Adaletsizliğe Uğrayanın Alt Edemeyeceği Güç Yoktur     Tavla Bahane Dostluk Şahane    Künye    Reklam    Bize Ulaşın    29 Haziran 2017 Perşembe   
Marmara Haber
  Kapaklı Çerkezköy Saray Çorlu Ergene M.Ereğlisi Hayrabolu Muratlı Süleymanpaşa Şarköy Malkara Türkiye Tekirdağ Edirne Kırklareli
Son Dakika Yazarlar Türkiye Konuşuyor Fotoğraf Galeri WEB TV T Haber E-Gazete Anket Haber Arşiv
 ANA SAYFA GÜNDEM SİYASET EKONOMİ SPOR DÜNYA EĞİTİM KÜLTÜR SANAT YAŞAM SAĞLIK MAGAZİN BİLİM TEKNOLOJİ RESMİ İLAN
Asiye Çift Şahin / Divit Kalem
EN BÜYÜK SİLAH,GIDADIR..
Maslow'un ,ihtiyaçlar piramidinin tepe noktasında fizyolojik ihtiyaçlar yer alır. Açlık, susuzluk v.s gibi Sonra güvenlik, sevgi, saygı, kabul görme gibi ihtiyaçlar gelir.
Yayın Tarihi: 18 Mayıs 2017 Perşembe, 22:19
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Yani nerde çalışıyor olursak olalım, ne iş yaparsak, yapalım günün sonunda hane halkının sayısına göre ekmek almaya mecburuz.

 

Ekmek demek, un demektir.

Un ise buğday anlamına gelir.

Buğday; tarım,

tarım; toprak demektir.

 

Dünyanın en zengin ülkesi olsanız,

fertleriniz başına düşen gelir 100 bin TL de olsa, beslenmeye, gıdaya ve toprağa ihtiyacınız vardır.

 

Bir Alman için patates, Çinli için pirinç, Türk için buğday; toprak demektir..

Evet, sözü yine aynı yere getireceğim.

Türkiye’nin tarımsal  politikasızlığına, öngörüsüzlüğüne...

 

Bakın,18 milyon nüfuslu, Konya'dan azıcık büyük olan Hollanda yılda 100 milyar dolarlık tarımsal ürün ihracatı yapıyor.

 

780 bin kilometre kare alana ve 80 milyon nüfusa sahip Türkiye'nin yıllık tarım ihracatı 20 milyar dolar..

 

Bir mukayese yapacak olursak bir Hollanda vatandaşının payına düşen tarım ihracatı, bir Türk vatandaşının 25 katı..

 

 

Düşünün bir, Türkiyenin tarım ihracatı 50 milyar dolar /yıl olsa neler olur bu ülkede?

Olur mu?

Niye olmasın?

Niye olmuyor?

 

Bugünlerin taşları 12 Eylül’den sonra sağlamlaştırıldı.

 

ANAP ile milli tarım politikalarımıza darbe vuracak yollar duble oldu.

Devamı geldi.

 

AKP döneminde ise inanılmaz darbeler aldı tarım sektörü.

 

Biliyorum, milletimiz, rakam sevmiyor, matematiği hatırlatan her şeye mesafeli ..

Ama bazen bir iki rakamsal veri, koca bir makalenin anlatamadığını anlatır.

 

 

1980-2000 yılları arasında bir milyon çiftçi tarımdan kopmuş,

 

2002 -2007  yılları arasında ise iki milyon kişi toprağını bırakıp tarımı terketmiş.

 

2007-2016 yılları arasında bu rakamların nerelere vardığını başka bir açıdan ele alalım.

 

Tarımdan kopan bu insanlar, nerelere gidiyorlar?

Büyük şehirlere..

 

Varoşlarda, küçük gecekondulara balık istifi doluşarak, hayata tutunmaya çalışıyorlar.

 

Düşünün, az ötede ışıl ışıl ,pırıltılı bir şehir hayatı, uzaktan imrenerek baktıkları yaşamlar var.

 

Dengeleri allak bullak oluyor.

Özelikle gençler fuhuştan alkole, uyuşturucuya; hırsızlıktan küçük çeteciliğe kadar her türlü suça bulaşıyorlar..

 

Birden bire birileri çıkıp bu insanları hidayete davet ediyor.

Genelde bildiğimiz meşhur isimli tarikat ağlarının içine düşüyorlar.

 

Öyle muamele görüyorlar ki; hem geçim yönünden rahatlıyorlar, hem de ilk defa insan yerine koyuldukları hissiyatıyla o tarikata ve şeyhlerine ölümüne bağlanıyorlar.

 

Artık şeyh ne derse o olur.

 

Parti bazında düşünürsek, yine insan kaynağının önemli bir kısmı aynı yerlerdendir.

 

 

Herkes gidip bir partiye, kişiye, şeyhe, tarikata bağlanmıyor tabii.

 

Kimisi de, bir fabrikaya girip küresel sermayenin ucuz işcisi olarak, emeğini ve alın terini asgari ücrete satıyor.

 

 

Gördünüz mü çark nasıl çalışıyor?

Çarkları döndürenler, çarkların arasında çatır çatır kemiklerini kırdıklarını, bir de bu durumdan memnun hale getiriyor.

 

Yani cellatıyla aşk yaşama hali..

 

Dün bir arkadaşımdan dinledim.

Parkta konuşan iki amcadan biri, “Türkiye tank, uçak, füze yapıp satmaya başladı” diye anlatıyormuş yanındaki diğer amcaya..

 

 

Büyük bir medya ordusu, kitleleri uyutmak ve olmayan şeylere inandırmak için çaba sarf ediyor.

 

 

En büyük silahın tank, top değil; gıda olduğunu anlamak için emperyalizmin ülkemizinde içinde bulunduğu bir portföyde yaptığı hamlelere bakmak yeterlidir.

 

Bakın konu yine geldi fındığa dayandı.

 

 

Referandumdan hemen önce Tarım Bakanı, “Fındıkta alım” yapılacağını açıkladı.

 

Bekliyoruz. Böyle bir alım yapıldığını öğrenirsek paylaşacağız sizlerle.

 

 

Devlet tekelinin sürekli ve haksız yere kötülendiği, özel sektörün ise yere göğe sığdırılamadığı günümüzde artık özel sektörde tekelleşti. 

 

Devlet tekeli hem üreticiyi hem de tüketiciyi korur. 

 

 

Özel şirketin ise tek amacı vardır, en düşük maliyetle en fazla geliri elde etmek. 

 

 

Fındık piyasasını kontrol eden üç, dört yerli tekel var.

 

 

En güçlüsü Oltan gıda idi. Yani tekel.

Ne kadar yerli tekel onu bilemem.

17-25 den sonra İtalyan Feraro'ya satıldı.15 Temmuz’dan sonrada soruşturma geçirdi.

 

17-25’den az evvel de devlet eliyle başarılı ihracatçı ödülü aldı..

 

Şu an fındık fiyatları 9 – 9.5 TL civarı..

 

Piyasasanın hâkimi Oltan Gıda’yı da satın alan İtalyan Feraro firması.

 

Hepinizin bildiği marka adıyla, “Nutella..”

 

Hani, kanserojen palm yağı kullandığı skandalıyla gündem olan Nutella.

 

 

Bu yılın başında ortaya çıkan bu skandal haber, bütün dünyada Nutella markasının raflardan inmesine sebep olurken bizde ne oldu dersiniz?

 

Sağlık Bakanı: “Kısıtlama yok, inceleyeceğiz. Konu Tarım Bakanlığı’nın kontrolünde.”

 

Tarım Bakanı: “Palm yağı zararlıdır. İnceleyip sonucu paylaşacağız.”

 

Neyi inceliyorsunuz.

İşte Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA)incelemiş.

 

Raporu yayınlamış:

“Nutella’nın içerisinde bulunan palmiye yağı, diğer yağ çeşitlerine göre daha kanserojen bir madde olarak 

tanımlanmıştır.”

 

Biz hala ilgili bakanlıkların açıklayacağı analizi bekleyeduralım.

 

Neden fındık konusu üzerinde bu kadar ısrarcıyım?

 

 

Çünkü; tartışmasız rekolte şampiyonuyuz.

Dünya üretiminin yüzde 80'i elimizde..

 

Çünkü bizden aldığı 500-600 bin dolarlık fındıkla 10 milyar dolarlık değer yaratan bir İtalya örneği önümüzde..

 

 

Çünkü; dünyanın hiçbir yerinde üretilen fındık, bu toprakların fındığının lezzetiyle boy ölçüşemiyor.

 

Çünkü; en büyük üretici olmamıza rağmen fındık borsası Hamburg'ta ve bu eşyanın tabiatına aykırı bir durum.

Hani bir atasözümüz vardır, “Taş yerinde ağırdır” diye..

Evet, fındıkla ilgili borsa olması gereken yerde olmalıdır.

 

 

 

 

Çünkü; İtalya’nın yaptığı bir hamle vardı.

Türk fındığını, “Aflotoksin var” diye lekeleyip fiyatları aşağıya doğru çektiler. Piyasadan ucuz fiyata fındık topladılar.

Hükümet ne yaptı?

Seyretti..

 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Ordu 'da yaptığı referandum mitinginde fındıktan bahsetmemiş olması, halkı üzmüş.

 

Hemen Numan Bey açıklama yapmış;

 

“Cumhurbaşkanımızın fındık ile ilgili bir konuyu gündeme getirmesi doğru olmazdı. Biliyorsunuz fındıkta serbest piyasa koşullarına göre hareket ediyoruz. Bakın mart ayının ortasından itibaren fındıkta alan bazlı destekler ödendi. Bu ödemeler üreticilerimizin ana sütü gibi helalidir.”

 

Alan bazlı ödeme denilen şey; emperyallerin dayattığı bir proje.

Uygulamaya sokan AKP.

Kocaman bir aldatmaca.

 

 

Yoz, yoluz araziye dönüm başına ödenen 150-200 TL'lik sus payı..

Tembellik ödeneği.

 

 

O para vatandaşa da helâl değildir.

Vatandaşın sizlere verdiği o makamlar, maaşlar da size helâl değildir.

 

İslâm dininde emek esastır.

“Sen yat, ben sana tembellik parası vereyim” demek, bırakın inancı hukuka aykırıdır.

 

Kamu kaynaklarından verilen bu, “Alan bazlı ödemelerde” sizin de, benim de hakkınız olduğunu unutmayınız...

 

Çocuklarınızı Nutella'dan uzak tutunuz. Hepinizi sıkı boykota davet ediyorum..

 

 

Devam edeceğiz Allah’ın izniyle..

 

 

Selam ile

Umut ile..

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
   YORUMLAR
   YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

  YAZARLAR
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi
Gunes Gazetesi Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi Star Gazetesi
Takvim Gazetesi Türkiye Gazetesi Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yeni Çağ Gazetesi
ANKET
Yarın referandum olsa sizin cevabınız ne olurdu?
Parlamenter sistemin devamı için oy veririm
Başkanlık sistemine evet oyu veririm
Çerkezköy ve Ergene İçin Acil Kamulaştırma Kararı
72 Kilometre Plaj Yaza Hazır
Hayatını Çöplükteki Köpeklere Adadı
Kolej Tadında Bisiklet Turu
9 Kişiye 3 Bin Lira Kaçak Av Cezası
Adalet’in Tek Kişilik Trakya Kolu
Metrekareye 20 Kilo Yağdı
Otoyollara Hız Tespit Sistemi Kuruluyor
Katlı Otopark İçin Temel Atıldı
Başkanlığa 4-5 Dönem Daha Niyetim Var
Tezgahının “Bayram Şekeri” Oldu
Meriç’te Erkek Cesedi Bulundu
Tavla Bahane Dostluk Şahane
Marmara Haber Gazetecilik Ajans Ofset Marbaacılık Reklam Organizasyon San. ve Tic. Ltd. Şti
Barbaros Caddesi, Kamburoğlu Sokak No: 10 Çerkezköy - TEKİRDAĞ
Tel: 0 282 725 26 10 - 725 26 80 Fax: 0 282 725 26 44
e-mail: haber@marmarahaber.com.tr

Künye    Reklam    Bize Ulaşın
sanalbasin.com yesidir