☰
✕

BAZILARI SİYASETE DÜZ MANTIKLA BAKIYOR

Milliyetçi - Ülkücü Hareketin lideri Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin, Türkiye'nin ve Türk milletinin selameti için en zor ve müşkülatlı anlarda çıkıp açıklamalarda bulunması bazı aklı kıt çevreleri ürkütebilir ama unutmayalım ki bu açıklamaların "söz konusu vatansa gerisi teferruattır" diyen büyük çoğunluğun hislerine tercüman olduğu da bir hakikattir.

O'nun vizyoner bakışını, uzağı gören basiretli ve ferasetli çıkışını kendi düz mantığından değerlendirmeye alıp eleştiri yağmuruna tutanlar, onu tanımayanlar ve Türkiye'nin gerçeklerini bilmeyenlerdir.

Sayın Erdoğan'ın Amerika'yı ziyaret günlerinde Devlet Bahçeli'nin bir beyanatı ortalığı tozu dumana kattı. Dedi ki: "Çin, Rusya ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir bloğun kurulması artık elzem olmuştur."  Bu sözü garipseyenler, Batıya göbek bağıyla bağlı olanlar yine başladılar atıp tutmaya: "Efendim böyle bir sözü nasıl söyleyebilir, biz Batı'dan mı uzaklaşacağız?" deyip vurmaya başladılar.

Gerçi müzmin Devlet Bahçeli düşmanları için ne yaparsan yap onları yine de engelleyemezsin. Bu kronik muarızlar için sussan bir türlü, konuşsan bir türlü. Hülasa ünlü şairimiz Fuzuli'nin dediği gibi "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil, “Unutmayalım ki, Bahçeli, düşünüp taşınmadan, ölçüp biçmeden konuşan bir lider değildir. Sözlerinin nereye gideceğini ve nereye gitmeyeceğini daha önceden hesaplamadan konuşmaya kalkmaz! Tabiri caizse, öyle işkembeden atan tipi tipi liderlerden biri değildir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump'ın karşısında sırf eli güçlensin ve kamuoyu Rusya ile Çin'e bakışını tartışın ve sağlıklı bir sonuç elde etsin diye "Batı blokuna mahkûm değiliz" şeklinde bir çıkış yapması ve Batıcı sözde aydınları derhal harekete geçirdi. Batı'ya zincirle bağlanmış kiralık ve satılık kalemler dil birliği etmişçesine Bahçeli'ye veryansın etmeğe başladılar.

Milliyetçi ve ülkücü hareketin lideri Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti'nin seçim sonuçlarını değerlendirirken, önceden pişirilip düşürülen kumpasın önüne geçmek ve yeni seçilen devlet başkanına ayar vermek ve tezgahlanan federasyonu engellemek için KKTC'nin ilhakına işaret etmesi, aynı lekeli kalemleri bir kez daha saldırıya geçirdi.

Husumet cephesinin şantiye şefleri, bu sefer Cumhur İttifakı'nı, Türkiye'yi kendi yörüngesinden çıkarıp başka bir yörüngeye oturtmakla suçladılar. Batı'ya haber salıp derhal önlem alınmasını istediler. Oysa bilmiyorlar ki, Türkiye eskiden olduğu gibi öyle başına gözüne dövülecek ve ekmeği elinden alınabilecek bir ülke değildir. Hele korkacak, sinecek ve pasifize edilecek bir devlet hiç değildir.

Türk Devleti, Cumhur İttifak'ı sayesinde 2016 yılından bu yana dünya ölçeğinde tam bağımsız bir yol izleyerek dünya politik arenasında söz ve erk sahibi olmasını bilmiştir. Özellikle son yıllarda dünyanın yönünü belirlemede ve yön tahin etmede güçlü devletlerin içinde birkaç devletten biri olarak gözünü diktiği zirveye emin adımlarla ilerlemektedir.

Kartalların yüksekten nasıl uçtuğunu, serçeler o bilinen cüssesiyle bunu anlayabilir mi?

Türkiye’nin şanlı yürüyüşüne hiçbir güç engel olamaz!

FAHRETTİN MASUM BUDAK