☰
✕

BALIKESİR- BURHANİYE'YE GİDERKEN...

Erdem Karakoç'un nezdinde, siyasi faaliyetlerde boş durmanın veya çekilip bir kenarda oturup, olup bitenleri seyretmenin bir manası yoktur. Bunu, milliyetçi hareketin tarihi seyrini yaşayan arkadaşlarımız yakından biliyor. O her hafta mutlaka değişik yerlerde bir toplantının yapılmasına öncülük etmeden duramaz. Aynı zamanda bu toplantıların her birine kendisine yakın gördüğü arkadaşlarını mutlaka davet eder ve onların o toplantılarda hazır bulunmasını sağlar.

Biz de onun organize ettiği bu meşhur ve hayırlı toplantılara bazen gider bazen de mühim bir işimiz çıktığında gidemeyeceğimizin üzüntüsünü yaşarız. Ancak mümkün mertebe hem kendimiz için hem de Erdem Başkan için bu toplantıları kaçırmamaya özel önem veririz. Çünkü bu tür toplantıların yapılmasına ve aynı şekilde sürdürülmesine bizzat katkı sunuyor ve destek veriyoruz.

Tertiplediğimiz çok amaçlı toplantıların çok büyük faydasının olduğuna inananlardanız. Toplantılar; kaynaşmayı ve tanışmayı sağlar. Ülke yararına yeni düşüncelerin, yeni tespitlerin ve yeni yorumların önünün açılmasına yardımcı olur. Ayrıca mesafeleri yakınlaştırır, dostluk ve arkadaşlıkları pekiştirir ve fikir teatisinin geçişine ve artışına katkı sunar.

Yine aynı toplantıların bir benzerini düzenlemek için Erdem Başkanla hasbihal ederken bana "Başkanım, bu seferki toplantımız Balıkesir -Burhaniye'dir, yüksek okulda Dekan Oğuzhan Bey'in misafiriyiz, eğer farklı bir programın yoksa Şaban Kardeş ile Yunus Başkanı da alıp gelirsen çok memnun olurum" dedi. Telefonu kapattıktan sonra sözü edilen arkadaşlarımı aradım ve durumu bildirdim. Kimi zaman Koca Reis Yunus Meral, şahsi işlerinden dolayı gelemiyordu. Ama bu kez, öyle olmadı. "Sizin gittiğiniz her yerde ben de varım" diyerek hazır olduğunu söyledi.

8 Ekim Salı günü gelip çattığında saat 12'de Şaban Başkanla Çerkezköy'den çıkıp, Tekirdağ'a doğru yola koyulduk. Ta Tekirdağ'a gelip çatana kadar Koca Kurt Yunus Meral çoktan yola çıkmıştı; "Filan yerdeyim beni buradan alın" diyordu.

Bizim için bu yolculuk tam bir doping olmuştu. Gezip görmek ve memleketin değişik yerlerini tanımak herkes gibi bizim de hakkımızdı.

Arabamızda tam gaz hızla ilerlerken, etrafa ve çevreye göz atmadan edemiyorduk. Ülkemizde birçok alanda olduğu gibi yollarda da bir üst lige terfi etmenin sevincini yaşıyorduk. Kalite ve mükemmellik açısından Avrupa yollarından geride kalan yanımızın olmadığının yorumunu yapıyorduk. Çanakkale Otoyolu ve Köprüsü'nün turizm yönünden bu bölgelere büyük bir canlılık getirdiğine şahitlik yapıyorduk. Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir gibi illerimizin sahil bantları; İzmir'den, Muğla'dan ve Aydın'dan geri kalan değildir. Mavi ile yeşilin, kumsalla güneşin buluştuğu deniz sahilleri insanları adeta kendisine doğru çekip bağlamış. Sahillere ve iç kesimlere doğru göz attığımızda, her yer insanın gözlerine bayram havası yaşatıyordu. Sadece sahiller değil, denize bakan tüm yamaçlar bile yazlıkçıların hücumuna uğramış vaziyette...Nedense milletimiz denizlerin, ormanların, kumsalların ve sahillerin olduğu bölgeleri çok seviyor.

Devamı var...

FAHRETTİN MASUM BUDAK