☰
✕

BİZ KİME GÜVENECEĞİZ?

Atalarımız "balık baştan kokar" atasözünü boşuna söylememiştir.

Eğer eğrileri, yanlışları düzeltmek için iktidara gelmeye çalışanlar, o eğri ve yanlışlardan daha beterlerini yapıyorlarsa bu milletin belini doğrultması mümkün değildir.

Bakar mısınız, koskoca yüzyıllık parti olan CHP, kendi genel başkanını devirmek için delege pazarı kuruyor.

Delegelerin buralarda ağırlıkları terazi kefelerinde tartılıyor.

Kimin daha fazla ederi varsa karşılığı veriliyor, o alınan delege karşı tarafın emrine tevdi ediliyor.

Mübarekler sanki modern köle pazarı kurmuşlar.

Al tekke, ver külah oynuyorlar!

CHP'nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu şekilde al gülüm ver gülüm bir pazarlığın kurbanı oluyor.

Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel, İstanbul halkının alın teriyle kazandığı paraları götürüp bu pazarda kurulan "delege ticaretinde" harcıyor.

Gerçi arada bir olsa da kokusunu aldığımız bu gibi şeylerde partilerin hepsini suçlamak ve tamamının aynı yolun yolcuları olduğunu söylemek elbette ki insafsızlık olur.

Ancak bunca yıllık tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, kitle partilerinde bu tür hadiseler yeri geldikçe ve fırsat düştükçe uygulana gelmiştir.

Aynı çirkinliği geçmişte Anavatan Partisi'nde de görmüştük.

Turgut Özal, Cumhurbaşkanı olunca yerine Yıldırım Akbulut'u Başbakan atamıştı.

Kurultayda Mesut Yılmaz ile yarıştı ve delegelerin kalleşliği ile yenilip Başbakanlığı bırakmak zorunda kalmış ve akabinde Mesut Yılmaz gibi bir çapsız ve hedefsiz adam bu ülkenin başına geçmişti.

Sokaktan geçenleri, para için düşünce ve ruhunu satanları delege yaparsanız sonuç böyle olur.

Bütün partiler bundan ders çıkarmalıdır.

Aksi takdirde tüm partilerin başına gelebilir.

Particilik yapanlar bu konuyu çok daha iyi biliyor.

Delege yazmak, marketten peynir almaktan daha kolaydır.

Bu işin uzmanları il ve ilçe başkanlarıdır.

Üyeler arasında kimin "biatçı," kimin "kurşun asker" olduğunu önceden tespit ederler.

Günü ve zamanı geldiğinde de bir güzel kayıt altına alırlar.

Zaten üst kurul delegelerinin isimleri, il başkanlarının cebindedir.

O delegeler prestijlidir.

Genel Başkanı seçmek için bindirilmiş kıta olarak Ankara'nın yoluna salınır.

İşte ne olursa burada olur.

Oteller ayarlanmış ve üst kurul delegeleri odalarda, lobilerde veya başkentin herhangi bir nezih semtinde markaja alınmıştır.

Kurultaydan önce bu işler otel lobilerinde ticari bir meta gibi alınır verilir.

Adına da "ikna çabaları" veya "fikir teatisi seansları" derler.

Her şeyde paranın araç olmasına gerek yoktur.

İş imkanları, kadro sözleri, mevki makam vaatleri, bakanlık veya partilerin üst yönetimlerinde göreve gelmelerin hepsi masaların mezesi veya menüsü olur.

Allah milletimizi, sahte demokratlardan, sahte halkçılardan, makam ve ihtiras esiri olmuş sahte milliyetçi ve azgın libarelistlerden korusun!

FAHRETTİN MASUM BUDAK