☰
✕

AĞAÇ BUDAMAK BÖYLE DEĞİLDİR

Anlamakta zorluk çekiyorum. Acaba caddelerimizin süsü ve yaz sıcağının kalkanı bu oksijen deposu ağaçları boşuna mı dikiyor ve boşuna mı bakımını sağlıyoruz. Çerkezköy caddelerinin bezeği bu ağaçların acemice budanmasını görünce çok zoruma gitti. Mühendislerimiz uzaktan kumanda gibi talimat verip masa başına geçiyorlar. İşçinin nasıl bir budama yapacağı hiç umurlarında değildir. Gidip göstermeleri dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Budasınlar da nasıl buduyorsa budasınlar. O ağaçların hangi şartlarda büyüdüğü umurlarında değildir. Öyle "Saldım çayıra, Mevla’m kayıra" cinsinden işi tamamlamak ve gidip yan gelip yatmak tek düşünceleri... Bu çınar ağaçlarını kim budadıysa evlere şenlik... Sanki yeşillikten, gölgelikten zarar geliyor gibi nerdeyse ağaçların başındaki budakları da vurup salacaklar! Yetkililere sormak lazım; bu ağaçları kaldırımlara niye diktiniz? Ülkemizin şansı hiç yoktur. Yetiştirdiğimiz mühendislerimizin azımsanmayacak bir kısmı masa başından başka bir iş istemiyor. Ziraat mühendisi ekin ekmesini, ağaç budamasını ve inek sağmasını ne yazık ki bilmiyor. Kravatı takar, masanın başına geçer, talimat ve emir yağdırarak işini tamamladığını sanır. Aynı şeyi diğer kollardaki mühendislerimizde de görmekteyiz. Makine mühendisi makineyi bilmez, elektrik mühendisi elektriği anlamaz! Bunların önemli bir kısmı pratiği gelip çalıştığı iş yerinde işçisinden öğreniyor. Ağaç demek, medeniyet demektir. Ağaç demek yeşillik ve güzellik demektir. Ağaç demek, geleceğe bırakılan çok önemli bir miras demektir. Ağaçlarımıza gözümüz gibi bakalım, suyunu ve bakımını zamanında verip budamasını ustaca yapalım. Ağaçsız şehir demek, çoraklı toprak demektir. FAHRETTİN MASUM BUDAK