☰
✕

BEKİR DOĞAN BİR TARİHTİ

O, İstanbul'un yaşayan bir çınarıydı. Ülkücülerin, “büyükleri ziyaret edelim" denildiğinde ilk akla gelen piri fanisiydi. 107 yaşındaydı. Milliyetçi Hareketin yaşayan tarihiydi. Sohbetleri, öğütleri, düşünce ve direktifleri dinlenen irfan abidesiydi.

Ülkücü şehit Cemil Doğan'ın saygıdeğer ağabeyi ve mümtaz hatırasıydı. Aynı zamanda 12 Eylül öncesi Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanıydı. Hatıralar merkezi ve nostalji dünyamızın hazinesiydi. Konuştuğunda ve anlattığında herkesin kulaklarının pasını silen gerçek bir milliyetçi ve gerçek bir ülkücüydü. O ülkücülerin örnek aldığı derviş karakterli ve güzel ahlaklı yüce gönüllü bir insanıydı.

Gazi Derviş Bekir Doğan amcamız, Boraltan faciasının yaşayan tek tanığıydı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü zamanında onarılması mümkün olmayan bir katliamın karakoldaki son askeri olarak çok şeyler görüp çok şeyler anlattı. Bu konuda milletimizi aydınlatarak, geleceğe ders almamız gereken önemli bir darbı mesel bıraktı. O elim olayın vuku bulduğu karakolda asker olmasına çok üzülüyordu. Karşı tarafta kurşuna dizilen soydaşlarının feryadı kulaklarından hiçbir zaman gitmedi. O vahşetin görüntüsünü ölünceye kadar yüreğinde taşıdı.

Boraltan Katliamı, İsmet İnönü'nün milletimizin sırtına yüklediği en büyük kamburlardan biriydi. Böyle bir katliamın yaşanmasına sebep olan İnönü onarılması imkansız bir faciaya imza atarak tarihimize silinmesi mümkün olmayan kara bir leke bıraktı.

Boraltan Faciası olarak zihinlerde derin yaralar açan bu olay, Türkiye'ye sığınan 195 Azeri Türk subay ve askerlerin, geriye çevrilmesiyle karşı tarafta Rus askerleri tarafından kurşuna dizilmesi olayı idi.

Bu hadiseyi günümüze kadar canlı tutan ve aynı zamanda yaşayan bir tarih olan Gazi Derviş Bekir Doğan büyüğümüz bu dünyayı terki salah eylerken bizlere tutmamız ve yapmamız gereken çok güzel öğütler ve davranışlar bıraktı.

Derviş gönüllü ve engin yürekli Bekir Doğan Başkanımız, ömrünün ilk döneminden son dönemine kadar Türk milliyetçiliğine hizmetkar olmaya devam etti. Ateşli ve heyecanlı bir ülkücü olarak hepimize mihmandar oldu. Boraltan Katliamını anlatırken o günleri yeniden yaşamış gibi gözleri dolar ve acısını içine akıtırdı.

İsmet İnönü'yü bu konuda çok eleştirir ve basiretsizlikle suçlardı. Bu vahşet hatırlatıldığında İnönü ile birlikte Turgut Özal'ı ve Recep Tayyip Erdoğan'ı da en az bir o kadar eleştiri yağmuruna tutardı. Bu üçlü devlet adamını sarf ettikleri sözlerden dolayı ömrünün sonuna kadar affetmedi.

Biliyorsunuz; 1. Karabağ Savaşı'nda Turgut Özal, "Onlar Şii, biz Sünni’yiz. Onlar bizden çok, İran'a yakındır, İran yardım etsin" diyerek, Türk milletini derinden yaralamıştır.

Aynı sözlerin bir benzerini Sayın Erdoğan da yapmıştır. O da Fetö'nün çirkin yüzünü anlatırken "Fetö Şiilerden beterdir!" deyip milletimizin azımsanmayacak bir kısmının inandığı değerlere bomba atmaktan çekinmemişti.

Piri Fani Bekir Doğan büyüğümüz bu zehirli dilleri ve mezhepçi yaklaşımları gücü yettikçe ve dili döndükçe tenkit etmekten geri durmadı.

Allah gani gani rahmet etsin. Mekanı cennet, ruhu şad olsun. Öbür dünyada Peygamberimiz ve Ehli Beyit şefaatçisi olsun.