☰
✕

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER Mİ, YOKSA “BİRLEŞMİŞ BEŞLİLER” Mİ?

Başlıktaki soruyu kendi kendime çok sordum. Gerçekten de Birleşmiş Milletler mi, yoksa “Birleşmiş Beşliler” mi?

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra galip devletlerin kurduğu bu kurum, günümüzde ne yazık ki beş devletin zorbalık ve korsanlıklarını onaylayan bir kurum haline gelmiştir. Bu kurumda veto hakkı bulunan Amerika, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın başlangıçta ortaya koydukları imtiyazlı iradenin, zamanımızda hiçbir hükmü kalmamıştır. Koskoca Birleşmiş Milletlerde egemenliğin beş devletin keyfine bırakılması oldukça düşündürücüdür.

Dünyada olup bitenler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin önüne geldiğinde, bu beş devletten biri veto ettiği anda adalet de hakkaniyet de çöp sepetine atılıyor. 195’e yakın ülke, beş daimi üyenin karşısında yıllardır mahkum gibi yaşamaktadır.

Birleşmiş Milletlerin bu beş devletin çıkar eksenli tutumundan dolayı maskaraya dönmesi ve alay konusu olması, ülkeler adına utanç vericidir. Güçlünün haklı olduğu bu dünyada mazlum ve mağdur milletlerin hakkını kim koruyacaktır? Savaşları, katliamları ve zulümleri kim önleyecektir? Birleşmiş Milletler adalet üzere çalışabilseydi dünyadaki soykırım hadiselerini insanlık yaşar mıydı? Soykırımcı, katliamcı İsrail, bu kadar ileri gidebilir miydi? Amerika ile Rusya her Allah’ın günü horoz gibi ötebilir miydi?

İnsanlık artık gücün karşısında hakkını savunmak istiyor. Güçsüzün, mazlumun ve mustazafın ayaklar altında ezilip gitmesini istemiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya beşten büyüktür” derken kastettiği adalet ve hakkaniyet de budur.

Birleşmiş Milletlerin yapısı, kuruluş amacını yerine getirmekten uzaklaşmıştır. Birkaç devletin emriyle hareket eden bir kurumdan hayır gelir mi? Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Birleşmiş Milletler reforme edilmelidir” cümlesi, Cumhurbaşkanının “Dünya beşten büyüktür” sözüyle örtüşen bir yaklaşımdır.

İnsanlık bu beş devletin insafına bırakılamaz. Artık kürsülerde konuşulan meselelerin hayata geçirilmesi gereken bir zamandayız. 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda havanda su dövülen cümleleri insanlık bundan böyle duymak istemiyor.

Netanyahu konuşurken protesto edip salonu terk eden ülke temsilcileri, aslında onun bu salona nasıl alındığını ve kürsüye nasıl çıkarıldığını protesto etmeliydi. Eğer Birleşmiş Milletler adil bir kurum olsaydı, Binyamin Netanyahu, bırakın o kurumun kürsüsünde konuşma yapmayı, yaptığı katliamlardan ötürü bugün yargı önünde hesap veriyor olmalıydı.

Dünya ülkeleri artık 1945’lerin ülkeleri değildir. Tüm devletler toplanıp bu kurumu ya reforma etmeli ya da baştan sona yeni bir Birleşmiş Milletler Teşkilatı yaratmalıdır.