Azerbaycan’da eğitim kurumlarında uygulanan yeni kıyafet düzenlemesi, öğrenciler ve veliler arasında tepkilere neden oldu. Laiklik ilkesi ve okul kıyafetlerinde birlik gerekçesiyle uygulanan kurallar kapsamında, başörtülü bazı öğrencilerin derslere kabul edilmediği ileri sürüldü.

13 Ekim Salı günü kamuoyuna yansıyan görüntülerde, okula alınmadıklarını anlatan öğrencilerin yaşadıkları karşısında gözyaşlarına hâkim olamadıkları görüldü.
ÖĞRENCİLERDEN PSİKOLOJİK BASKI İDDİASI
Tartışmaları büyüten bir diğer gelişme ise bazı öğrencilerin okul içerisinde psikolojik baskıya maruz bırakıldıklarını öne sürmesi oldu.
Başörtülerini çıkarmaları yönünde baskıyla karşılaştıklarını anlatan öğrencilerin ifadeleri, eğitim hakkı ve inanç özgürlüğü konusundaki tartışmaları derinleştirdi.
Öğrencilerin başörtülerini çıkarmaya yönlendirildikleri ayrı odalar bulunduğuna ilişkin iddialar da Türkiye’de 28 Şubat döneminde gündeme gelen ikna odalarını hatırlattı. Ancak söz konusu odaların kurumsal bir uygulama olarak oluşturulduğu bağımsız biçimde doğrulanmış değil.

AİLELERDEN TEPKİ: EĞİTİM HAKKI TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Çocuklarının başörtüleri nedeniyle derslere alınmadığını belirten veliler, uygulamaya tepki gösterdi.
Eğitim hakkının öğrencilerin kıyafet tercihlerinden bağımsız olarak korunması gerektiğini savunan aileler, çocuklarının herhangi bir engelle karşılaşmadan eğitimlerine devam edebilmelerini istiyor.
Yaşanan gelişmelerin ardından öğrencilerin ve velilerin katıldığı protestolar, başörtüsü konusunda başlayan tartışmaları ülke gündemine taşıdı.
GÖZLER YENİDEN 28 ŞUBAT SÜRECİNE ÇEVRİLDİ
Azerbaycan’da yaşanan olaylar, Türkiye’de 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilere yönelik uygulamaları yeniden hatırlattı.
Özellikle öğrencilerin başörtülerini çıkarmaya zorlandıkları yönündeki iddialar ile okul kapılarında yaşanan görüntüler, iki dönem arasında benzerlik kurulan tartışmaların odağına yerleşti.
Azerbaycan’daki kıyafet düzenlemesinin uygulanma biçimine yönelik tepkiler sürerken, tartışmanın merkezinde öğrencilerin eğitim hakkı ile din ve vicdan özgürlüğünün nasıl korunacağı sorusu bulunuyor.





