☰
✕
Gündem

Binkılıç'taki şifalı suyun sırrı! MARMARA HABER Tekirdağ sınırındaki kaynağı yerinde görüntüledi...Dikkat çeken yazı

İstanbul ile Tekirdağ sınırındaki Istranca ormanlarının derinliklerinde yıllardır dilden dile anlatılan bir kaynak suyu, bölge halkının ilgisini çekmeye devam ediyor. Çatalca’ya bağlı Binkılıç ile Çilingöz arasında bulunan ve halk arasında “şifalı su” olarak bilinen kaynağın özellikle böbrek rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılıyor. Suyun ünü öylesine yayılmış ki vatandaşların geçmişte bidon ve damacanalarla bölgeye akın ettiği ticarete dönüşmesin diye yolunun kapatıldığı anlatılıyor.

Loading...

İstanbul’un Çatalca ilçesine bağlı Binkılıç’ın kuzeyinde, Tekirdağ’ın Saray ilçesi sınırına uzanan Istranca ormanları yalnızca doğal güzellikleriyle değil, içerisinden çıkan kaynak sularıyla da yıllardır bölge insanının dilinde.

Binkılıç’tan Çilingöz Plajı yönüne uzanan ormanlık güzergâhta bulunan kaynaklardan biri ise diğerlerinden çok daha farklı bir üne sahip.

Bölge halkı bu suyu yıllardır tek bir isimle anıyor: Şifalı su.

Hayratın sahibi Necmettin Başkaya.

Suyun çıktığı yere şu dizeler yazılmış

Su akardım yabana, çıkardılar beni meydana

Allah cennet iman versin, benden abdest alıp namaz kılana

BÖBREĞE İYİ GELDİĞİNE İNANILIYOR


Kaynak suyunun ününün arkasında özellikle böbrek rahatsızlıkları bulunuyor. Yörede yaşayanların anlatımına göre suyun böbrek taşı ve bazı böbrek rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılıyor.

Bu inanış yıllar içerisinde yalnızca Binkılıç ve çevresinde kalmadı. Tekirdağ, İstanbul ve çevre yerleşimlerden çok sayıda vatandaşın kaynağa gelerek su aldığı, yanlarında getirdikleri bidon ve damacanaları doldurarak evlerine götürdüğü belirtiliyor.

2018 yılında bölgedeki kaynak suyunu konu alan yerel bir haberde de vatandaşların özellikle böbrek rahatsızlıkları nedeniyle kaynağa geldiği, damacanalarını doldurmak için zaman zaman sıra oluştuğu aktarılmıştı.

DAMACANALARLA ORMANIN İÇİNE GİDİYORLARDI


Kaynağı bilenler için bu yol yıllardır sıradan bir orman yolu değil.

Bölgedeki anlatımlara göre suyun ününün yayılmasıyla birlikte özellikle hafta sonları kaynağa gelenlerin sayısı ciddi biçimde arttı. Otomobillerle bölgeye gelen vatandaşlar yanlarında 5, 10 hatta çok sayıda büyük damacana getirerek su doldurmaya başladı.

Kimi yalnızca içmek için birkaç şişe su alırken kimi haftalarca kullanacağı suyu aynı anda götürdü.

Böylece Istrancalar’ın içerisindeki küçük kaynak, kulaktan kulağa yayılan ünüyle adeta doğal bir su durağına dönüştü.

“TİCARETE DÖNÜŞMESİN DİYE YOLU HENDEKLERLE KAPATTILAR”


Şifalı suyla ilgili bölge halkının anlattığı en dikkat çekici iddialardan biri ise ulaşım yoluyla ilgili.

Yöredeki anlatımlara göre kaynağa gelenlerin ve büyük miktarlarda su götürenlerin sayısı artınca bir dönem kaynağa ulaşımı sağlayan güzergâh kapatıldı ya da geçiş güçleştirildi. Köylüler suya olan ticari rağbeti önlemek için yolun giriş ve çıkışlarına hendekler kazmış.

ISTRANCALAR’IN İÇİNDE SAKLI


Kaynağın bulunduğu coğrafya da hikâyeyi daha dikkat çekici hale getiriyor.

Halk arasında Istrancalar olarak bilinen Yıldız Dağları’nın doğu uzantısındaki bölge; sık ormanları, dereleri ve doğal su kaynaklarıyla dikkat çekiyor. Çilingöz Tabiat Parkı da bu hattın Karadeniz kıyısındaki en önemli doğal alanlarından biri.

Binkılıç ile Çilingöz arasındaki ormanlık alanda “Soğuksu” adı verilen mevkinin yıllar öncesine ait bilimsel flora çalışmalarında dahi yer aldığı görülüyor.

Bir tarafta Karadeniz, diğer tarafta kilometrelerce uzanan ormanlar bulunan bölgenin altında ve yamaçlarında çok sayıda doğal kaynak bulunması, yöredeki su kültürünü de yıllardır canlı tutuyor.

ÜNÜ YILLARDIR KULAKTAN KULAĞA YAYILIYOR


Bugün dahi Binkılıç, Saray ve çevresinde yaşayan birçok kişi bu kaynağın hikâyesini biliyor.

Kimisi ailesinden, kimisi komşusundan, kimisi de daha önce buradan su alan bir tanıdığından duyuyor. Böylece herhangi bir reklamı ya da tabelası bulunmayan suyun ünü nesilden nesile aktarılıyor.

Istrancalar’ın derinliklerinden çıkan su için anlatılan hikâyenin en dikkat çekici tarafı da burada başlıyor:

Ne fabrikası var ne markası ne de reklamı... Ama yıllardır insanlar damacanalarını alıp kilometrelerce yol gidiyor.