Dünyanın her tarafına demokrasi götürmek için giden, ama kendi halkını sadece iki siyasi parti ile alın size demokrasi diye aldatanların ülkesidir Amerika…
Dünyanın pek çok yerinden gelip yerleşen, bütün pis işlerin yaptırıldığı göçmenlerin ülkesidir Amerika…
20. Yüzyıla kadar kara derili insanlara sahiplik yapan, beyaz efendilerin büyük kıtasıdır Amerika.. Bugün durum farklı mıdır?
Eeeh işte…
Nasıl olsa ABD'nin ve dünyanın gerçek sahipleri için insanların derilerinin renginin bir önemi yoktur.
Keza dil, din veya herhangi bir farklı özeliğin de, anlamı ve önemi yoktur.
Büyük şirketler ve bankaların desteklediği, finanse ettiği iki kukla liderden biri, zamanın ihtiyaçlarına göre allanır pullanır başkanlık koltuğuna oturtulur.
Hepimiz gibi Amerikan halkı da başkanlarını kendilerinin seçtiğini zannederler.
Yani, formalite bir seçimdir bu.
ABD halkı pek umursamaz bu işleri.
Bizim sokaktaki herhangi bir vatandaşımız, ortalama bir Amerikan vatandaşına göre profesör sayılır.
Tüketim çılgınlığı, aslında onları uyutmaya ve uyuşturmaya programlayan, bu arada şirketleri de zengin eden, çoğunluğu politika ve toplumsal olaylardan uzak tutmaya yarayan kullanışlı bir enstrümandır.
11 Eylül ikiz kule saldırısını, gerçekten de Usame Bin Ladin'in organize ettiğine inandırılan ABD halkı, Irak'ın, İran'ın binlerce km öteden gelip ABD'yi yerle bir edeceğine de yine bu kanalla inandırılır.
Yani sermayenin, yani 150 şirketin yönettiği, başkan seçtiren, başkan konuşturan, başkan öldürten, Amerika diye yazılıp kapitalizmin güç merkezi olarak okunması gereken bir ülkedir, Amerika…
Japonya'ya atom bombası atabilmek için kendi ülkelerine, Pearl Harbor saldırısını düzenleyenlerin,
Domuzlar Körfez'i çıkartması ile Castro'yu, diz çöktürmek için yine Castro'nun vatandaşlarını; Küba'lıları kullanan, bir avuç vatansever Kübalının tokatını yiyen ülkedir Amerika.
Vietnam'ın yoksul, silahsız halkını teslim alamayan tarihin en kirli işgalinin, zülmünün yaşandığı Vietnam topraklarından, geride çoğunluğu zenci ve vietnamlı binlerce ceset bırakarak, ABD halkının ender uyanışlarından biriyle, ayrılmak zorunda kalanların kurduğu "korku imparatorluğudur" Amerika.
Dünyaya hakim olanların, yaşadıkları topraklarda bile mesela Amerika'da, iç savaş çıkarıp, iç savaştan zengin olabildikleri coğrafyadır Amerika.
Bir zamanlar "küçük Amerika "olacağız diye bizim halkımıza anlatılmayan Amerika'nın esası budur.
1950'li yıllardan bu yana küçük Amerika olacağız diye çıkılan yol, AKP'yi iktidara taşıyan yol ile aynıdır.
O yolun bir ucunda 6. Filoya secde edip "Bizim Kabe'miz Amerikadır"
demek varsa, diğer ucunda Müslüman Irak'ı katliam, tecavüz, zülüm ile işgal eden ABD askerlerinin ülkelerine sağ salim dönmesine duacı olduğunu beyan eden Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı vardır.
"Amerika olacağız" diye diye yürünen yolun sonunda topraklarımız, ruhlarımız, milli varlıklarımız, havamız, suyumuz, ekmeğimiz, aşımız işgal altındadır. ABD’nin efendileri, kendi vatandaşları gibi bizleri de uyuşturmuştur.
Küçük Amerika olmaya öykünmek yerine, Atatürk'ün oldurmaya ömrünü adadığı "tam bağımsızlık"
ilkesini, öncelik yapmayan siyasetçileri, omuzlarında taşıyanların yaşadığı ülkenin adı da Türkiye'dir..
Ne acı…
Ne trajik…
Şimdi rüzgar-Reza’ya dönmüş, güya bağımsızlık mücadelesi veriyormuşuz.
Hem de, memleketin yarısı da "hainmiş"
Yukarda Amerika diye tekrar ettiğim her satırın sonuna, Rusya, İngiltere ve diğerlerini ilave edebilirsiniz…
Selam ve umut ile..