Reis-i Cumhur Hazretleri demeç vermiş.. Demiş ki;
"Maalesef dünyada adalet yok. Ben böyle bir dünyada yaşamak istemiyorum."
Aynı fikirdeyim.
Hatta fazlası var.
Çünkü, ben sıradan bir vatandaşım.
Ona, kelebeğin kanat çırpması gibi gelen bu zalim dünyanın rüzgarı bana ve benim gibilere fırtına, boran olup yere yapıştırıyor.
"Batsın bu dünya "o halde..
"Dünya 5 'den büyük "demiş zat-ı şahaneleri.
Tabii büyük.
Ama tesadüfe bakın ki; Dünyada onca ülke varken, hem de belediye başkanıyken, koca dünyada bula bula ABD başkan’ını bulmak, görüşmek, gitmek, gelmek dünyanın aslında 1 'den ne kadar küçük ve küçücük olduğunu gösteriyor.
Küba'ya git mesela,
Venezuella olur,
Uruguay var,
Zimbabve olur,
Papua Yeni Gine bile olur..
İlla ABD diye tutturulursa,
sonu hep böyle olur. Hep böyle olmuştur.
"Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu"
Dünyadan büyük beş doğru bir laf.
En doğru olanı ise “150 uluslararası tekelin elinde oyuncak olduk" lafı..
Hani bir şarkı var ya;"Talihin elinde oyuncak olduk"onun gibi..
Bu talih kuşu, misal birisinin kafasına konunca bahtı, ikbali birden açılır.
Bir bakmışsınız,"Bu ülkede başbakan, cumhurbaşkanı olmadan ölmeyeceğim" gibi çok uzun vadeli projeksiyonla konuşmaya başlar.
Birileri önünüzdeki kayaları, taşları, çakılları süpürüp, her işi rayına sokarak "Yürü aslanım, yürü" diyorsa biraz bu güzellikten işkillenmek gerekir.
Öyle ya,
Bayram değil seyran değil, kucaklayanlar enişte bile değil.
Allah'ın Busht'u beni niye bu kadar pohpohluyor diye sorulmaz mı?
Kara kaşa, şehla göze meftun olma zamanı değil ki zamane..
Şimdi öyleymiş de böyleymiş.
Yok adaletmiş de, yok bilmem neymiş.
Misal , 15 temmuzdan sonra olup bitenlere bakalım.
Binlerce insan işinden, aşından oldu.
Kimi "aldatıldım" dedi , kimi "bana ahmak diyebilirsiniz "dedi kurtuldu.
Yıllarca hükümet edenlerden kim var bu işin hesabını veren?
Eee hani adalet?
Hangi adalet?
Dünya'yı bilmem.
Ama, ben de 15 yılda organize bir biçimde ağzını burnunu yamulttuğunuz bu canım memleketimde,"hain"denilenlerden biri olarak yaşamak istemiyorum.
Bu deneme-yanılma metodu ile oradan oraya savrulan memleket hallerine tanıklık ederek yaşamak istemiyorum.
Geziciler, bunlar, laikler, Atatürkçüler,
Darbe severler,
Darbe savarlar,
ötekiler, berikiler, namaz kılanlar,"namaz kılmayan hayvanlar”, kısa etek giyenler, kısa etek giyenlere tahammül edenler, tekmeleyenler, "tekmelemeseydi mırıldınsaydı olurdu "diyenler, silahlananlar, yeni Osmanlıcılar, plaka hayal perestleri, müftü nikahcıları, durmadan küfür edenlerin, ayrıştıranların .... bik bik bik.. Olur olmaz konuşup milleti depresyona sokanların olduğu, bu ülkede yaşamak istemiyorum.
Bir zamanlar "ya sev, ya terket" diyen zat-ı şahanelerini de sevebilmek için çok uğraştım.
Sevemedim.
Sevmek zorunda da değilim.
Memleketimize olan sevdamız görmezden gelerek yaşamayı da mümkün kılamıyor.
Toprağına, suyuna, ağacına bulanmışız.
Dertleriyle, dertlenmişiz.
Terketmeyiz, terkedemeyiz.
Bu sevda da, terketmez bizi.
Ama o 150 küresel şirketten biri olan, misal Cargill için yapılan yasa değişikliklerini millete anlatmak icap eder.
Şimdi belki de birileri, şöyle diyordur;
"Atı alan Okyanusu geçti"
Veya
Geçti Brüksel'in pazarı, sür eşeğini Moskova'ya "
Ne acı..
Ne hazin.
Selam ve umut ile.