Muhalefet cephesinden iktidarın hiçbir hizmeti doğru kabul edilmiyor. Böyle bir anlayışta olan bir muhalefetin millet nezdinde inandırıcılığı olabilir mi? Halbuki yeri geldiğinde ve fırsat düştüğünde muhalefet iktidarı, iktidar da muhalefeti haklı görebilmeli ve hak vermelidir. Böyle bir telakki olmadığı için halkın azımsanmayacak önemli bir kısmı söylem ve eylemlerde muhalefete güvenmiyor. Çünkü muhalefetin göz göre göre hokus pokus yaptığını, hırsıza, uğursuza, rüşvetçiye ve yolsuza sahip çıktığını görüp ikrah oluyor.

Halkımız yalanla dolanla bir yere varılamayacağını biliyor. İnandırıcı bir dil, güvenebileceği ve tutunabileceği bir el arıyor. Ama nafile...Sanki gayretsizler sürüsü bir yere temerküz etmiş gibi... Halk onlardan bir ışık beklerken daha da karanlığa düşüyor. Muhalefet cephesindekiler, 23 sene sonra iktidarın oylarına çattıkları için nerdeyse toy çalıp oynayacaklar! Köylü vatandaşlar gibi "biyilcik biyilcik" diye diye beklentileri bir başka bahara kalıyor. Macaristan'da seçimleri kaybeden Türk dostu Viktor Orban, bunların umutlarını artırdı. Orban'ın 16 yıllık iktidarı devrildiğine göre, mutlaka Erdoğan da devrilecektir diye düşünüyorlar.

Cepheleşme ve zıtlaşma üzerinden değil, adalet ve hakkaniyet üzerinden yarış edilmelidir!

Milletimiz muhalefetten yolsuzluğun, yoksulluğun, adaletsizliğin, haksızlığın ve hukuksuzluğun konuşulmasını bekliyor!

FAHRETTİN MASUM BUDAK