☰
✕
Gündem

“Artık hiçbir meslektaşımızı toprağa vermek istemiyoruz”

Görev yaptığı Yalova Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü binasında, maluliyet talebinin reddedilmesi ve buna ilişkin yargı sürecini gerekçe göstererek kuruma gelen bir şahsın silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybeden Avukat Zekeriya Polat, Çorlu Adliyesi önünde anıldı. Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Egemen Gürcün, “Artık hiçbir meslektaşımızı toprağa vermek istemiyoruz” dedi.

Tekirdağ Barosu tarafından saat 11.30’da düzenlenen anma programında konuşan Baro Başkanı Av. Egemen Gürcün, “Dün Yalova’da SGK İl Müdürlüğü’nde çalışan bir kamu görevlisi, avukat meslektaşımız bir cani tarafından hayattan koparıldı. Daha kaç defa öldürüleceğiz? Bugün burada kalplerimizde ağır bir acıyla, vicdanlarımızda derin bir yarayla toplandık. Üzüntülü ve öfkeliyiz. Bugün bir meslektaşımızı, bir avukatı, gencecik bir insanı toprağa veriyoruz. Ama aslında dün yalnızca bir can katledilmedi; hukuka olan inanç, adalete duyulan güven ve insan hayatının dokunulmazlığı da hedef alındı. Bir avukat öldürüldü, dostlarım… Bir avukat… Hayalleri hevesleri olan… Her gün hepimizin yaptığı gibi sabah evinden çıkarken belki de akşam için ailesi ile planlar yapan bir kardeşimiz daha koparıldı hayattan. Yüreğimizde büyük bir sızı var. Yüreğimiz yanıyor. Yaşayacak güzel günleri vardı. İki yaşındaki evladına sarılıp uyuyacağı, ona masallar anlatacağı, sarılıp koklayacağı, birlikte uyuyacağı daha çok zamanı olduğunu düşünüyordu. Ama bir cani çıkıyor kaybettiği davanın hıncını çıkarmak için, ailesinin bin bir emek ve zahmetle büyüttüğü Zekeriya kardeşimizin canına kıyıyor” dedi.

“AVUKAT, HİÇBİR ZAMAN TARAF DEĞİLDİR”

Gürcün, “Bu cümle ne yazık ki artık tekil bir haber değildir; bir utanç zincirinin yeni halkasıdır. Söylüyoruz, anlatıyoruz ama bir kez daha altını çizmek zorundayız. Avukat, hiçbir zaman taraf değildir. Avukat, bir suçu savunmaz; adaleti savunur. Avukat, dava ile özdeşleşmez; hukuk ve adalet ile özdeşleşir. Anlayın artık yeter. Avukatız biz, sadece avukat. Borcunuzun, davanızın sebebi değiliz biz. Ama bugün geldiğimiz noktada, avukatlar yalnızca mesleklerini icra ettikleri için tehdit ediliyor, darp ediliyor ve hatta öldürülüyor. Geçtiğimiz yıllarda katledilen Avukat Ersin Arslan da, Avukat Servet Bakırtaş da sadece mesleklerini yaptıkları için aramızdan koparılmamış mıydı? Bitmiyor işte bitmiyor. Bu şiddet tesadüf değil, bu şiddet münferit de değil. Bu şiddet; yıllardır avukatı hedef gösteren, savunmayı değersizleştiren, avukatı bir engel gibi gören anlayışın sonucudur. Soruyorum; bir avukat öldürülüyorsa, bir insanı mı susturuyorlar sanıyorsunuz? Hayır. Adaletin sesi susturulmak isteniyor. Avukatlar korksunlar, sinsinler isteniyor. Reddediyoruz. Kabul etmiyoruz. Susmuyoruz. Ve bugün burada şunu açıkça ve yüksek sesle söylüyoruz: Teröristler tarafından odasında haince katledilen şehit Savcı Selim Kiraz’ın da acısı hala tazedir yüreğimizde. Avukat Zekeriya Polat’ın acısı da dinmeyecek asla. Çünkü savcı da, avukat da, hakim de yargının asli unsurlarıdır. Hepimiz aynı sıralardan geçip, aynı ideal uğruna ama yargının farklı kollarında adalete hizmet edenleriz. Birimize yönelen tehdit, şiddet tüm yargı camiasına dönüktür. Biliriz biz. Adliyede bir savcıyı, ofisinde bir avukatı görevi başında hedef alan bu alçak karanlık, aynı zihniyetin ürünüdür. Ve bu nedenle değerli meslektaşlarım, bu zihniyetle mücadele edilirken birbirimizi sahiplenmeliyiz. Çünkü; hedef alınan şey, unvanlar, kişiler değil sadece, adaletin de ta kendisidir. O nedenle bugün burada sormamız gereken soru şudur, bir insanın, hele ki adalet için çalışan bir hukukçunun, yalnızca görevini yaptığı için öldürülebildiği bir ülkede kim kendisini güvende hissedebilir? Bir savcı adliyede, bir avukat ofisinde hedef haline getirilebiliyorsa, adalet kimin içindir? Ve eğer biz bugün susarsak, yarın kimin hayatı, hangi cübbe, hangi vicdan korunacaktır? Bugün yitip giden genç bir meslektaşımızın ardından konuşuyoruz. Üzüntülü ve öfkeliyiz ama her şeyin de farkındayız. Bu şiddet sarmalından sistematik ve bilinçli bir çaba ile çıkacağız. Aksi halde yarın da öbür gün de suskunluğun ve mücadele etmeyişin bedelini hep birlikte öderiz” diye konuştu.

“KORKMAK İÇİN BU CÜPPELERİ GİYMEDİK”

Yargı mensupları olarak korkmak için bu cübbeleri giymediklerini vurgulayan Gürcün, “Ama ölmek için de giymedik. Bu nedenle yıllardır talep ettiğimiz idari önlemlerin ve avukatlık mesleğine dönük şiddete karşı yasal düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesi gerekiyor. Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne taraf olunması beklentimizi buradan bir kez de Çorlu’dan aktarıyoruz. Bu sözleşmeye taraf olmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir yükümlülüğü artık. Artık öldürülen savcılarla, öldürülen hakimlerle, öldürülen avukatlarla, öldürülen adliye personelleriyle anılmak istemiyor bu camia. Yeterli önlemler alınmalı. Hep beraber bu önlemleri birlikte almalıyız” ifadelerini kullandı.

“BU İŞİN SİYASETİ YOK, BU İŞİN TARAFI YOK”

Meclisteki avukat milletvekillerine de seslenen Baro Başkanı Avukat Egemen Gürcün, “Meclisteki bu meslek sayesinde milletvekili olan 134 meslektaşımıza sesleniyoruz. Tekirdağ Barosu olarak Avukatlara Yönelik Şiddetle Mücadele ve Savunma Hakkının Güçlendirilmesi Hakkında Kanun Teklifimizi hazırlıyoruz, en kısa sürede sizlere göndereceğiz. Sizlerin de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bunları takip etmenizi bekliyoruz. Bu işin siyaseti yok, bu işin tarafı yok. Bu mesleğimize birlikte sahip çıkmanın sorumluluğu. Bunu yapmalıyız. Eğer bunu yapmazsak böyle bir bir öldürülmeye devam edeceğiz” dedi.

“BİZ BU ŞİDDETİ NORMALLEŞTİRMEYECEĞİZ”

Bu cübbeleri insan onuru için, hakikatin sesi olmak için, adaletin bir gün mutlaka kazanacağına inanarak giydiklerini vurgulayan Av. Egemen Gürcün, “Buradan açıkça söylüyorum, avukata, yargı mensuplarına yönelen her şiddet, topluma yönelmiştir, hukuka yönelmiştir, adalet inancına yönelmiştir. Ve biz bu şiddeti normalleştirmeyeceğiz. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Kaybettiğimiz meslektaşlarımızın adları artık sadece kayıplar değildir; o isimler, hesap sormanın, mücadele etmenin ve savunmayı savunmanın adıdır. Ruhları şad olsun. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Ve buradan, Savcı Selim Kiraz’ın, Avukat Ersin Arslan’ın, Avukat Servet Bakırtaş’ın ve nice yitirdiğimiz canlarımız ve son olarak da Avukat Zekeriya Polat’ın hatıraları önünde hiç bitmeyecek bir öfke, üzüntü ve dirençle hep birlikte söz veriyoruz: Avukatlar, korkuya teslim olmayacak. Barolar, şiddet karşısında geri durmayacak. Ve meslektaşı olmaktan onur duyduğum avukat, hakim, savcılar; bugün olduğu gibi yarın da adalet mücadelesinde omuz omuza yürümeye devam edecekler. Bu şiddet sarmalından hep birlikte çıkacağız” ifadelerini kullandı.

Haber / Gülveren ALTUNOĞLU